Son Dakika Haberleri

Seçimleri şaibeden kurtarın!

Bismillâhirahmânirrahîm;

YEREL seçimlere gidiyoruz. Seçim takvimi işliyor. Siyasî partiler seçim kampanyasındalar. Süreç, âdil olarak mı işliyor? Yaşananlar içinize siniyor mu? Bir siyasî parti devlet imkânlarının yüzde 95’ini kullanıyor. Yüzde 5’ini de diğerleri paylaşıyor. Hatta elinde Türkiye’yi şahlandıracak ideal çözüm reçetesini bulunduran Saadet Partisi’ne ambargo üstüne ambargo uygulanıyor. Gücü elinde bulunduranlar, Saadet’in kendi kaynaklarıyla oluşturduğu tanıtma imkânlarını ellerinden almaya çalışıyorlar.

YSK’nın bazı kanunsuz uygulamaları, TRT’nin çok açık “tarafgirliği” vatandaşın hukuktan ümidini kesmesiyle sonuçlanıyor. Vicdanlı ve hak bilir gazeteci Celâl Kazdağlı, 24 Haziran seçim kampanyalarının sonunda, TRT’nin Erdoğan dışındaki liderleri stüdyolarında konuk etmeyişini, “Seçimlere şaibe karışmıştır” şeklinde açıklamıştı.

1923-1950 arasında yaşanan 27 yıllık tek parti dönemindeki “gizli oy, açık tasnif” benzeri “haksızlıklar” konusunda hemfikiriz, sanırım. Bugünkü uygulama hızla o günkü “despotluk” dönemine doğru gitmektedir.

Türkiye çok partili hayata geçerken vatandaşın oyunun korunması için mümkün mertebe “sağlam” bir seçim yasası oluşturmuştu. Seçimden 6 ay önce İç İşleri, Adalet ve Ulaştırma bakanları istifa eder; cumhurbaşkanınca yerlerine “tarafsız” bakanlar atanırdı.

1977’de 2,5 milyon civarındaki seçmenin “mükerrer oy” kullandığı ortaya çıktı. Bu pürüz de, her oy kullanan seçmenin parmağına bir hafta çıkmayacak mürekkep boyası sürerek giderildi. Böylece, seçimlerde uzun süre ciddi bir sıkıntı yaşanmadı.

HUKUK GEVŞETİLMEMELİ

GÜVENLİ uygulama, zaman içinde gevşetildi. Seçim tarafsızlığını korumak için istifa eden İç İşleri, Adalet ve Ulaştırma bakanlarının yerine hükümetin müsteşarlarından biri atanmaya başladı. Bugünkü durum büsbütün sıkıntılı! Söz konusu bakanlar istifa etmiyor. 82 milyonun güvenliğini, hukukunu sağlamakla görevli bakanlar partilerinin seçim çalışmalarına katılmakla meşgul. İç İşleri Bakanı’nın başta Sincan çıkarması olmak üzere partisinin seçim çalışmalarına katılmasını ibretle izliyoruz. Seçim sonuçları güvenilirliğini yitiriyor mu, dersiniz?

İlginçliğe bakın! TBMM Başkanı Binali Yıldırım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterildi. Seçim öncesi görevlerinden ayrılmayan “bakan”ları emsal göstererek; “Başkası istifa etmiyor; ben de istifa etmeden yoluma devam edeceğim” diyordu. Hâlbuki Anayasa’nın 94. Maddesi, “Meclis Başkanı siyasî çalışma yapamaz” hükmünü getiriyordu. Binali Yıldırım Anayasa hükmüne ne dese beğenirsiniz: “Seçim siyasî bir faaliyet değildir.”

Bu da yetmedi. İç Tüzüğü değiştirmeye çalıştılar. Hayret! Türkiye’de Binali Yıldırım’dan başka insan kalmamış mıydı? Bu zorlamalar da ne oluyordu? Bereket ki, güçlü kamuoyu baskısıyla karşılaşınca geri adım atmak zorunda kaldılar. Ayrıca, bu zihniyetin, “İhanet ettik” dedikleri bir şehri nasıl yönetecekleri de merak konusu!

Saadet Lideri Karamollaoğlu, hükümetin sunî ve demokratik olmayan yöntemlerle ayakta kalmaya çalışmasını değerlendirdi: “AK Parti miadını doldurdu.” 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, “Popülist hükümetler daha tehlikeli” (Yeni Asya, 09.02.2019) diyordu.

ADALET NE İŞE YARAR?

SAADET Lideri, bir soruya cevabında, “YSK’ya güvenmek istiyorum” diyerek, son seçimde YSK’nın mühürsüz oyları “geçerli” saymasını eleştirdi: “YSK’nın mühürsüz oyları kabul etme yetkisi yok. Bu, ‘Yasayı tanımıyorum’ anlamına gelir. Uygulama kaygı verici.” (08.02.2019)

Seçime girmeyi hak kazanan her parti eşit kabul edilir. Devlet imkânlarından “adil” olarak faydalandırılır. Peki, böyle mi oluyor?

Yıl boyunca reklâm ve göz boyama amaçlı çalışan belediyeler var. Bir belediye, arada gittiğim camide basit bir “bahçe düzenlemesi” yaptı. Caminin en görülen yerine, “Bahçe düzenlemesi, … Belediyesi tarafından yapılmıştır” levhasını astı. Hızlarını alamadılar. Benzeri bir levha çimenlerin arasına da kondu.

Şehrimde belediye vefatlarda cenaze sahibine 50 pide gönderiyor. Pide kutusuna, masa üstü kâğıdına belediye başkanının adı iliştiriliyor. Bir caminin cenaze namazı kılınan kısmına örtü yaptılar. Belediye başkanının adı en görülen yerde! Okul ve benzeri kurumların yanlarına çok sık belediye başkanının adı yazılı bez afişler asılıyor.

Peki, bu ilânların giderlerini başkanın kendisi mi karşılıyor ki, kendi tanıtımını yapıyor?  Hz. Ömer’in (r.a.) kendi işini yaparken, devletin mumunu söndürüp kendi mumunu kullandığını söylemek kolay! Ya uygulama! Vatandaşın parasıyla kendi reklâmını yapanlardan mahşerde hesap sorulmayacak mı?

Şehirlerin panoları başkanın! Belediye otobüsleri de. Babalarının çiftliği gibi kullanıyorlar. Hani, Anayasa seçimlerin “dürüst ve âdil” yapılmasını emrediyordu! Adalet Bakanı ve YSK bu adaleti sağlayabiliyorlar mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019 yılı için belirlenen asgari ücret hakkında ne düşünüyorsunuz?