Reklamı Kapat

Daralma…

Israrla konuşulmayan, gösterilmeyen, konuşulursa da belli algılar dahilinde halka takdim edilen ekonomik sıkıntı, çoktan kriz safhasına eriştiğini her açıklanan veriyle belli ediyor. Halkın gerçek gündemi ve sıkıntıları yerine, tabii oldukları gücün “üretilmiş gerçeklerini” ve “faydasız polemiklerini” sürekli gündemde tutan medyaya göre de yaşanan ekonomik sıkıntıların tamamı “küresel spekülatif saldırı” kaynaklı. Yoksa her şey çok güzel yani..

Her nedense bu “küresel spekülatif saldırı”nın faili kimdir, nasıl gerçekleşmiştir, bir türlü söylenmiyor. Hangi ülke, hangi kurum, ne şekilde bu “saldırı”yı gerçekleştirdi, hiçbir açıklama yapılmıyor. Ama ekonomik kriz sözü geçer geçmez de hemen “küresel spekülatif saldırı” ortaya atılıyor. Türk ekonomisinin halihazırdaki yapısal sorunları ve son yıllarda baş gösteren sıkıntıları, uygulanan yanlış politikaların bu duruma zemin hazırladığı gibi hususlar göz ardı ediliyor. Günah keçisi olarak “küresel spekülatif saldırı” denip mesele kapatılıyor.

Ekonomideki yanlış politikalar, ekonominin başlıca sektörlerinden tarımda da tam gaz sürüyor. Daha doğrusu, tarımdaki politikasızlık hız kesmiyor. Netice olarak da üretim yetersizliği, çiftçinin üretimden kaçması, yüksek girdi maliyetleri gibi sonuçlar ortaya çıkıyor. Vatandaşa yansıması ise ateş pahası sebze meyve fiyatları, cep yakan etiketler ve zararına satılan sebze meyve için girilen “varlık”(!) kuyrukları oluyor.

Bugüne kadar uygulanan günübirlik ve popülist politikaların bugünkü birikmiş olan sorunların nedeni olduğu hala anlaşılabilmiş değil. Borçla ve tüketimle sağlanan büyümenin “sıhhatli” olmadığı ve bir gün gelip çarkların dönemez hale geleceği belliyken ve bu yönde uyarılar geçmiş yıllarda çokça yapılmışken, hiçbir tedbir alınmadı, hiçbir şekilde frene basılmadı. Her seferinde “yaklaşan seçim” gibi popülist gerekçelerle, “günü kurtaralım” yaklaşımıyla hareket edildi. Bu “seçim kazanma odaklı” yaklaşım, varolan sorunları çözmeye yetmediği gibi yenilerini de üstüne ekledi.

Bugün gelinen noktada, ciddi bir ekonomik kriz sokağa kadar yansımış durumda. Resmi rakamlarla bile işsiz sayısı 4 milyona ulaşmış durumda. Ekonomik aktivite ciddi olarak yavaşlamış durumda ve 2018’in son çeyreğinde ekonomi yüzde 3 oranında daraldı. Milli gelir, 2017’de 851 milyar dolarken, 2018’de yüzde 8 küçülerek 785 milyar dolara indi. Milli gelirdeki küçülme 66 milyar dolar! Kişi başına düşen milli gelir ise 965 dolar erimiş ve2017’deki 10 bin 597 dolar seviyesinden, 2018’de 9 bin 632 dolara düşmüş durumda.

Türk ekonomisi, Cumhuriyet tarihi boyunca halihazırda yüzde 4,5-5 bandında bir büyüme ortalaması tutturmuş durumda. Bu iktidar döneminde de (ki tek parti iktidarı ve son yıllarda gücü tam manasıyla kendi tekelinde tutan, önünde hiçbir engel de bulunmayan bir siyasi iktidar) aşağı yukarı aynı oranda bir büyüme söz konusu. Ancak Türkiye, “gelişmekte olan ülkelerin” belası olan “orta gelir tuzağı”na takılmış durumda ve gelir olarak olduğu yerde sayıyor. Daha doğrusu sayıyordu!

2015’te 11.014 dolar olan kişi başına milli gelir, 2016’da 10.807 dolara, 2017’de 10.597 dolara düşerken, 2018’de ise 10 binin de altına iniyor ve 9.632 dolara geriliyor. Bir sene içinde dolar bazında 965 dolar fakirleşmişiz yani! Bu ortaya çıkan rakamlar, sadece geçen seneki devalüasyona bağlanabilecek veriler değil. Son 4 senede sürekli gerilemiş. Biriken sorunlar ötelendikçe daha da büyümüş, “seçim odaklı” popülist politikalar da ısrar edildikçe sorunlar daha da içinden çıkılmaz hale gelmiş yani.

Sorunlara yönelik popülist yaklaşımlar biter mi peki? Seçim öncesi halkın tepkisi oluşmasın diye apar topar kurulan ve “seçime kadar” zararına satış yapılacak olan tanzim satışlarda sunulmak üzere önce soğan ve şimdi de patates ithalatı kararı alınması, aynı “günü kurtaralım” anlayışının devam ettiğini gösteriyor maalesef.

Bir de ekonomik krizi bile “göremeyen”, güce endeksli STK’lar var ki, ekonomik daralmayı bile “moral verici” görebiliyorlar. “Yanlışa yanlış demek” de bir erdemdir halbuki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?