Reklamı Kapat

Yalanın saltanatı yıkılmalı

Bismillâhirrahmânirrahîm;

31 MART yaklaşırken siyasetin dili iyice argolaştı; yalana yöneldi. Seçimlerde “yerel konular ve çözümleri” konuşulması gerekir. Asıl gündemi örtmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ülkeye yazık oluyor.

Yerel konular enine boyuna konuşulmalı, değil mi? 3 dönemdir belediyeleri ellerinde bulunduran partiler, örnek uygulamalarını anlatmalılar. AKP, “Seçim manifestosu” diyerek imar düzeni, yatay mimari, üretim, şeffaflık gibi vaatlerini sıraladı. Sanki ilk defa belediye seçimlerine giriyormuş gibi. Sen, önce 3 dönemlik icraatlarının hesabını ver de; yeni vaatlerini yerine getirip getiremeyeceğine karar verelim.

Saadet Partisi Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Süleyman Demirel, “Özel gayretimle belediyelerde ihalelerin kimlere verildiğini, maliyetini, belediyenin borç miktarını araştırıyorum; çok azına ulaşabiliyorum. Halkın belediyede olup bitenden haberi yok” diyor. Merkezefendi Belediye Başkanı Mimar Taner İzgi de, “Büyükşehir Belediye Başkanı’nın önceki seçimde 220 proje vaat ettiğini, ancak 2’sini yerine getirebildiğini” anlatıyor.

Şeffaflıksa, buyurun halkın merak ettiği konuları aydınlatın. “İstanbul’a, şehirlere ihanet ettik” dediniz; ama iyileştirme konusunda bir adım attığınızı görmedik.

Halk, “metal yorgunu” oldukları gerekçesiyle görevden alınan belediye başkanlarının suçlarının ne olduğunu öğrenmek istiyor. “Seçimle gelen seçimle gideceğine göre”, görevden alınma gerekçeleri açıklanmalı ki, şeffaflık olsun. Meselâ, Kadir Topbaş’ın İstanbul Büyükşehir görevinden alınmasının sebebinin, “imar rantına imza atmayışı” olduğu haberleri yayıldı. Olayın iç yüzünü öğrenmek seçmenin hakkı! Yanlışlıkları unutturmak için suni gündemler üretmek çözüm mü?

 

BELEDİYECİLİK KRİZİ

BIRAKIN da belediyecilikle ilgili her şey, enine boyuna konuşulsun! Liderler TV’lere birlikte çıksınlar. Başkan adayları rakipleriyle tartışsın. Liderler, başkan adayları birbiriyle kaynaşsın. Ona bağlı olarak halk da!

Hayret ediyorum! TRT’nin tek kanallı olduğu dönemlerde liderler birbiriyle tartışabiliyor; başkan adayları TV’de projelerini yarıştırabiliyordu. Şimdi yüzlerce TV kanalı var; iletişim araçları çeşitlendi; ama siyasiler birbiriyle kavgalı; uzlaşma kültürüne yabancılar. Ondan sonra da demokrasi, millî irade, halkım, milletim… Lâfa gelince “demokrasi” yetmiyor; “ileri demokrasi”den söz ediyorlar. Millet kuru lâfa prim verir mi? Yoksa, Erbakan Hoca’nın deyimiyle, “Hadi ordan! Çocuk mu kandırıyorsunuz” der?

Belediyeler reklâm hizmeti yapıyor; şehirde en çok görünen şey tabelalar, panolar, billboardlar, bez afişler; belediyeler ve başkanlarının reklâmları… Halk, reklâm yapmayın; hizmetlerinizi hissettirin, yeter, diyor. Ne dersiniz?

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, “Değerlerimize uygun olmayan garip bir şehircilik anlayışı oluştu” diyor. Cevabınız ne?

Ya beton şehirler eleştirisi… Belediyelerin borç batağında olduğu iddiaları… Yolsuzluk… Usulsüzlük… İsraf… Rüşvet… Plansızlık… Rant elde etmeyi amaçlayan başkanların halkı “müşteri” olarak görmesi... Promasyonlar… Nice yanlış yürüyen işler… Bunlar sorgulanmayacak mı? Bazı siyasiler birbirine lâf yetiştirme yarışını bitiremeden seçim günü kendimizi oy sandığının önünde bulacağız.

1.389 İDEALİST YİĞİT

SAADET Partisi’nin her seçim bölgesinde kendi adaylarıyla seçimlere katılması bazı siyasi partileri korkuttu. Dizlerinin bağları çözüldü; ne dediklerini bilemez oldular; ayakları birbirine dolaştı.

Saadet Partisi, 14 Mart akşamı İstanbul Esenler’de kalabalık ve coşkulu bir gece mitingi yaptı. Aynı saatlerde AKP Genel Başkanı da Habertürk, Show, Bloomberg HT’nin ortak canlı yayınındaydı. Ne dese beğenirsiniz?: “Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir adayı yok.” Dil sürçmesi mi, dersini çalışmamışlık mı, yalan mı, diyelim?

Temel Karamollaoğlu cevap verdi: “Yahu, hiç mi Allah’tan korkunuz yok. Bu kadar yalanı nasıl söylüyorlar, havsalam almıyor? Hiç mi utanma duygusu yok?”

Geçmişte Erdoğan’la yakın mesai arkadaşlığı yapmış, teşkilâtın içinden gelen Saadet Partisi İstanbul Belediye Başkanı Adayı Necdet Gökçınar sosyal ağlarda paylaştı: “Erdoğan benim adaylığımı bilmiyorsa cumhurbaşkanı olamaz. Bu şarkı da burada biter.”

Hele, Saadet Partisi’nin başka partilerle “ittifak” yaptığı yalanları! Desteksiz atışlar! Çünkü Saadet Partisi, istisnasız en küçük beldelerde bile, hem de kazanma amacıyla seçimlere tek başına giriyor. YSK, hepsinin “seçilme yeterliliği”ne sahip olduğunu onayladı. Başka partiyle “ittifak” yapma “boşluğu yok.” İttifak yollarını kapattı! Her yol Saadet’e çıkıyor. Rakiplerini şaşırtan Saadet Partisi’nin 1.389 idealist yiğidi nasıl bulduğu! Oy pusulasındaki yerinin 1. sırada oluşu!

“Yalanın saltanatı” yıkılmalı. Siyaset dili “nezaket” üzerine kurulmalı. Siyaset kirletilmemeli. Saadet Partisi, seçim sonrası zaferini kutlayacağını; kendilerine oy vermeyenlerle kucaklaşacağını söyleyen tek parti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?