Sadece Kınamakla İsrail Zulmü Durmuyor / Temel Karamollaoğlu

Bir sokakta nasılsa kalmış o eski kahvehanelerden birindeyim. Arada gelir, oturur, bir iki çay içerim; muhabbet edenlere kulak veririm. Hep takılırlar birbirlerine. Hele etrafta dinleyicileri varsa ben misali, daha bir canlanırlar esprilerinde.

Bazen şaşırıyorum, emekli insanların aktüaliteyi bu kadar yakından takip etmelerine ve mizah üretmelerine.

Bir milyon satan mizah dergisi zamanlarını da yaşadık... Ellerinde o dergi olan gençlerin okudukları karikatür esprilerine, çizgileştirilen hikayelere ve kahramanlarına kahkahalarla güldüklerini çok gördüm. Fakat şöyle dense daha iyi olurdu, şu da denmeliydi gibi ilave üretimleri yoktu hiçbirinin. Hazıra gülen o gençlik, bugün anlaşılıyor ki, hazıra konan gençlikmiş.

Kahvehanedeyim yine. Birazdan birisi bir yerlerden dalacak mevzuya. Çok geçmiyor iki masal ötemizden bir ses düşüyor meydana.

Gazze’ye gideceğim demişti!

– Benim oğlan gitti dedi, sağımda oturan çenesi sakallı ve at kuyruklu adam. Benim oğlan gitti, dedi tekrar.

– Ne zaman gitti, nasıl gitti soruları peş peşe ve değişik ağızlardan duyuluyor.

Çenesi sakallı ve at kuyruklu adam sakin. Bu kadar merak neden, der gibi bakıyor.

– Geçen hafta gitti.

Gemi ile mi?

– Yok, metrobüsle gitmiştir. Aylık kartı var.

Şaşıran şaşırana. Bayram haftasının mangal tahtası ile alakası ne?

– Biz Gazze’ye gidecekti, onu konuşuyoruz.

– Ben de gideni diyorum. Gamze’ye gitti diyorum. Oğlanın kuzeni oluyor, Karşıda oturuyorlar.

Gülüyor hepsi. Ne kadar acı varmış nefeslerinde; hissediyorum. Sonra biri intizam veriyor ortama.

– Anlaşıldı. İkramiyeyi verecekleri yok. Aramızda para toplayalım, sana bir kulaklık alalım. Duyma özürlü oldun.

– Evet, evet dedi ocağa yakın masadaki, gözlüğünün üstünden bakarak. Geçen gün de Rize’ye gidilmesini karıştırmıştın.

Çenesi sakallı ve at kuyruklu adam kendinden emin.

– Takip ediyoruz efendim. Gebze Gebze’dedir, Rize, Rize’dedir.

– Sen de takip ediliyor olabilirsin dedi, hemen yanımda oturan; hem de bana bakarak. Sonra şaşkınlığıma bir göz kırptı.

– Evde oturma özürlü sayıp, götürmesinler. Biz de senin için gitti deriz sonra.

Hava kararmaya başlamıştı. Yavaşça kalktım yerimden. Emniyeti, emekli insanlarda bulmamın tadında Gazze vardı.

Gazze’nin çağrışımları değildi bu benzetmeleri. Gazze’yi gözlemeleriydi, gözetmeleriydi; Gazze kazandıkları mana idi, umutlarıydı.

YAŞAYAN MİZAH YAŞATIR

Tufeyli: Asalak

Yancı: Bedavacı

Ufakcı: Küçük hesapçı

Ulufeci: Maaşlı kapıkulu

İkbalci: Makam umucu

İzahlarını yazdığımız bu kelimeleri Sayın Bahçeli, partisinin grup toplantısında, partililerine, partisini bir daha anlatırken kullanmıştı. (Bakınız geçen haftaki DYB)

“MHP tufeyli değildir, yancı değildir, ufakcı değildir, ulufeye talip değildir, ikbale meraklı değildir.”

Cumhur İttifakı’nın son seçimi de kazanmasında, bir ekonomist olarak Orta Asya Türklüğünden günümüze taşıdığı ve canlandırdığı “Askıda ekmek” projesiyle büyük pay sahibi olan Sayın Bahçeli’nin böyle sözel anlatımlarının yanında görsel tatbikatları da siyasetimize değişik bir hava vermiştir.

Evinin salonunda çizmeleriyle tur atarken çektirdiği videosunun fon müziği Zeki Müren’den bir şarkı idi. Yerinin hâlâ doldurulamadığına dikkat çekilen Zeki Müren’in gençliğinde uydurulan “Kahrol düşman” dedi esprisi bugün, kimin hangi icraatıyla hatırlanır. Bizim bilmemiz ve tahmin etmemiz zor.

Lakin Sayın Bahçeli’nin özellikle kullandığı “Ufakcı” tanımının türediği “Ufak” sıfatı, siyasi mizah tarihimizde ilk kez DYB sayfasında kullanılmıştır. Bunu hatırlamamız kolay oldu.

1991 yılı Eylül’ünün 8–15 tarihleri arasında yayımlanan sayısında “Yörünge” dergisinin, yazmıştım. Takip eden Pazar günü ise Millî Gazete’mizin DYB sayfasındaydı fıkramız.

1991 Eylül’ünde ANAP iktidarının başbakanlığında Mesut Yılmaz, İstanbul İl Başkanlığı’nda ise, seçilmesine, merhum Özal’ın hatalarımdan biriydi dediği Semra Özal oturuyordu. 20 Ekim’de de erkene alınmış bir genel seçim yapılacaktı.

Siyasi atmosfer böyle iken, bir gecemi verdiğim o fıkra şudur:

“ÇOK ŞAŞIRMAMAK İÇİN SONRA...”

“ANAP’ı tutan gazeteler, partilerinin seçim çalışmalarından şikayetçi.

‘ANAP teşkilatı, çocukların sünnetleriyle vakit geçiriyor’ diye yazıyorlar.

Halbuki,

ANAP teşkilatı en iyisini yapıyor.

Seçimden sonra ellerine ne geçeceğini bildiklerinden, ufak ufak alıştırıyorlar kendilerini.”

Bahse konu 20 Ekim seçimlerinden sonra ANAP muhalefet partisi, Mesut Yılmaz müstafi başbakan olmuştur. Bu da hatırlansın.

Sayın Bahçeli’nin, partisinin ne olmadığını anlatırken kullandığı kelimelerden birinin, bizim 32 (otuz iki) yıl önce siyasi mizah tarihine yazdırdığımız nükteyle elbette bir bağı ve ilintisi düşünülemez.

Sayın Bahçeli’nin “Olanlar var” isyanı ve tespiti, ANAP adlı siyasi yapının namevcutluk sebeplerinden sayılırsa, yaşayacağımız zamanlarda o kefeni hangi parti giyecektir, sorusuna varırız.

Zira tarih, tekerrürleriyle de yazılır.

İĞNEDEN  KORKAN ÇUVALDIZ MÜPTELASI OLUR

Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında (1953) yayımlanmış bir karikatür. Üstelik yarı resmi CHP’li bir mizah dergisinde. (Akbaba)

Sadece Kınamakla İsrail Zulmü Durmuyor / Temel Karamollaoğlu

İsmet hanım, bildiğiniz İsmet Paşa.

Alımlı ve çalımlı bir kadın olarak çizilen Başbakan Adnan Menderes’e “Boyun posun devrilsin” bedduasını, bir ayağı çukurdaki yaşlı kadın kıskançlığıyla söylemesi, karikatürün okuyucular tarafından görülen yüzüdür.

“Paşa’mızı niçin böyle bir kadın olarak çizdiniz?” itirazının, protestosunun gelmemesinin yegane sebebi, mağlubiyetin moral yıkımını mizah gücü ile yenmeye niyetli ve gayretli olmalarındandır; ucu kendilerine değse dahi.

CHP’li muhalif basının bu mizahı kabulü ve canlı tutması dolayısıyladır, o meş’um 27 Mayıs’a giden yollara taşların döşenmesi.

İktidar partisi DP’nin bir mizah gücü oluşturmaması ise, yumuşak karnı idi, en zayıf halkasıydı.

Bugün AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, ev sahipleri de mi kandırdı, sorusunu akıllara düşürerek hiddetleniyor: “İnsaf ya! 2 bin 500’den, 7 bin 500’e. Bu ne vicdandır?”

Türkiye neden böyle bir cümleyi, hem de 2 bin 500’den 15 bin’e örneği o kadar çok iken, lik defa ve ancak Sayın Erdoğan’ın ağzından duyabiliyor?

Mizahını, ittifak partilerinin genel başkanlarının konuşmalarında bulan bir iktidara karşı, muhalefetin mizah gücü yok; ya da mizahı hiç yok! Kaybedilen yer burasıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder

# Gazze, Yer, CHP, gemi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler