İttire kaktıra düşe kalka

İlhami Müdürüm, benden hafta sonu maçlarıyla ilgili bir yazı istedi. Etrafımda veya uzağımda olsun, yıllardır birlikte çalıştığımız gençlerin (daha güzeli ‘bizim çekirgeler’in) bir titri olması ve basın sorumluları olarak bir yerleri yönetmesi açıkçası beni onurlandırıyor. Ve hatta müthiş keyiflendiriyor. Tabi zaman zaman da duygulandırıyor fakat onlara bu durumu çaktırmıyorum. Bizim çekirgeler kimler mi? Onlar kendilerini çok iyi biliyor. Bilmesi gerekenlerin bilmesi de benim için yeterli.

Gelelim futbolumuzun zirve ligi Süper’e... Hafta sonunda oynanan maçların kritiğini tek tek yapmak ve sizleri ayrıntıya boğmak istemiyorum. Benim tarzım bu değil çünkü. Eh bizi takip edenler zaten bizim duruş ve tarzımızı az çok bilirler. O yüzden akıllarda kalan isimleri ve konuları kısaca yazıp hafta sonu maçlarını kapatmak istiyorum. Çünkü lig milli maçlar ve seçimden dolayı 3 hafta tatile giriyor. Bu süre içinde eğer bu satırlarda devam fırsatı bulursak daha önemli konulardan bahsetmek istiyorum

Cuma gecesi Fenerbahçe, Cumartesi Trabzonspor ve Beşiktaş, Pazar ise lider Başakşehir ve takipçisi Galatasaray deyim yerindeyse ittire kaktıra düşe kalka oyun tarzıyla ilginç skorlara imza attılar. Fenerbahçe için Hasan Ali Kaldırım, Soldado ve Mehmet Ekici isimleri aklımda kalan oldular. Hasan Ali 2 golde de ortaları kesendi. Soldado çalışkan santrfordu. Ekici’nin tekniği kördüğümleri ben açarım cinstendi. Aslında sarı-lacivertlileri Sivas’ın ikinci yarıdaki hareketli oyunu ve Hurmacı’nın golü uyandırdı. Moses ve Zajc total futbolun Fenerbahçe adına önemli kazançlarıydı. Fener bu sezon geri dönüşlerin takımı görüntüsünü bu maçta da sergiledi. Başakşehir karşısında da bir dönüşe imza atacaklardı fakat en tepedekiler ve bana göre bazı mevkidekiler bunu pek istemediler(!)

Bordo-mavililer de Erzurum deplasmanında Fenerbahçe-Sivas maçının bir başka örneğini gösterdiler. Opseth ve Eduok puan alıcı skor vuruşlarını tabelaya yazdıramadı. Trabzonspor ise son yarım saat kala teknik futbolcusu Nwakaeme ile zoru kolaya çevirdi. Puan durumuna bakıldığında oldukça rahat pozisyonda olan Fırtına 3 hafta sonra daha farklı esmeye başlar diye düşünüyorum ve buraya da yazıyorum. Erzurumspor, evinde Kasımpaşa’ya yenilen Akhisar ile birlikte tehlikeli viraja girmiş bulunuyor.

Şenol Güneş’in milli takım teknik patronluğuna gelmesiyle birlikte zaten ligde pek havası kalmayan Beşiktaş, Tamer Tuna’nın geri dönüşüyle alt sıralardan kurtulma hesapları yapan Göztepe’yi son anlarda zorlansa da Burak Yılmaz’la geçti. Şampiyonluk için çok geride kalan siyah-beyazlılar, kafasında milli takıma sayfa açan Güneş’in her türlü yanlış yorumlarına rağmen ikincilik yarışı için önemli bir üç puan aldı. Bu puanların alınmasında ferdi teknik özellikleri bulunan isimlerin fazlalığı etkiliydi. Sonraki maçlarda eğer kulübedeki otorite yerine saha içindeki futbolcular inisiyatifi kullanırsa çok ilginç Beşiktaş maçları bizleri bekliyor diyebilirim.

Ligin VARlıklı lideri (!) Başakşehir golcüsü Edin Visca’nın pozisyonları çok basit bir şekilde harcamasıyla 2 puanı Kayseri’de bıraktı. Gerçi Kayseri de güzel futbolunu Visca’ya nazire yapan Umut Bulut’un beceriksiz vuruşları sayesinde kendisi için önemli 2 puanı stadın çimlerine gömdü. Eprianu için her zaman önemli bir isim demişimdir. Bir kez daha kanıtlandı. Bir futbolcu bazen takımı için çok futbolcudur. Eprianu da böyle bir yetenektir. Kayseri için bir puan yine de bu hafta için önemli bir kazançtır. Çünkü ligin dibinde bulunan rakipleri puan kaybettiler.

Bu sezon deplasmanlarda zorlanan Galatasaray, en korkulu rakibe konuk oldu. Zaten skor da tabelaya bir anda 2-0 yazıldı. N’Diaye’nin golü sarı-kırmızılıları oyunda tuttu. Bu gol her zaman pozitif futbol oynatmasıyla bilinen Samet Aybaba’nın ve öğrencilerinin de kimyasını bozdu. Tabii Fatih Terim ilk yarıdaki Belhanda yanlışını N’Diaye-Donk ikilisine dönerek doğruya çevirdi. Belhanda serbest oynayınca usta ayaklar Galatasaray’ı önce Bursa karşısında öne geçirdi ardından da şampiyonluk potasında tuttu. Hele Feghouli’nin golünü izlerken Hagi geldi aklıma. Muslera’ya da ayrı bir parantez açalım. Eğer Galatasaray şampiyon olacaksa ya da ikinciliği garantiye alacaksa Uruguaylı file bekçisinin payı büyüktür. Diagne belki de beklenen patlamayı yapamadı ama Feghouli’nin klas vuruşu öncesinde stoperleri kale önüne taşıması doğru bir hareketti. Puan farkı 6’ya indi. Eğer bir takım şampiyon olacaksa bu tarz geri dönüşlere imza atmalıdır. Fakat matematiksel hesap daha netleşmemişken geçtiğimiz sezon olduğu gibi bir takımı şampiyon ilan etmek doğru bir davranış biçimi olmasa gerek. Bence Başakşehir’den Real Madrid meydana getirmek hiç de akıllıca değildir. Buradan duyurulur.

Özetle, zirve takımları küme düşme hattındaki ekiplerle karşılaştı. İttire kaktıra, düşe kalka maçlar izledik. 3 hafta ara var. Tüm takımlar ağır hasarlı. Bu sırada yaralar sarılır, sakatlar iyileşir. Bakalım bu uzun ara kime yarar?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?