Reklamı Kapat

“Eğer Bir Ürün Bedava İse Satılan Ürün Sizsiniz!”

            Son birkaç haftadır ülke gündemi sosyal medya fenomenleri ile işgal ediliyor. Hatta Hazine ve Maliye Bakanlığı sosyal medya fenomenleri için özel ekip oluşturmuş durumda. Sosyal medya fenomenleriyle, içerikleriyle, kurucu sistemleriyle farklı farklı sebeplerle olumsuz etkileri öne çıkıyor. Unutmayalım ki, bir ürünü, bir eseri kim üretiyorsa ürettiği eserde, üründe o toplumun özelliklerini taşır. Diğer milletlerde o ürünü üreticisinin çizdiği sınırlar dahilinde kullanır.

            Maaile dergisi olarak yıllardır bu konu hakkında derinlikli içerikler yayınladık, yetkilileri de hedef alarak. Hatta Aralık 2021 sayımızın kapağı “Aileye Siber Saldırı” başlığında. Dergide birçok farklı alanda sosyal ağların ailemizi tehdit ettiğinden ve bunlar için alınması gereken tedbirlerinden bahseden bir sayımızdı. Uyarıların dikkate alınmamasından ortaya çıkan durum için internetten “TikTok ahlaksızlıkları” diye arama yaptırıldığında binlerce haber önünüze düşecek.

            Bazı konuları tekrardan hatırlatmak gereği duyduk. Öncelikle ekonomide temel bir prensip vardır: “Bir ürün size bedava sunuluyorsa orada satılan sizsinizdir.” Çok yaygın olarak kullanılan sosyal medya hesabı açmak ücretsizdir. Her isteyen bir e-posta ya da bir telefon numarası ile istediği sosyal ağlarda kendine profil oluşturarak bir hesap açabilir. Tüm insanlarda bunun ücretsiz olduğuna dair bir kanı vardır. Ama sosyal ağlarda satılan “insandır.” Yani sizsiniz! Satılan sizin zamanınız, sizin satın alma hareketleriniz. Öncelikle her internet hareketi insanlardan veri toplar, bu veriler değerlendirilerek kişilere özel reklamlar önüne çıkarılır. Yani sosyal ağ sahipleri sizi sermaye sahiplerine pazarlamaktadır. Tüketim toplumunun en önemli aracı olan “reklamlar” çoğu zaman siz farkında olmadan sizin düşüncelerinizi, bir malı alma alışkanlığınızı etkilemektedir. Bu sadece pazarda satılan bir olmaktan öte size yeni bir yaşam biçimi de satmaktadır. İnsanların çok ünlü olan mekanlara gidip konum paylaşmaları, önce çıkan kahve satıcı dükkanlara gidip içtiği kahvenin bardağını paylaşmaları sosyal ağlarda dayatılan yaşam biçiminin tezahürüdür.

            Sosyal ağlarda sunulan şeyler için “dayatma” kelimesini kullandık. İnternet ve günümüz dünyası sanıldığı gibi “özgürlükler alanı” değildir. Daha önceden sistemi kuranlar tarafından sınırları belirlenmiş, kapitalizmin sürekliliğini sağlamak, bir zamanın “Hollywood” filmlerinin yaptığı etkiyi artık her kişinin sahip olduğu telefonlara kadar indirerek dünya toplumlarının hücrelerine indirmektir. Gıda sektöründe “McDonaldlaşma” ise kavramsallaştırılan durumun küresel çapta hayatın her alanına sirayet etmesiydi.

            Bu konu hakkında Maaile Yazarı Habibe Alpay Aydın, Ocak 2022 Maaile sayısında, sosyal ağların tehlikesine dikkat çekmek için kaleme aldığı yazısında “Uygulamalar aslında sosyal platform değil veri toplama ağıdır. Veri toplama ağlarının en hunharca kullanıldığı yer ise Google’ın ardından TikTok denilen platform. Bu veriler çocukların sisteme daha çok dâhil olması için kullanılıyor. Çünkü çocuklar üzerinden tüketim çarkı daha çok işliyor. Neslin ifsadı ise daha etkili olarak uygulanabiliyor.”

            Yazının devamında Aydın şu bilgilere de yer veriyor: “TikTok uygulamasının mucidi Çin ve Çin, etiğe asla bakmıyor. Ürettiği mallarını satmak için internet üzerinden dünyayı pazar olarak kullanıyor. Ham hunhar kuralları ile dünyaya pazarladığı uygulamasını kendi ülkesinde bu haliyle yasaklıyor.”

            Yıllar önce toplumun uyarıldığı konularda yetkililerin tedbir almaması sonucu yaşadığımız sıkıntılarla başta aileler olmak üzere okul idarecileri uğraşmaktalar. TikTok’un yapmış olduğu “Meydan okumalar” ile normal bir insanın asla yapamayacağı davranışlar dünyada kasırga şekilde gerçekleşiyor. Biraz zaman ayırıp “Sosyal Medya Challenge”ları diye arama yaptığınızda karşınıza çıkan sonuçlar küçük dilinizi yutmanıza sebep olabilir.

            Yazımızın başında ürünü kim üretirse üretilen ürün üretenin ahlakını, karakterini, hedeflerini yansıtır mealinde ifade etmiştik. Sosyal ağların bizim toplumlarımızda teşhirciliğin yayılmasında büyük bir tetikleyici oldu. Durum o kadar ileri gitti ki başörtülü fenomenler bile evlerinin mahremlerini paylaşarak bu platformlardan ciddi paralar kazanıyorlar. İnsanların zamanlarının lüzumsuz şekilde çalınması da cabası!

            Diyebilirsiniz ki, “Canım herkesin özgür iradesi var. İster fenomenleri takip edip zamanını çar çur eder, ister sosyal ağlarda eğitim videoları izleyerek kendini geliştirir. Kime ne?” Ülke olarak bu noktaya “özgür” olduğu yanılgısı ile geldi. Siber saldırı altında iken “özgürlük” meselesini yeniden ele almak zorundayız, galiba.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler