Reklamı Kapat

Yargı, etik bildirgeyle yaralarını sarıyor!

Adalet mülkün temeliyse, o temeli atan, insan, toplum ve devlet sarayını inşa eden de yargı kurumu değil midir?

Oysa “Kadı”nın adaletinin gücünün, herkesi kuşattığı dönemler Tanzimatla birlikte geride kalmaya başladığından beri yargı hep tartışmaların “Odağı” oldu.

Zamanla yargı bir avuç batılı elitin, daha beyaz Türklerin, ülkenin daha eşitlerinin hak ve özgürlüğünü koca bir millete karşı korumak üzere dizayn edilmiş gibiydi adeta. Düşünün ki Erbakan gibi bir insanın tam dört partisini kapattı o yargı! Sebep? Havadan, sudan, “Fasa fiso!”

ULUSAL VESAYET, PARALEL VESAYET Mİ?

27 Mayıs… Bugün yıldönümü olan 12 Mart, 12 Eylül’de ve arada geçen yıllarda “Yasama, Yürütmeye karşı Yargı” gayet bağımsızdı. Ama örneğin 28 Şubat’ta da bağımsızdı lakin tarafsız değildi! 16 Nisan değişikliğinde “Tarafsızlık” da ilave edildi.

***

Yargının bu imtiyazlı, tartışmalı konumunu birileri çok fena istismar etti. Nasıl mı? Sınavlara hile katarak, yargıdaki asırlık vesayete karşı, paralel bir vesayet yapısı kurarak. Ardından 2000’lerde kumpas davaları geldi. Hukuksuz dinlemeler, kumpas yargılamalar için yalan delil oluşturmalar… Bu süreç bizi 17/25 Aralık’a, ardından 15 Temmuz’a götürdü. 12 bin hakim ve savcının 4 bini tasfiye edildi.

Böyle vesayetlerle kuşatılmış bir yargıya güven, itibar nasıl olur? İşte Türk yargısı bütün bu zorlu süreçlerden sonra şimdi kendine gelmeye çalışıyor.

BU KADAR BADİREYİ ATLATMAK KOLAY MI?

Bu kapsamda dün 19 bin 320 hakim ve savcıyı ilgilendiren “Yargı Etiği” bildirgesini Adalet Bakanı ve HSK Başkanı Abdülhamit Gül’den dinledik. Gül, “Yargının kendine özgüveninin eseri” olarak takdim edilen bildirgeyi HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz ve 11 üyesinin katılımıyla açıkladı. Sonrasında değerli başkan ve üyelerle birlikte sohbet imkanı bulduk.

***

Reform, açılım, atılım, etik gibi çıkışlar genelde dost pazarda görsün içindir.

Ancak bu kez anladığım bir iyi niyet var. Düşünün ki 15 Temmuz’dan sonra 12 bin hakim ve savcının 4 bini FETÖ’cü diye tasfiye edilmiş. Ve bu 2.5 yılda hakim savcı sayınız hızla 19 bine çıkmış. Nicelik artmış ama ya nitelik? FETÖ’den göz altına alınan dile kolay, tam 500 bin kişi işte bu hakim ve savcıların önüne gelmiş, geliyor.

İşte “Yargı Etiği” bildirgesi bugün ve gelecekte yargıya olan güven için aslında bir ilk adım. Amaç hakim ve savcıların vicdanına seslenmek, sosyal itibarını, duruşunu metîn kılmak.

BİZE MÜSTAKÎM BİR YARGI GEREK!

Hakim ve savcının sosyal medyadaki paylaşımından, sosyal mekandaki varlığına kadar “Bağımsızlık, tarafsızlık, hak ve özgürlükler tavrı, insan onuru, doğruluk, dürüstlük, saygı ve nezaketini” kendi öz vicdanında “Hakim” kılmak.

Yargı Etiği Bildirgesinin girişinde, geçerliliğini günümüzde de koruyan mükemmel hakim tarifiyle Mecelle’nin şu ifadeleriyle hakim ve savcıları şöyle tanımlıyor: “Hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metin” insanlardır diyor hakim ve savcılar.  Evet evet. Türk yargıçları müstakîm olsunlar. Bu millete yeter. Adaletin, asırlık yaralarını sarma gayretini görmek güzel. İnşallah devamında kuvvetin değil, hak ve hukukun mutlak üstün olduğu günler de gelir.

SONU HAS GİBİ OLMASIN!

Siyasette iki konu var. Biri seçim. Biri yeni oluşum veya parti. Kurulacak mı, kurulmayacak mı? Oluşum mu kalacak, kimler olacak vs. vs. Her şey 31 Mart’a endeksli.

Lakin o yeni partiye geçmeyi düşünenlerin aklında bir HAS örneği var. HAS parti de o heyecanı oluşturmak istemişti. Vitrini de renkliydi. Ama ömrü çok kısa sürdü. Diyeceğim o ki, yeni partiye geçmeyi düşünenlerin kafasında kocaman bir HAS güneşi var! Ya öyle olursa!

MECELLEDE  HAKİM TANIMI

 “DEVLETİN DİNİ ADALLETTTİR” veya

“ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.” Sözünü gerçekleştirecek  

Hakim ve vasıflar

MECELLEDE bakın nasıl tanımlanlış!

Davasında HAKİM

İşinde HEKİM

Düşüncesinde FEHİM

Anlayışında MÜTEKEMMİL

Tavrında MÜSTAKİL

Mücadelesinde METİN

Mevkiinde MEKİN

Hükmünde MUHKİM

Yaklaşımında KADİM

Kendinden EMİN

Hayatında  KAMİL

Olmalı  diye kayıt düşülmüştür.

Günümüz siyasilerine nasıl devlet adamı olacaklarının yol haritasını sunan Ahmet Cevdet Paşa’yı rahmetle anmamak mümkün mü? Rahmet olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Yavuz - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?