Reklamı Kapat

Okumayı ve yazmayı bırakanları nasıl tanıyabilirsiniz?

Gündem denilen çeldiricinin etkisinde kalmadan okuma yazma hattı üzere istikametini seçenlere selam olsun. Bu yazarların en önemli özelliği düşünme yılgınlığı denilen şeye prim vermemeleri. Düşünme yılgınlığı olduğu yerde kalmaz peşine okuma, yazma ve anlatma gibi önemli unsurları da takar. Sosyal ve siyasi olaylar bazı insanların enerjisini sıfırlar ve hiçbir şeyin istenilen biçimde cereyan etmeyeceği konusunda derin bir ümitsizlik içerisine girerler. “Okumakla olmuyor” derler, “yazmak da bir şey ifade etmiyor” diye sızlanırlar. Bu kişiler nezdinde “düşünmek” de beyhude kürek çekmeye benzer bir yorgunluktur. Dün okudukları kitapların bugün hasmı durumuna gelmişlerdir. Yazmayı küçümserler. Her fırsatta bir zamanlar kendilerinin de yazdığından dem vurarak akılları sıra bu işlerin zaman kaybı olduğunu söylemek isterler. Aslına bakarsanız bu kişilerin sadra şifa bir tek çözümleri ve çareleri yoktur.

Aktif okumayı ve yazmayı terk eden kişilerin ortak özellikleri şunlardır:

  • Bu zamana kadar okuduk yazdık da ne oldu? (Bu kişilere sormak lazım, ne olmak istiyordun da okuduğun kitap ve yazdığın metin sözünde durmadı?)
  • Herkes bir taraflara kaydı. Fikir ve düşüncenin hiçbir belirleyiciliği kalmadı. O halde ben de bu eleştirdiğim kişilere uyum sağlayayım.
  • Edebiyat karın doyurmuyor, tarih geçmişi geri getirmiyor, coğrafya insanın kaderi, bulunduğun çizginin dışına çıkamıyorsun, felsefenin ne zaman bir hayrını gördük ki şeklinde yakınmalar.
  • “Güvendiğim dağlara kar yağdı” sendromu. Dağın karla buluşması hayal kırıklığı oluşturuyorsa söyleyecek söz kalmamış demektir. Herkesin ümidini bağladığı dağları hatta sıradağları var. Bir gün bu dağlara kar yağdığında, çığ düştüğünde ya da bulunduğumuz yere çivilenip kalıyoruz. Bodur ağaçlara bile dağ muamelesi yapan her an hayal kırıklığına hazır olmalıdır.
  • “Odamda yer kalmadı kitaptan” kompleksi. Buna, “Hanım kızıyor” refleksi de diyebilirsiniz. Kitapların en büyük özelliği evin diğer eşya ve mefruşatını kamufle ediyor oluşudur ki bu durum bazı kadınların hiç tahammül edemeyecekleri bir görüntüdür. Bu yüzden odayı işgal eden kitapların kafaları istila etmesi de kendiliğinden gerçekleşmiş olur.
  • Yazmadan dönme okumadan dönmeden çok daha farklıdır. Bu tarz dönmeler kıl dönmesine benzer. Bulunduğu en yakın yere ve çevreye zarar verir. Olumsuzluğunu dıştan ziyade içe doğru yayar. Birilerinden cesaret alarak yazmayı bırakmaya vesile kılmak ve bu dönüşte bir hikmet esintisi oluşsun ister. Bu tür dönüşlere “dön baba dönelim” döngüsü denir.
  • “Elim kaleme gitmiyor” tükenci. Daha başlamadan bitirmek, ham iken olgun meyve salınımına durmak bu tür tükenç emareleridir.
  • Kitapçı dükkânı açmak. Aşçı olduktan sonra yemeklerle arası açılan adamın hali gibidir. Aşçı nasıl kokusu ile doyarsa yemeğin, kitapçı da kolisiyle kutusuyla doyar.
  • “Okuyacak halden okunacak hale geldim” seviyesi. Buna bir başka tabirle “n’oldum delisi” de denilebilir. Bu deli çeşidi bir makama gelmiştir. Kitap sadece masa süsü olarak yer alır bir tarafta. Okunmuş kitapların suyunu içer gibi bu şahıslar kitap okuyucuların nefesleriyle idare ederler. Hep onların ağızlarına bakarlar. Kitap okuma faslından geçip dudak okuma faslına giriş yaparlar.
  • Yorgunluklarını ve de hayat karşısında yenilgilerini aslında yeni bir dönemin başladığına hamlederler. “Ben bittim arkadaş” demeyi gururlarına yediremediklerinden “şiir bitti”, “hikâye gitti”, “roman zaten yoktu”, “tarihin sonu geldi”, “dijital kıyameti yaşıyoruz”, “ahır zamandayız” gibi gerekçelerle vaziyeti kurtarmaya çalışırlar.
  • Okumayı yazmayı bırakan kişiler cümlelerini yere düşürmüş, ya da sağa sola fırlatıp atmış kişilerdir. Bu tür kişilerin cümlesinin cümlesi yoktur. Cümleleri yanlış iliklenmiş gömlek düğmeleri gibidir. Eşyaların değerleri değil fiyatları ilgilerini çeker. Rakamlara iman ederler.
  • Okumadıkları kitaptan içinde bulundukları durumun kitaptaki yerini öğrenmeye çalışırlar. Bulamayınca da “kitaplar bizi anlamıyor” diye şikâyet ederler.

Kitaptan irtibat eden o kadar çoktur ki toplasan ciltler dolusu kitap olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?