Reklamı Kapat

Millî Görüşçü bir belediye başkanının Anı ve hatıraları…

Dursunbey eski Belediye Başkanı Mehmet Filiz...

Millî Görüş belediyeciliğinin örneklerinden birini sergiledi Mehmet Filiz; 1994-1999 yılları arasında, Balıkesir/Dursunbey’de.

Peki, belediye başkanlığı döneminde neler yaptı, hangi hizmetleri nasıl icra etti, hiçbir ayrım yapmadan, partizanlık yapmadan halkı nasıl memnun etti, Mehmet Filiz?

Gelin tüm bu soruların cevaplarını Refah Partili Dursunbey eski Belediye Başkanı Mehmet Filiz’in anı ve hatıralarından hep birlikte öğrenelim. Buyursunlar:

“Bizler görevi aldığımızdan hemen sonra komşusu açken tok yatan bizden değildir düsturu gereğince hemen bir aşevi açarak ilçemizde ne kadar iaşesini temin edemeyecek fakir, miskin, bakıma muhtaç kimse varsa hiçbir fark gözetmeden, ayrım yapmadan, gururlarını incitmeyecek şekilde ayaklarına kadar yemeklerini götürdük ve şunu ilan ettik; mahallenizde ve yörenizde bu şekilde muhtaç kimse var da bize bildirmez iseniz mesuliyeti size aittir” demek suretiyle yükümlülüğümüzü yerine getirdik.

Ayrıca Ramazan ayı boyunca düğün salonumuzda karavana kaynadı, ne kadar garip, miskin, muhtaç ve misafir varsa ayrım yapılmadan iftar ettirildi.

Yine insanlarımızın doğuştan hakları sebebiyle belediye bünyesinde açtığımız sağlık ocağımızda sosyal güvenceden yoksun insanlarımızın sağlık problemlerinin halli için sağlık ocağı açtıktan sonra 1998 yılı itibariyle 13.000 kişilik ilçemizde 11.000 kişiye her hususta hizmet verdik.

Bununla da yetinmedik, köylerde ve mahallelerde bize kadar gelemeyecek insanların ayağına kadar giderek sağlık problemlerini çözmeye gayret ettik.

Kömür, iaşe dağıttık. Bunu da hiçbir zaman politik malzeme yapmadık. Hatta gönderdiğimiz kömür 2 gün kapının önünde bekledikten sonra, “Komşu, bu kömür ya sana ya bana geldi, en iyisi ortadan bölüşelim!” demek suretiyle paylaşmışlardır. Bu, bir farktır.

Yine insanların yaşam haklarından dolayı suyu, 2. ayda 10 ton su harcayan zengin fakir herkese ücretsiz olarak verdik.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan başbakan olduğunda, “Ülkemde aç açık insan kalmayacaktır” beyanatından cesaret alarak “İlçemiz hudutları dahilinde dilencilik kaldırılmıştır” diye ilan ettik. Buna rağmen hâlâ dilenen varsa bunlar hasta ruhlu insanlar olarak nitelendirilmelidir.”   

Millî Görüşçü bir belediye başkanının Anı ve hatıraları…

“MİLLÎ GÖRÜŞ BELEDİYECİLİĞİNDE 5 TEMEL PRENSİBİMİZ VAR!”

Dursunbey eski Belediye Başkanı Mehmet Filiz, anlatmayı sürdürüyor:

“Bir toplumun huzur, barış, refah toplumu olabilmesi, bütün insanların hem dünyasını hem ahiretini mamur edecek prensipleri; dünya kurulduğunda bütün peygamberlerine ve son din son peygamber bizim peygamberimiz Hazreti Muhammed (sav) Efendimiz vasıtasıyla bildirilmiş ve bu hakikatler bilimin ve ilmin ışığı altında gerek toplum bilimciler ve diğer ilim adamları vasıtasıyla tasdik edilmiştir.

Bu prensipleri şöylece sıralayabiliriz:

1) Yaşam hakkının teminat altına alınması,

2) Mal emniyetinin teminat altına alınması,

3) Akıl emniyetinin teminat altına alınması,

4) Nesil emniyetinin teminat altına alınması,

5) İnancın teminat altına alınması.

Bütün bu yukarıdaki saydığımız prensipler nasıl olacak da yaşam biçimine dönüşecek?

Toplum bilimciler bunun ferdi bir çalışmayla olamayacağını ispat etmişler. Bunların ancak siyasetle insanların toplu olarak bir araya gelip bu hususlardaki politikalarını belirleyerek günün şartlarına göre hareketle günlük hayata geçirilebilirliğini sağlamışlardır.

Bütün bu çalışmalar neticesinde bu prensiplerin uygulayıcısı bulunmalıdır ki, buna biz idareci diyoruz.

İdarecinin tanımına gelince; insanların hem dünyasını hem ahiretini mamur edecek sorumlu seçilmiş kimsedir.

İdarecinin vasıflarına gelince; ehliyetli, liyakatli, emin ve adaletli olması gerekir. Bunlardan biri eksik olursa neticeye varılması mümkün değildir.

Bütün bu arzuların yerine getirilmesi ümmet şuuruyla çalışmak neticesinde olur ki, ümmet lügat olarak disiplinli bir teşkilat demektir.

Peki, bütün bu çalışmaların neticesinde yeryüzü suçsuzlar cennetine mi dönüşecektir? Elbette ki hayır! Mutlaka hayır işleyenler de olacak, şer işleyenler de olacak! Ancak idarecinin bütün gayreti iyilikleri emretmek, kötülüklerden men etmektir.”

GELİR DAĞILIMI MUTLAKA ADİL OLMALI!

Dursunbey eski Belediye Başkanı Mehmet Filiz, gelir dağılımındaki adaletsizliğin istenmeyen sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekmekte. Okuyalım:

“Biz yukarıda bahsettiğimiz prensipler çerçevesinde neler yaptık, ne kadar başarılı olabildik, tartışılır. Yeterli midir, tabii ki hayır! Ancak; “Ameller niyetlere göredir” düsturuyla, acizane Cenab-ı Hakk’ın lütfu, insanların gayreti, samimi insanların duasıyla bazı şeyleri yapabildik inancındayım.

Şöyle ki; yaşama hakkının teminat altına alınması için; bütün yaratılmışlar ve eşref-i mahlukat olarak yaratılan insan, Allah’ın (CC) takdiriyle rızkı teminat altına alınmış dolayısıyla yaşam hakkına sahiptir.

Cenab-ı Hak, bazı şeyleri vesile kılmak suretiyle insanların yaşam haklarından dolayı onların rızıklarını tekeffül etmiştir.

Yeryüzündeki ve yerin altındaki bütün nimetler insan oğlunun istifadesine verilmiştir.

İşte bu sebepten dolayıdır ki insanoğlu bazı şeyleri tek başına yaparak mülkteki nimetlerden istifade edebiliyorsa bazı şeyleri de tek başına yapabilmesi mümkün olmadığından bunu organize olmuş bir kurum, kuruluş veya müesseseye çalıştırma yetkisini vermesi lazım.

Burada da çok büyük çapta organizeyi gerçekleştirecek olan kurumun adı devlettir. Örnek vermek gerekirse basit bir mantıkla Edirne’de dünyaya gelen bir insanın Mardin Mazı Dağı’ndaki fosfat yataklarını işletmesi mümkün değildir. İşte kişi bunun sahibi olarak kullanma ve çalıştırma hakkını devlete devreder. Devlet, onun adına orasını çalıştırır.

Ve o insanın refah seviyesini yükseltmek için gelirini Edirne’deki insan dahil coğrafyası içinde yaşayan herkese din, dil, ırk, düşünce farkı gözetmeden eşit olarak bütün insanlara dağıtır.

Buna milli gelirdeki pay denilir ancak bu, adaletin olmadığı sistem ve uygulamada nüfusun belirli bir kesimine verilir. Büyük bir kısım aynı haklara sahip olmasına rağmen fakr-u zaruret içerisinde yaşar.

Bu ise çok tehlikeli bir dağıtımdır. Israrı sosyal patlamaya sebep olur. Sosyal barışı zedeler ve tarihte örneği görüldüğü gibi ülke insanları birbirine düşman kamplar haline getirilir ve iç çatışmaya gider.

Bundan böyle sosyal devletin sınırları içerisindeki insanların çalışamayacak hale gelenlerin ve çalışmak istemeyenlerin yeme içme ve barınmalarını üstlenmek mecburiyetindedir.”

***

(MEHMET FİLİZ: “BİR GÖNÜLDAŞIMIZIN DÜKKÂNINI YIKTIRMAK ZORUNDA KALDIK. ÇÜNKÜ…” GELECEK YAZIDA)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler