Reklamı Kapat

Erkeklere gününü kim gösterecek?

Bugün 7 Mart Perşembe. Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.

Ne olur ne olmaz, yarın unutabiliriz, şimdiden kadınlarımızın günlerini kutlayalım.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

(Bu arada bir soru: Erkekler gününü ne zaman görecek?)

Kadın ve erkek bu dünyaya hükümet ediyoruz.

Değerimiz aynı olma çabamızda değil, farklılığımızda ve de farkımızda.

“Fark” ne güzel bir kelimedir bir bilsek!

 Üstat Sezai Karakoç’un “yağmur duası”nda dediği gibi: “insandan insana şükür ki fark var”.

Dileseydi Yaradan bizi tek bir ümmet kılardı.

Tek dil, tek renk, tek tip ve tek cins olarak pekâlâ yaratabilirdi bizi.

Farklılıklardan arayış ve heyecan neşet eder, üstünlük ve de hâkimiyet çıkmaz.

İkisi de farklı özellikte olan gruplardan birinin kendini diğerine nispet ederek üstünlük çıkarımlarında bulunması sadece kendini değil karşısındakini de yanlış okumasıdır.

Aynaya yanlış bakmasıdır. Aynaya “doğru” bakabilmek için aynaya doğru bakmak gerekir.

Yaradılış bakımından bir cinsin diğerine rüchaniyeti yoktur.

Tamamlayıcılığı, yürüyüş ve de yönelişi vardır.

Erkek kadına, kadın erkeğe doğru yürür.

Cinsiyetlere, soylara soplara, kabilelere ayrılmış olmamız bu yürüyüşü sağlayabilmek içindir.

Kur’an bu yürüyüşe “tanışmak”, “tanış olmak” diyor.

Her iki farklı cinste birbirinden ayrı vasıf ve karakterler vardır ki bu özellikler birinin diğerine ilgi duymasını sağlar.

Son zamanların tabiriyle söyleyecek olursak “farkındalık” oluşturur.

Dolayısıyla erkek kendini kadında, kadın ise kendini erkekte görüp fark eder.

Kadınlık da erkeklik de kendi sınırları içerisinde kalarak korunması gereken kişiliğe dair unsurlardır. “Kadın Hakları” diye bir kavramdan bahsediliyorsa, bu kadının mağduriyeti, ezilmişliği ve sömürülmüşlüğü ile ilgili süregelen durumuyla ilgilidir.

Sömürü ve de zulüm kime ve de kimden gelirse gelsin en büyük insan hakkı ihlalidir.

Hâkim cins erkeğin kadına yönelik sömürüsünden bahsediliyorsa şayet bunu belli bir zümreye, çağa ya da inanç biçimine hasretmemek lazım.

Zira her dönemde kadına yönelik haksızlıklar yapılmakta olup modern ya da klasik yöntemlerde bunun sadece şekli değişmektedir.

Geleneksel toplumlarda kadınlara yönelik hak ihlalleri geleneklerin aslından saptırılıp örselenmesiyle birlikte oluşmaktadır.

Özellikle İslami gelenek kadının saklanması üzere değil, sakınılması yönünde tavır geliştirmiştir. Sakınılmak bir kıymete gösterilen ihtimama konu olmaktır.

Erkekle kadının cazibeli farklılıklarının yanı sıra modern hayatla birlikte gittikçe artan müşterekleri de vardır.

Bu müştereklerden en önemlisi, insan olarak, hemcinsleri tarafından birlikte sömürülmektir.

Feminizm kadın hakları arayışını ne yazık ki yanlış adreslerde aramaktadır.

Odada kaybettiğini bahçede aramak, karanlıkta kaybettiğini aydınlıkta başka bir yerde aramak gibi garip bir tutumdur bu.

Dünyayı bir iktidar alanı olarak görenler ellerinde bulundurdukları avantaj ve ağırlıkları birbirlerine karşı kullanmaya kalkarlar.

Bu nispet ve mücadelenin sonu yoktur.

Dünya dediğimiz yer tahterevallinin bir tarafının hep diğerinden yukarıda ya da aşağıda olduğu bir yerdir.

Yukarıdaki aşağıdakini, aşağıdaki yukarıdakini kısa süreliğine kendinden üstte ya da altta görebilse de bu anlık bir yanılgıdan başka bir şey değildir.

Asıl olan tahterevallide nöbetleşe ve sıralı olarak dengeyi sağlayabilmektir.

Tahterevallinin bir ucundaki diğer ucundakinin ağırlığına göre kendini ayarlayabilirse sorun çözülmüş olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?