Reklamı Kapat

Dünyanın En Tuhaf Ülkesi

Dünyanın en tuhaf ülkesi neresi?” diye sorulacak olursa, benim vereceğim cevap; “Bizim ülkemizdir!” olur. Niçin? Bazı maddeler sıralayayım, kararı siz verin…

Ülkemiz, yani resmî adıyla Türkiye, el’an bir İslâm ülkesidir. Bu yapısından dolayı da dönem dönem İslam İşbirliği Teşkilatı’na ve İslam ülkelerinin meydana getirdiği D-8’e başkanlık yapmıştır. Ülkemizin nüfusunun yüzde 99’u Müslüman’dır. Hâl böyle iken bu nüfusun da aralarında bulunduğu halkı yöneten kanunlardan bir tanesi bile İslâmî esaslara dayalı değildir. Bunu ben hacda iken Mekkeli bir şoföre söylediğimde, şaşkınlıktan donakalmış, araba sürmeyi bırakmış, tekrar tekrar geriye bana dönerek, “Gerçek mi söylüyorsun?” demişti. O Suûdlu şoför mahkemelerde şer’î hukukun geçerli olduğunu zannediyormuş. Evet, bir zamanlar öyleymiş. Anadolu’da hüküm süren İslam devletleri, Selçuklu ve Osmanlı başta olmak üzere yaklaşık bin sene boyunca mahkemelerde şer’î hukukla hüküm vermişler. Mekteplerde ve sosyal hayatta, ticaret hayatında da İslam hukuku temel olmuş. Yalnızca devlet idaresinde, idarecilerin tamamı İslam’a saygılı ve hürmetkâr olmakla birlikte temel yapı itibariyle saltanat sistemi hâkim olmuş. Oysa İslâm’ın emrettiği devlet sistemi babadan oğla geçen saltanata değil, seçime dayanır ve Ehl-i Hal ve Akd Meclisi’nde halife seçilir. (Bu apayrı bir mevzudur.) Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında da mahkemelerde yine şer’î hukuk geçerliydi. Hatta Bakanlar Kurulu’nda “Şer’iyye ve Evkaf Nezareti”, yani “Şeriat ve Vakıflar Bakanlığı” vardı ve protokolde birinci sırada idi.

Tuhaflıkları sıralamaya devam edelim mi: Bakınız Ayasofya Camii’ne… Bu cami fethin sembolüdür. Fetihten hemen sonra camie tahvil edilmiş. 1 Haziran 1453’te de ilk Cuma namazı ile birlikte ibadete açılmıştır. Bu camide 1935 yılına kadar namaz kılınmıştır. İmzalarının gerçek olup olmadığı hâlâ tartışılan bir Bakanlar Kurulu Kararı ile Ayasofya müze yapılmıştır. O tarihten beri de müzedir. Siz şu tuhaflığa bakın, içerisinde tam 482 sene namaz kılınmış olan Ayasofya’da namaz kılmak yasaktır. Namaz kılanlar hakkında kanunî işlem yapılmaktadır. Öte yandan, daha geçenlerde vuku buldu. Ayasofya Camii, bir iş kadınının organizesi ile geceleyin bir grup kadın için açılmış, o kadınlardan bazıları camiin içinde dans etmişlerdir. Sözün burasında kısa bir kıssa aktaralım: Bizim meşhur Bekri Mustafa (Bir zamanlar kafayı çekmesiyle meşhur. Ticaret Odası’nın yanında mezarını gördüm. Üzerinde, ‘meşhur Evliyadan Bekri Mustafa Efendi Hazretleri’ yazıyordu.) Ayasofya’ya imam olmuş. Bir gün musallaya konulan cenazenin olduğu tabuta yanaşmış. Şöyle demiş: “Ahirettekiler, ‘dünyada ne var ne yok?’ diye sorarlarsa, ‘Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam olmuş’ de, onlar anlar!” demiş. Şimdi şu hadiseden sonra başka tuhaflıkları sıralamaya gerek var mı?

Kendimize has bir yazımız vardı, gitti! Kendimize has bir dilimiz vardı (Yeni Türkiye Türkçesi denilen Osmanlıca), gitti! Kendimize has bir kılık kıyafetimiz vardı, gitti! Kendimize has bir eğitim sistemimiz vardı, gitti! Kendimize has bir aile müessesemiz vardı, gitti! Kendimize has bir mahalle yapımız vardı, gitti! Kendimize has, avlulu, hayatlı, şadırvanlı, teraslı, haremlik-selamlıklı şipşirin evlerimiz vardı, gitti. Kendimize has buğdayımız, mercimeğimiz, nohudumuz, mis gibi kokulu ve lezzetli meyvelerimiz vardı, gitti. Çayırlarımız, meralarımız, koyun, kuzu, keçi, inek ve sair besi hayvanları ile dolu idi, gitti! Ağzımızın tadı vardı, gitti! Büyüğe hürmet, küçüğe sevgi vardı, gitti! Daha sayalım mı?..

Kim ne derse desin, bana göre dünyanın en tuhaf ülkesi bizim ülkemizdir. Belki insanlık tarihi boyunca en yoğun şekilde değişim geçirmiş ülke bizim ülkemizdir. Dünün Demirperde Ülkeleri bile bizimki kadar değişim ve başkalaşım geçirmemiştir.

Lütfen şöyle tarih bineğine binerek gezininiz. 1071’den bugüne geliniz. Nereden nereye gelindi. Şu sorunun cevabını veriniz: Bir Sultan Alparslan, bir Fatih Sultan Mehmet bugün gelse, aramızda dolaşsa, bıraktıkları ülkeyi tanıyabilirler mi? Ya bizlerin yaşayışı, kılık kıyafeti, hâl ve gidişatı için neler derlerdi? Ya koca Fatih Ayasofya’ya reva görülen muâmele için ne derdi?..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?