Mükemmel Değilsiniz

Bir kişi, “Ben mükemmeliyetçi biriyim” dediğinde tasavvurlarınızda başarılı ve yaptığı her işi kusursuz yapabilen bir insan prototipi canlanır. Fakat mükemmeliyetçilik bilinenin aksine bir işin mükemmel şekilde yapılması değildir. Aksine kişinin kendini yaptığı şeyin iyi olduğuna dair ikna edememesi ve beğenilmeme endişesi yaşamasıdır. Mükemmeliyetçilik bir yerde sevgi açlığı ve beğenilme özleminin dışavurumudur…

Mükemmeliyetçi kişilerle ilgili yapılan araştırmalar, bu kişilerin çocukluk döneminde aileleri tarafından takdir edilmediklerini, eleştiriye maruz kaldıklarını ve sadece başarıları üzerinden değerlendirildiklerini gösteriyor. Ailenin onayına layık olabilmek için mükemmel olmak zorunda olduğuna inanan çocuk, bitmek bilmeyen bir yarışın içine sürükleniyor. Yaptığı işi mükemmel şekilde yapamadığında sevilmeyeceğine, hak ettiği değeri elde edemeyeceğine inanıyor ve kendisiyle çatışmaya başlıyor. Mükemmeliyetçiliğin toplum nazarında olumlu bir çağrışım yapması ise bu kimseler için bir ödül oluyor ve sorunu kronik hale getiriyor. Oysa mükemmeliyetçilik avantaj değil kişinin bütün yaşamını etkileyen bir sorundur.

Mükemmeliyetçi kişiler hatayı, kusurlu olmayı asla kabul edemezler. Kendilerini diğer insanlardan daha başarılı ve daha farklı hisseder ve başarı odaklı yaşarlar. Başarılı olamadıklarında hayal kırıklığına uğrar ve kendilerini yeteneksiz, değersiz ve başarısız hissederler.

Mükemmeliyetçi kişiler maskelerle yaşadıklarından kendilerini güçlü, başarılı yetenekli ve işlerinde mahir kişiler olarak görürler. Fakat maskelerin arkasında kırılgan, insanların onayına ihtiyaç duyan, aciz ve zayıf bir kişi vardır. Siz bu kişiyi ancak başarısızlık durumlarında görebilirsiniz. Zira böyle durumlarda maskeler düşer ve kişi kendini olduğu gibi yansıtır.

İnsan yaptığı işin her yönüyle hakkını vermesi gerekir. Fakat ne olursa olsun hiçbir iş için mükemmel diyemeyiz. Zira insan özünde mükemmel değildir, zayıftır, hataya meyyaldir, düşmeye eğilimlidir. Mükemmel olan yegâne varlık Allah’tır, O hata ve kusurdan, eksiklikten münezzehtir.

Dünyaya geldiğimizde ihtiyaçlarımızı karşılayacak durumda değilizdir, genetik kodlarımızda mevcut olan istidatları geliştirerek, ancak iki yılda yürümeyi öğrenebiliriz. Sonra konuşmayı, nerede nasıl davranacağımızı, duygularımızı nasıl kontrol edebileceğimizi, asli ve ferdi sorumluluklarımızı kavrar ve sosyal yaşama uyum sağlarız. Hayatımız doğru ile yanlış arasında devam eder. O yüzden hiçbir zaman mükemmel olamayız ancak mükemmele yaklaşabiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?