İkinci 50 Yıl

İlk 50 yılda; hayatını sermaye olarak ortaya koyanlar, iradelerini doğru, iyi, güzel ve adil olandan yana kullanarak model olmuşlardır. Üstelik bu, 50 yılda 3 yıl gibi kısa bir süre iktidarda kalarak gerçekleştirilmiştir. İlk 50 yıl bize göstermiştir ki; siyaset görevdir, iktidar pozisyondur. Prensiplerden hareketle yol alındığı sürece iktidarda olunmasa bile toplumsal gelişmeye, beşeri ve ekonomik kalkınmaya yön verilebilir. Hatta “ağır sanayi” ve “denk bütçe” temelinde bir ihtisaslaşma ile diğer ülkelere örnek de olunabilir.

İlk 50 yılın mirası, ikinci 50 yılda en büyük kazanımdır. Bu kazanımları yine prensiplerden hareketle geliştirmek ve milletimizin yeniden kendini keşfetmesine imkan sunmak zorundayız. Üstelik sorunların derinleşmesinde vebali olanlar olarak bu bizlere bir borçtur. O halde; 1969-1999 arası prensiplerle kısa sürede yaşatılan “doğru, iyi, faydalı ve adil” uygulamalarla; 1999-2019 arası uzun sürede  “doğru, iyi, faydalı ve adil” gibi gözüken uygulamaları karşılaştırma vaktidir. Etki ile tepkinin farkını anlamalıyız.

İnsanlığın beklediği etkiyi nasıl oluşturulacağının ipuçları ilk 50 yılda vardır. Bu ipuçlarıyla yol almak ve yaşanabilirlik seviyesini artırmak bizlere ödevdir. İkinci 50 yılın potansiyelinin farkında olursak ve istişare ile tecrübelerimizi paylaşabilirsek dönüşüm yakındır. İnsanın yanlış yaptığı için değil ama yanlıştan dönme iradesi olduğu için üstün kılındığı unutulmamalıdır. Bu irade, barış ve adaletin hâkim olduğu bir dünyayı kuracak temel ilke ve esasların öncelenmesine yönlendirilmelidir. Çünkü sorunlu insanların potansiyeli değerlendirildiğinde sorumlu insanlara dönüşürler.

Bu dönüşüm, resmiyete boyun eğmeden, şahsiyetle yol almakla şekillenecek. Böylece “Üçüncü Şahlanış”, herkesi kuşatacak “iş” odaklı çalışmaların desteklenerek, fikirler etrafında aidiyet ve itibar sağlayacak! Ortaya konacak bu “sivil duruş” sayesinde görünen sorunların ötesine geçilecek, neyin yolunda gitmediği bulunacak ve çözüm yaygınlaştırılacaktır. Çünkü çözüm üretmek, reflekslerin değil, duruşun ve şuurun eseridir. O halde; duruşunu nezaketle, şuurunu dürüstlükle besle ve bekle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?