Erbakan Düşüncesi Üzerine

Giriş

Erbakan düşüncesi üzerine yazı yazmak demek aynı zamanda Milli Görüş fikriyatını ve Saadet Partisi’nin niçin siyaset yaptığını anlama gayreti içerisine girmek demektir. Çünkü Erbakan’ın siyaset, toplum, devlet, ekonomi ve nihayetinde ümmet ve milletler hakkındaki görüşleri sağlığında bir hareket olarak vücut bulmuştur. Dolayısı ile Erbakan hakkında konuşmak Milli Görüş hareketi hakkında konuşma anlamına gelir. Bu cihetle hareketin kuruluş felsefesini anlamak öncelikli olarak hareketin dayandığı tarihi zemini bilmekle alakalı bir durumdur. Bu yazıda hareketin İslamcılık ile irtibatını ve kavramsal dünyasını incelemeye genel yaklaşımlarını ortaya koymaya çalışacağız. Bu yazıdaki tespitler bu güne kadar yapılan okumalarıma dayanmaktadır. İleride yapacağım okumaların etkisine yani değişime açıktır.

 

Erbakan Düşüncesinin Tarihsel Temelleri

Osmanlı coğrafyasında 1870 yıllarda ortaya çıkan bir hareketin yani İslamcılık hareketinin son temsilcisidir Erbakan’dır. Osmanlı Devleti’nin düşmüş olduğu zaaflardan nasıl kurtulması gerektiğine dair düşüncelerinin ortaya çıktığı bu dönem, çeşitli kırılma ve tavır değişikliklerine rağmen günümüze kadar devam edegelmiştir. Osmanlı sonrası yakın dönemde Erbakan tarafından Milli Görüş kurumları etrafında oluşan İslamcı muhalefet, 1900’lü yıllarda başta Sırât-ı Müstakîm dergisi olmak üzere çeşitli mecralarda vücut buluyordu. Ahmed Hilmi, Said Halim Paşa, Mehmed Âkif, Mustafa Sabri, ve Musa Kazım gibi ilim, fikir ve düşünce adamları, devletin düşmüş olduğu sosyal, ekonomik ve idari krizden nasıl kurtulacağına dair fikri çalışmalar yapıyordu.

1870’li yıllar için bu aydınların temel iddiaları,  a) İttihat-ı ümmet, b) Bilimsel bir zihin ve toplum, c) İslam’ın hayat nizamı olması, d) Milliyetçiliğin her türlüsünün ret edilmesi ve İslam milleti kavramının ön plana çıkarılması olarak ifade edilebilir. Osmanlı Devleti’nin düşmüş olduğu durumdan çıkarılması için çare arayan aydınlarımız; kalkınmacı, hurafeler karşı ilerlemeci ve İslamcı bir anlayışa sahiptir.

Osmanlı Devleti’nin dünya sahnesinden çekilmesi, 1924 Mart’ında çıkarılan üç kanun; burada: Hilâfetin İlgası, Tevhîd-i Tedrîsat Kanunu, Diyanet İşleri Riyâseti kanunlarını kast ediyorum. İslâmcılık hareketinin büyük ölçüde ortadan çekilmesine yol açtı. Ta ki 1969 yılına kadar. O dönemde ortaya çıkan baskılara ve zorbacı uygulamalara karşı, bir araya gelen insanlar, kendilerini sürükleyecek, meseleyi değişen şartları da dikkate alarak siyasi mecrada idare edecek, toplumun bütün katmanlarında yeniden fikri şahlanışı sağlayacak bir lider arayışına girmiştir.

Bu liderin adı vefatına kadar tartışılmayacak şekilde Necmettin Erbakan’dır.

Erbakan İslamcı mıdır? Buna benim cevabım bir yönü ile evettir. Peki, İslamcılık olması gereken midir? Yoksa geçiş döneminde ki şartların adı mıdır? Burası tartışılabilir ancak unutulmaması gereken bir husus vardır ki Milli Görüş hareketi tarihi referansları ile İslamcı bir harekettir.

Erbakan Düşüncesinin Kavram Dünyası

Erbakan hayatı boyunca ümmetin birliği, yani ittihat-ı ümmet, İslam’ın bilimsel hakikatlere muhalif olmadığı, İslam’ın bir hayat nizamı olduğu, ilerlemeci ve kalkınmacı bir toplum hedefi, bir milliyetçilikten bahsedecek isek ancak İslam milletinden bahsedebileceğimizi defalarca, usanmadan, bıkmadan dile getirmiş ve ana yaklaşımlarını bu kavramlar üzerine inşa etmiştir.

Erbakan; ümmetin birliğini savunmuş, ittihat-ı ümmet ya da İslam Birliği kavramını kullanmış, bunun gereği olan D-8 hamlesini hayata geçirmiştir. Erbakan; bilimsel bir zihin ve toplum inşa etmek istemiş bunun gereği olan o tarihi İslam ve Bilim Konferansı’nı vererek hareketi entelektüel derinlik içerisinde vaz etmiştir. Erbakan; İslam’ın bir hayat nizamı olduğu ve hayatın hiçbir alanı boş bırakmadığını savunmuş bunun için Önce Ahlak ve Maneviyat düsturu ile yola çıkmıştır. Erbakan; kalkınmacılığı ve ilerlemeciliği önemsemiş bu yüzden ağır sanayi hamlesini başlatmıştır. Kısacası Erbakan 1870’li yıllarda ortaya çıkan İslamcıların dergi ve gazete köşelerinde dile getirdikleri mefkûreleri, kısa zaman diliminde hayata geçirmeyi başarmıştır.

İslamcılık Erbakan düşüncesinin bütününe değil bir yönüne işaret eder dedim. Çünkü Erbakan düşüncesinin diğer yönü Siyonizm’le yani küresel sömürü ile mücadeledir. Bu yönü ile Erbakan diğer İslamcılardan ayrılır. Erbakan öncesi İslamcılar devlet içi bir mücadeleyi ne yazık ki genelde cennet Mekân Abdulhamid Han ile mücadeleyi önemserken, Erbakan Siyonizm’le ve sömürü düzeni ile yani faiz sistemi ile mücadeleyi merkeze almıştır. Bu durum Erbakan’ın İslamcılıktan beslense de, İslamcılığı aştığı yönünü gösterir.

Erbakan Düşüncesinin Temel Yaklaşımları

Erbakan, milliyetçiliğin her türlüsünü ret etmiştir. Renklere, dillere ve ırklara Allah’ın ayeti olarak bakmış bu yüzden bedel ödemiştir. Erbakan toplumun hiçbir kısmını ötekileştirmemiştir. Erbakan’a göre bütün toplum ya Milli Görüşçüdür yahut Milli Görüşçü olmaya adaydır. Bu bağlamda Erbakan düşüncesinde bir kutuplaştırma ötekileştirme emaresi görmek mümkün değildir. Zira Erbakan, “Yaradılanı sev Yaradan’dan ötürü” diyen bir anlayışın, Anadolu irfanının temsilcisidir.

Erbakan, bu ülkede, bu topraklarda Müslüman kimliğinin yeniden belirgin hale gelmesinin gayretini vermiş ve bunu da büyük oranda başarmıştır. Müslümanlık kenara çekilmek, içe kapanmak, sadece camide yaşanır olmaktan çıkmış; artık yeni varlık alanları yeni müesseselere kavuşmuştur. İslam adına ya da tırnak içerisinde “İslami” olma adına ne kadar kurum, kuruluş, dernek ve vakıf varsa kuruluşlarında Erbakan hocamın doğrudan veya dolaylı etkisi olmuştur. Müslümanlık bir kimlik olarak Erbakan’ın gayretleri ile ortaya çıkmıştır.

Erbakan, bu ülkede iptidai araç gereçler dahi yokken ezilmiş ve ötekileştirilmiş Anadolu insana fabrika ve ağır sanayi hamleleri anlatarak Anadolu insana zihin ufkunu belirlemiştir. Gümüş Motor denemesi sıradan bir olay değildir. Anadolu insanının başarabileceğinin en önemli göstergesidir. Bu gösterge o kadar önemlidir ki bu gün kibirlerinden yanına yanaşamadığımız o zenginler, o güç sahipleri, eğer Erbakan olmasaydı şuanda fabrika yönetiyor değil tarımla uğraşıyor şeftali topluyor olacaktı. Bu cihetle yakın geçmişte köyden şehre taşınan, başka bir ifade ile taşradan şehre taşınan amatör yahut üst düzey bütün sanayicilerin varlık sebebi öyle ya da böyle Erbakan’dır.

Erbakan, hiçbir zaman devletin ve ordunun zaafa uğramasına göz yummamış ve bunu doğuracak hiçbir adıma tevessül etmemiştir. Devletin ve ordunun daima güçlü olması, devlet söz konusu olduğunda adeta akan suların durması Erbakan için önemli bir ilkedir.  Erbakan, devlete rağmen değil devletle birlikte düşünen bir devlet adamlığının son temsilcilerinden. Bu yüzden hareketimizde devlete rağmen bir faaliyete, devleti öteki veya düşman olarak görecek bir faaliyete asla müsaade etmemiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Ali - Erbakan hocanın bence en temel özelliği Milli olmasıdır, bu nedenle kurdurduğu tüm oluşumlar Milli kelimesi ile başlar. Milli olmak salt bir islamcılık yada dindarlık değildir, her alanda anti emperyalist tam bağımsızlıkçı olmaktır. Nice ıslamcı akımlar var ki maalesef emperyalizmin dümen suyundadır. Bu bakımdan Erbakan, Milli olan bir solcuyu milli olmayan bir islamcıya tercih etmiştir, elbette ki Erbakanın dindarlığını kimse tartışamaz...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mart 21:14
01

iyildiz - Sayın yazar, "Milli Görüş hareketi tarihi referansları ile İslam-cı bir harekettir" derken, Rahmetli Erbakan Hocamızın ve diğer büyüklerin ağzından İslam-CI kelimesini duydunuz mu ki, Milli Görüş'ü İslam-CI diye kafannıza göre yorumluyorsunuz... Milli Görüş İslam-CI değil, İSLAMÎ bir harekettir, Rahmetli Erbakan Hocamız da İslam-CI değil, MÜSLÜMAN bir şahsiyettir...

MÜSLÜMAN ismi hiçbir sıfatı, tanımı kendine asla ve kat'a şerik-ortak kabul etmez,

çünkü MÜSLÜMANlara bu ismi ALLAH c.c. vermiştir;

"ALLAH c.c. uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. ALLAH c.c., sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da "MÜSLÜMAN" diye isimlendirdi ki, Peygamber(s.a.v.) size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve ALLAH c.c. ya sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır".

(Hacc Suresi-78)

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Mart 17:19

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?