Reklamı Kapat

Dilsiz olduk

Geçenlerde tramvayda bir arkadaşın oğlu ile karşılaştım. İlahiyat fakültesinin açık öğretim imtihanına giriyormuş. “Türk dili ve edebiyatı imtihanına gireceğim. Ancak hiçbir şey anlamıyorum. Bu üçüncü girişim. Bunu da veremezsem sınıfta kalacağım!” dedi. Elinde geçmiş imtihanlarda sorulan test soruları vardı. Alıp baktım, inanın ben de hiçbir şey anlamadım. Bütün ifadeler “uydurukça” idi. Yani Türkçe değildi. Türkçe olmayan ifadelerle Türk dili öğretilmeye çalışılıyordu, ne garip!

Ortaokullarda Türkçe, liselerde Türk dili ve edebiyatı, “en soğuk derslerden biridir”. Niçin? Dilimiz niçin çocuklarımıza, gençlerimize layıkıyla öğretilmiyor/öğretilemiyor? Niçin sevdirilmiyor?

Bu konuyu Sayın YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ciddiyetle ele almalı. Kendileriyle aynı fakültede okuduk. Gerçi kendileri ben mezun olduktan üç sene sonra okula başladı, ancak bizim hocaların birçoğu o devrede hayatta idi. Ben İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne 1975’te başladım, 1979’da mezun oldum. Bizim devrede okuyanlar şanslı idi. Çünkü çok iyi hocalarımız vardı. Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Prof. Dr. Ömer Faruk Akün, Prof. Dr. Sadettin Buluç, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Doç Dr. Mehmet Çavuşoğlu (bizim devrede Doç. idi, sonradan Prof. oldu.), Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, Yrd. Doç. Mertol Tulum (sonradan Prof.), Yrd. Doç Osman Sertkaya gibi… Biz Türk dilinin bütün lehçelerini, Uygur ve Göktürk yazılarını da gördük. (Hatta o yazılarla notlar alırdım.) Yeni Türkiye Türkçesi dediğimiz Osmanlıcanın yazısını ve temel gramer kaidelerini öğrendik.

Biz Türk dilinin doğrusunu öğrenmiştik. Gel görelim ki bir de tek parti devrinde yapılmış, harf devrimi ve dil devrimi var. İş müfredata gelince dil devrimi esas alınıyor. İşte orada çatışma çıkıyor. Ortada Türkçe yok kuş dili var, sun’î bir dil var. Bu da fıtrata ters. Dolayısıyla çocuklarımız, gençlerimiz bu dersleri sevmiyor. Dolayısıyla kendi dillerini doğru dürüst öğrenemiyor.

Güzel Türkçe yazan ve güzel Türkçe konuşan da git gide azalıyor. Bu ülke için ciddi bir tehlikedir. Dilsiz olduk, kendi dilimizi bilemez olduk. Oysa dünyada bunun bir başka örneği yoktur. Bir İngiliz vatandaşı, yaklaşık dört asır önce yaşamış olan Şekspir’i (William Shakespeare) rahatlıkla okur ve anlar. Bir Alman vatandaşı, yaklaşık iki asır önce yaşamış olan Goethe’yi (Johann Wolfgang Von Goethe) okur ve anlar. Ancak bizim vatandaşlarımız, hatta üniversite mezunlarımız, bırakınız Fuzuli’yi, Nedim’i, Namık Kemal’i; Mehmet Âkif’i bile anlayamaz. Hele Tanzimat Fermanı’nı okuyamaz, okusa da bir şey anlayamaz.

Çok garip durumdayız. Bu işleri kim tanzim ediyor, meçhul. Fulbright Komisyonu’nun dahli olduğu kesin. Ancak bu kadarı da fazla değil mi? Kendi ülkemizde kendi çocuklarımıza kendi dilimizi adam akıllı öğretemeyecek miyiz?

Ancak işte şekil 1’de olduğu gibi öğretemiyoruz. O arkadaşın oğlu, “Hocam inanın ki çok çalışıyorum, ancak bir şey anlamıyorum” diyordu. O testlere göz attıktan sonra o gence hak verdim. Başta da söylediğim gibi inanın ben de bir şey anlamamıştım.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, YÖK Başkanı Sayın Yekta Saraç, fakülteden sınıf arkadaşım Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili Sayın Prof. Dr. İskender Pala’dan istirham ediyorum, bu konuya lütfen el atsınlar. Bu ülkede yaşayanlar, hangi ırktan olurlarsa olsunlar,  Türkçeyi, zengin Türkçeyi öğrensinler. Zira bizim medeniyetimizin temeli bu dile dayanmakta. Elbette Osmanlıca bilmek de şart. Bizim kütüphanelerimizde, arşivlerimizde on binlerce nadide eser ve vesika okunmayı bekliyor. Okuyunca ne olacağız? Adam gibi adam olacağız. Her sahada terakki edeceğiz. Birileri yoksa bunu mu istemiyor?..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?