Reklamı Kapat

Ok, mızrak yarası iyileşir dil yarası iyileşmez!

Herkesin, bilhassa cemiyette söz sahibi olanların diline, sözlerine çok dikkat etmesi gerek. Söz deyip geçmeyin. Bakınız Yunus Emre ne demiş:

 “Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı / Yağ ile bal ide bir söz”.

Molla Cami’de geçen şu beyit çok manidar: “Cirâhâtü’ssinâni lehâ’ltiyâmu / Velâ yeltâmu mâ cereha’llisânu” (Ok, mızrak yarası iyileşir / Dil yarası iyileşmez.)

Aslında bütün bu kelam-ı kibarların kaynağı ya bir ayet-i kerimeye, ya bir hadis-i şerife dayanır. Hz. İbni Ömer’in (r.a.) rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

“Fitnecilerden sakının. Zira lisanla fitneye düşmek, kılıç çalmak gibidir. (kılıcın tesiri gibidir)” (Râmûz El-Ehâdis, c.1, s. 176-4)

Bazen bir söz, büyük bir fitneye sebep olabilir. Fitne kapısını aralar ve kan dökülmesine dahi yol açabilir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) buna işaret buyurmuştur.

Müslüman’a düşen görev, diline sahip olmak, güzel ahlak sahibi olmaya çalışmaktır. Müslüman asla yalan söylememelidir. Gıybetten, dedikodudan, iftiradan sakınmalıdır. Hz. İbni Mes’ud’un (r.a.) rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:

“Yalandan sakının. Zira yalan fücura (günahlara) götürür. Fücur ise ateşe götürür. Muhakkak ki adam yalan söyler ve yalan söylemekte devam ederse Allah indinde ‘çok yalancı’ olarak yazılır. Size doğruluğu tavsiye ederim. Zira doğruluk iyiliğe götürür. Ve iyilik de cennete götürür. Muhakkak ki adam doğru konuşur ve doğruluğa devam ederse Allah indinde ‘Sıddîk’ diye yazılır.” (a.g.e., c. 1, s. 176-5).

Yalancılık ve iftira kötü ahlakın başında gelir. Kötü ahlak için Hz. Ali (r.a.) şöyle diyor:

“Bütün yaralar için ilaç vardır, iyileşirler. Kötü ahlakın ise ilacı yoktur, iyileşmez.”

Ağzına geleni söylemek, iftirada bulunmak, bir hedefe ulaşmak için yalanı ve her türlü gayr-ı meşru yolları mübah görmek, İslâm’ın şiddetle reddettiği ve çok çirkin gördüğü davranışlardır.

Zahiren basit gibi gözüken bir söz, ya da bir hareket felâketlere sebep olabilir. Bediüzzaman, bu hususta şöyle diyor: “Öyle zaman olur ki, bir kelime bir orduyu batırır, bir gülle otuz milyonun mahvına sebep olur. [Haşiye: Sırp bir neferin Avusturya Veliahdı’na attığı bir tek gülle, eski Harb-i Umumî’yi (Birinci Dünya Savaşı’nı) patlattırdı, otuz milyon nüfusun mahvına sebep oldu.] Öyle şerâit tahtında (şartlar altında) olur ki, küçük bir hareket insanı âlâ-yı illiyîne (cennetin en yüksek derecesine) çıkarır ve öyle hâl olur ki, küçük bir fiil insanı esfel-i sâfilîne indirir.” (Mektûbat, Hakikat Çekirdekleri, s. 457)

Bilhassa eli kalem tutanlar, ağzı laf yapanlar çok dikkatli olmalıdır. Bazen medyada ve sosyal medyada rastladığım sözler karşısında inanın yüzüm kızarıyor. Ülkemizde insanların birbirine bu şekilde hitap etmesini havsalam almıyor. Ne için? Ne uğruna? Bu sözlerin sonunda ne elde edilecek? Bir daha yüz yüze bakılmayacak mı?

Osmanlı’nın son demlerinde, Meşrutiyet yıllarında da böyle olmuş, koca koca adamlar birbirlerine demediklerini bırakmamışlardı. Mehmet Âkif merhum bir şiirinde o devrin atmosferini şöyle tasvir etmektedir: “Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa, / Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa, / Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli; / Kalmıyor kimseciğin muzmeri (saklısı, gizlisi) artık gizli. / Dalkavuk devri değil eski kasâid (kasideler) yerine, / Üdebânız (edipleriniz) ana avrat sövüyor birbirine!”

İşte o günlerde Bediüzzaman Hazretleri, eli kalem tutanlara seslenerek: “Edipler edepli olmalı / Bilhassa edeb-i İslâmiye ile müteeddip olmalı” (İslâm ahlakıyla ahlaklanmalı ve bu ahlakın gereğini yerine getirmeli) diyordu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?