Son Dakika Haberleri

Reklamı Kapat

İsmet Özel için ölüm bir “yıkılma” anı mıdır?

İsmet Özel’in 11 Mart Pazartesi günü kalp krizi geçirdiği gündeme düştü. Öncellikle kendisine Allah’tan şifalar diliyorum. Söz konusu haberlerden sonra sosyal medyada kendisiyle ilgili birçok geçmiş olsun temennilerini içeren mesajlar yayımlandı. Bu mesajların yanında da kendisine ait birçok mısra da paylaşıldı. Ancak dikkatimi celbeden durum söz konusu şifa temennilerinin “yıkılma sakın” başlığı altında paylaşılmasıdır. Bu paylaşımlar İsmet Bey için ölümü bir yıkılma anı olarak yansıtmaktadırlar. Peki gerçekten İsmet Bey, ölümü bir yıkım olarak mı telakki ediyor, yoksa ölümü doğal bir durum olarak mı karşılamaktaydı?

İsmet Bey, şiirlerinin birçoğunda “ölüm”ün kendisine atıf yapmaktadır. “Yorgun” isimli şiirinde “ölüler beni ölüme yakıştıramaz” derken yakıştırma konumunda bulunanların “ölüler” olduğunu dile getirir. Yine “Yaşatan” isimli şiirinde ise “ölümden korkup da sonunu sayan / ölür gider yar koynuna giremez” der. İsmet Bey, insanların ölüm karşısındaki tutumlarına “Üç Firenk Havası” başlıklı şiirinde işaret etmiştir. Bu şiirinde kendisinin ölüme bakışı da rahatlıkla fark edilmektedir. İbrahim Tüzer’in hazırladığı “İsmet Özel’in Şiirleri Üzerine Bir İnceleme” başlıklı doktora tezinde, şiirin başında kullanılan “hava” kelimesi müzik parçalarında kullanılan bir türe de işaret ettiğini ve buradan hareketle “Frenk Havası” dendiğinde, “dans havası”, “roman havası”, “oyun havası” gibi müzikal bir dünyanın içine girildiğini ifade eder. Bu tarz “hava”ya dahil olanlar için önemli olan keyif ve eğlence halinin devam etmesi olduğundan sözkonusu “hava”nın bozulmasına izin vermezler. Şair, şiirin ilk bölümü neşe ve keyif anlamına gelen ve hicivsel aktarımlı müzik parçalarına da verilen bir isim olan “Capriccio” ve “ölüm” kelimelerini bir araya getirerek “Capriccio Ölüm” adını verir. Şiirin hemen başında İsmet Bey, “Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için / çünkü mahvına sebep nihayet bir sinektir / ama Fanya Kaplan / nasıl öldü diye sorsak sanırım / işimiz fazlasıyla ciddileşir. / Bize ne başkasının ölümünden demeyiz / çünkü başka insanların ölümü / en gizli mesleğidir hepimizin / başka ölümler çeker bizi / ve bazan başkaları / ölümü çeker bizim için” diyerek ölümün kaçınılmayacak bir durum olduğunu da vurgulamış olmaktadır. Aynı şiirin devamında ise modern zamanlarda yaşayan  insanların ölüm algısı dile getirilir: “Ölümle şaka olmaz diyenler / kıyasıya yanıldılar bu çağda / Taksitle Ölüm diye bir roman yazıldı artık / Önce Öl/Sonra Öde denilmek suretiyle / aşılıp geçildi bu roman da”

İsmet Bey, hiçbir zaman ölümü modern insan gibi bir “yıkılma” anı olarak görmedi. Çünkü “Waldo Sen Neden Burada Değilsin” isimli kitabında dediği gibi haksızlıklara razı olmadığından dolayı kendisini bir “boşunalık duygusu”na hiçbir zaman kaptırmadı ve “ölüm”ü kaçınılması gereken bir durum olarak telakki etmedi. “Desem Öldürürler Demesem Öldüm” ifadelerinin sahibi olan  şair, “Şairleri Affedebiliriz” başlıklı yazısında “ucunda ölüm olmayan şeyi ciddiye almak zorunda değiliz” diyebilmekte ve şairleri ciddiye almak için şairlerin “ölüm kalım savaşı”na girmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle İsmet Bey, “ihtiyaçları merkeze alarak” yapılan insan hayatı tanımlarına karşı çıkar ve insan hayatı için başlangıç noktası olarak “ölüm”ü seçer. Toplum hayatı yeni ihtiyaçlar doğurdukça ve toplum ilişkileri gelişip karmaşıklaştıkça ihtiyaçların da biçim değiştirdiği düşüncesini öne sürmeyi ölüm gerçeğini insandan uzaklaştırma niyetinin en uç noktası olarak gören şair için ölüm ne korkulacak ne de kaçınılacak bir şey şeydir. Ölümü sadece insanın tanıyabileceği ve görebileceği bir vakıa olarak gören ve “Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum / kökten dallara yürüyen sular gibi / yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne / yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir / dağların esmer ve yaban telâşından kurtula diye / torna tezgahlarında demir. / Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen / yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri / kanla dolar pazuları tarladakinin / hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki / gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm / yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri” diyen İsmet Bey, “Yıkılma Sakın” başlıklı şiirinde şunu söyler:

Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim

bütün devrimcilerin çektikleri

biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır

dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki

pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak

ama budandıkça fışkıran da bizleriz

ölüyoruz, demek ki yaşanılacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?