Reklamı Kapat

Yerel siyasetin gücü

Önümüzde yine bir seçim maratonu var. Bu sefer ki seçim, merkezi yönetimin seçimi değil yerel siyasetin seçimi. Şehirlerimiz, kasabalarımız, mahalle ve köylerimiz kendi yöneticilerini seçecek. Fakat seçim atmosferi hiç de yerel siyaset ve yerel sorunlar üzerinden yürümüyor. Genel siyasetin kutuplaştırıcı dili yerel seçimleri de etkisi altına almış durumda.

Günümüz yerel siyasetinin en büyük sıkıntısı bu olsa gerek. Merkezin tahakküm edici gücü yerel siyaseti belirliyor. Aslında devlet aygıtının yapısal özelliği merkezin tahakkümünün temel belirleyicisidir. Merkezi yönetimin gücünün devletin gücüyle eş değer görülmesi bu tarz siyasi alışkanlıkları ortaya çıkarıyor. Aslolan yerel yönetimle merkezi yönetimin iş ve işlemlerini eşgüdüm içerisinde yürütmesidir. İç siyaset açısından devletin gücü ancak bu eşgüdümle sağlanabilir.

Fakat ulus devlet aygıtının tek tipleştirici yönetim anlayışı yereli ve yerel farklılıkları olduğu gibi kabullenemiyor. Bu yüzden yerele hiç inisiyatif alanı bırakmak istemiyor. Merkezi yönetimin nezdinde merkezden alınan kararların yerelle ahenginin nasıl sağlanacağı pek önemli durmuyor. Yerelin talepleri merkezi yönetimin devletleşen politikalarının gerisinde kalıyor. Merkezi yönetim daha çok bu kararların uygulanıp uygulanmadığıyla ilgileniyor.

Yerel yöneticilerin seçildiği bir ortamda beka meselesi üzerinden propaganda dili oluşturmak tam da bu merkezi gücün devletle eş değer görülmesinin bir neticesidir. Merkezi yönetimi elinde bulunduran siyasi eğilimin yerel yönetimlerde güçsüz olmasının nasıl bir beka sorunu oluşturacağının bir izahı yok. Yerel yönetimlerin hizmet alanı farklıdır, merkezi yönetimin hizmetleri farklıdır. Yerel yönetimin bütçesi de kanunla bellidir, merkezi yönetimin bütçesi de. Buradan bir beka sorunu çıkarmak başarısızlığın ihbarından başka bir şey değildir.

Yerel siyasetin temel problemlerinden birisi de yerel inisiyatifin merkezi yönetimle anlamlandırılmasıdır. Yerel siyasette kullanılan inisiyatifin, yerel siyaseti güçlü kılmak ya da yerel talepleri dikkate almak yerine merkezi idarenin yereldeki gücünü pekiştirmek şeklinde olduğunu görüyoruz. Yerelin gücüyle kendisine güç katması gereken merkezi yönetim, gücünü yerel üzerinde göstererek kendisini güçlü hissettiriyor. Hâlbuki güç toplandıkça büyüyen sarf edildikçe küçülen bir olgudur. O yüzden yerelin gücünü toplamak merkezi yönetimin gücünü artırırken, yerele doğru güç sarf etmek merkezi yönetimin gücünü zayıflatacaktır.

Merkezi yönetim açısından muhalefette kalmış bir siyasi tarafın desteklediği adayın yerelde hizmet yapamayacağı düşüncesi bu anlayışın ne kadar tehlikeli bir algı olduğunu bize gösteriyor. Arkasına merkezin gücünü almış bir yerel yöneticinin yereldeki halkın meşru menfaatleri doğrultusunda hareket etmesi zordur. Çünkü öncelik halkın rızası değil, merkezi yönetimin rızası ve takdiridir.

Yerel yönetimler halka en yakın yönetim birimleri olmasına rağmen halk yerel yönetimlerden daha çok merkezi yönetimin söylemlerine rağbet gösteriyor. Halk tarafından sorunların yerelden başlayan çözüm önerileri ve öncelikleri değil, merkezin yerele sunduğu imkânlar dikkate alınıyor. Bu durum ulus devletin yönetilmesindeki çıkmazların temel sebebidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Raşit Ünal - Türkiyenin g.doğu sorunu var.yerellere çok yetki vermek doğru değıl.cözum surecinin acılarıni çekiyok.teorik olarak makalen doğru.Türkiyenin coğrafyasi uymuyor

Yanıtla . 0Beğen 11 Mart 00:50

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?