Çok Bekleyeceksiniz

Bin dört yüz yıl önce dedeleriniz Ebu Cehil, Ebu Leheb ve ekibi, Sevgili Peygamberimize “Ebter” demişlerdi.

Yani, “Muhammed’in ölümüyle dinin de sonu gelecek” demişlerdi.

Arada geçen on dört asır içinde Persler ve Bizanslıların başlattığı her savaşta kazanan Müslümanlar olmuştur.

Onlarca Haçlı seferleri düzenlemişler, can almışlar can vermişler, Müslümanların bir kısmına şehitlik şerbetini içmeye sebep olmuşlar, bir kısmına gazi madalyası takmışlar ve geri gitmişler.

Ama her geri gidişte İslam’dan bazı iyi şeyleri alarak dönmüşler.

Kölelerin de insan olduğunu kabul etmişler, köleleri aç aslanlarına yem yapmaktan vazgeçmişler.

Kölelerin en güçlülerine arenada ölümüne dövüşe zorlamışlarken zamanla bundan da vazgeçmişler ama yalandan, talandan, Müslüman öldürmekten hiçbir zaman vazgeçmemişler.

Medine’de Hendek Savaşı’nda Kur’an’ın ifadesiyle “Ahzab” savaşında Yahudilerin putperestlerle iş birliği yapmaları, sonra Yahudilerin, Hıristiyan Bizans imparatoruyla iş birliği yapmaları, onlara fayda vermemiş.

Bir tarafta Pers imparatorluğunun merkezi Müslüman olmuş, öbür tarafta Hazreti İsa’nın doğduğu, Zekeriyya ve Yahya aleyhisselmaların Yahudiler tarafından öldürüldüğü yer olan Kudüs, şirk kirinden temizlenmiş.

Yani hiçbir kâfir, hiçbir zamanda, hiçbir yerde hiçbir Müslüman’a zarar verememiştir.

Rabbimize gönül verdik, buyurun şimdi kelamını dinleyelim:

“De ki: Siz, bizim hakkımızda iki güzellikten (gazilik veya şehitlikten) başkasını gözetleyemezsiniz. Biz ise, Allah katından veya bizim ellerimizle bir azabın size isabet etmesini gözetliyoruz. Gözetleyin; biz de sizinle beraber gözetleyenlerdeniz.” (Tevbe süresi ayet 9/52)

Yani, siz bizim hakkımızda ne düşünürseniz düşünün, ne yaparsanız yapın o bizim için iyidir.

Çünkü ölürsek şehidiz, kalırsak gaziyiz. Zaferi elde ediyoruz. Her ikisi de Müslüman için ideal istenilecek bir şeydir diyor.

Onun için hani şair,

“Ne varlığa sevinirim,

Ne yokluğa yerinirim” diyor. Yani Müslüman varlıkta sevinmez, yoklukta yerinmez.

Hani yine bir tasavvuf şairi şiirinde, “Narında hoş, nurunda hoş” diye biter şiirin sonu.

Bize düşen görev, var olan bedeni gücümüz, akıl gücümüz, diploma gücümüz, karar gücümüz, her türlü Allah’ın bize lütfettiği güçlerimizi Allah’ın dinin, zalimlerin, kâfirlerin de gönlüne girmesi, bu dünyayı cennetlik işlerin tarlası haline getirip her yerde cennetlik işlerin yapılması, zalimlerin de adalet dağıtıcısı haline gelmesi için çalışmaktır.

Yani Müslüman’ın hayatta kaybetme diye bir endişesi yoktur.

Kaybetme endişesi İslâm’a hizmette üzerine düşen görevi yapamamak, hakkı kaybetmektir. Önemli olan görevi yapmaktır.

Hani Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şerifinde ifade ediyor: “Öyle peygamberler geldi geçti ki, bir ömür boyu İslâm’a davet etti de ona inanan tek insan olmadı.” Böyle peygamber gelmiş geçmiş. Peki, o peygamber görevini yapamadı mı? (Buhari)

Hidayet Rabbimdendir. O peygamber görevini yaptı ve Rabbimin huzuruna kavuştu. Bir kısım peygamberleri de öldürdüler diyor.

O peygamber hedefine erişemedi mi?

Tabii ki erişti.

Bu peygamber yine de başarılıdır. Biz o peygamberle Hz. Musa, Hz. İsa efendimiz arasında peygamber olmaları yönüyle hiç ayırım yapmadığımızı her yatsı namazımızdan sonra okuduğumuz Bakara süresinin son iki ayetinde, “Biz Allah’ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız” diyoruz.

Yani kâfirlere karşı üzerimize düşeni yapalım.

Yaptıktan sonra mağlup olma diye bir şey yok.

Ya iki güzellikten biri: Gazilik veya şehitlik vardır.

“Beni zindana atarsanız, nafile ibadetlerime yardımcı olursunuz.

Sürgüne gönderirseniz seyahatime sebep olursunuz.

Öldürürseniz, şehit olamama sebep olursunuz” diyen bir Müslüman’a hangi ordu ve silah galip gelebilir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Muhammed - “Rabbim, bana ilim ve hikmet ver ve beni salihler arasına kat.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 23:57
04

Muhammed - O'dur ki, hesab gününde günahımın bağışlanmasını kendisinden umarım.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 23:57
03

Muhammed - O'dur ki, beni öldürecek ve sonra beni diriltecek.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 23:56
02

Muhammed - "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 23:55
01

Muhammed - Bütün gelmiş geçmiş Peygamberleri iman ettik, Allah'ın peygamberlerini ayrım yapmadık. Allah beni bana bütün peygamberlerin Ahlakıyla bir yaşam sürdürmeye nasip etsin Amiiiin.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 23:53


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler