Gazze İnsanlığa Can Verdi

            Aksa Tufan’ından sonra tüm dünyanın dikkati, katil işgalcinin 75 küsur yıldır Filistin topraklarında yaptıklarına çekildi. Son yıllarda dünyada odaklanma sorunu vardı. Dünyanın gündemine gelen konu saniyeler içinde tüketilip başka konu üzerinde tartışmalar başlıyordu. Sosyal medyanın kullanımının artması yüzünden hem bireysel olarak insanın bir konu üzerinde odaklanma süresi azalmıştı hem de toplumların bir konu üzerinde uzun süre gündeminde kalma süresi azalmıştı. Ama Aksa Tufanı’ndan dolayı dünya milletlerinin gündeminde uzun süre zamandır Filistin ve işgalci İsrail’in yaptıkları gündemde. Bazı aktivistler ise o günden beri başka konu hakkında paylaşım yapmadan Filistin’in hakkını savunmaya devam ediyorlar. Hatta bu konu hakkında gayrimüslim vicdan sahipleri Müslümanlardan daha önde.

            Katil İsrail’in yaptıklarına karşı her ülkede meydanlarda büyük mitingler yapıldı. Hatta bazı ülkelerde Filistin’e destek yürüyüşleri yasaklanmış olmasına rağmen o ülkenin meydanlarına çıkmaktan korkmadılar ve özellikle hafta sonları meydanları doldurdular. Bazı ülkelerde vicdan sahibi insanlar İsrail’e mal taşıyan gemilerin hareket etmesini engelleyen protestolar yaptılar; kimi gemilerin önünü kesmeye çalıştı, kimisi gemi çalışanları İsrail’e mal götürecek gemilere mal yüklemeyi reddetti. Bunlar Müslüman olmayan ülkelerde meydana gelen sivil tepkiler. Bazı vicdan sahibi Batılı siyasetçiler de ülke yönetimlerine insan haklarının yerine getirilmesi konusunda baskı yaparak gündem oluşturuyorlar. Şifa Hastanesi’nin vurulduğu günden itibaren dünyada işgalciyi protestolar devam ediyor. O günden itibaren Filistinlilerin davranışları ve duruşlarından etkilenip İslam’ı araştırmaya başlayanlar, Kur’an’ı okumaya başlayanlar ve Müslüman olmayı tercih eden insanlar var. Demek vaaz kürsülerinden öte hayata taşınan İslam bu şekilde her insanı etkileyebiliyormuş.

            7 Ekim’den beri dünyada şahit olduğumuz vicdan sahibi insanların işgalci katil İsrail’in tüm manipülasyon ve yalan haberlerine rağmen Filistinlilerin yanında olması, desteklemesi bize bir gerçeği işaret ediyor. Bu gerçek Millî Görüş/Saadet Partisi’nin “Temel Esaslar” dersinde işlenen insanı diğer yaratılmış mahlûkattan ayıran ve eşref-i mahlûk kılan, insana verilen dört meziyetten “zulüm ile adaleti birbirinden ayırma” özelliğine işaret ediyor. Erbakan Hoca’mızın hemen hemen her konuşmasında anlattığı insanı “ahsen-i takvim” kılan Allah’ın insan kullarına verdiği “doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan ve zulmü adaletten ayırabilme” özellikleridir. Yaratılan her insan doğruyu, iyiyi, güzeli, faydalı ve adil olanı bilebilme bunun yanında taraf olma kabiliyeti vardır. İslam bu özelliklerdeki ölçüyü ortaya koymaktadır. Ki yine HAMAS’ın ortaya koyduğu mücadelede verilen dört meziyetin İslam ölçülerinde hayata geçirildiğine şahitlik ediyoruz. HAMAS’ın yaptıklarına en yakın şahit olanlar da İsrail tarafından rehin alınan kişiler oldu. Ve HAMAS onları teslim ederken ortaya çıkan tablo güzel ve iyi olanın nasıl güzel bir şekilde ifade edildiğini ispat ediyor.

            Filistinliler çocuklarının canını verirken insanların ölmüş ruhlarını diriltiyorlar. İnsanları gerçeğin ve hakikatin peşine düşmeye yönlendiriyorlar. Bunu nice üniversiteler, öğretim kurumları, felsefe okulları başaramıyorken insanları sorgulamaya, araştırmaya, bu dünyadan başka dünya var mı onu düşünmeye itiyorlar.

            Neymiş efendim? Her insanda mevcut olan dört meziyeti harekete geçirecek çalışmaların yapılması gerekiyormuş. Müslümanlar her insanda mevcut olan iyiye, güzele, doğruya, faydalıya ve adalete insanları yönlendirecek çalışmaları ortaya koymaları gerekiyormuş. Siyasetten eğitime, eğitimden ekonomiye bu meziyete yani fıtrata uygun iş yapmayı gerektiriyormuş. Neymiş efendim? Kendi cemaatimize, tarikatımıza, hizbimize adam kazanmak değilmiş mesele. Mesele her insanda olan fıtrata hitap etmekmiş. Hidayet ise Allah’ın takdirindedir. Bunu da unutmadan!

            Aksa Tufan’ı küresel çapta insanların insanlığını ve insan olmanın neye tekabül edeceğini meydana çıkardı. Dört meziyete tekabül eden konuların insanın kalbine dokunduğunu gösterdi. Ki cihadın her veçhesine Müslümanlar da şahit oldu. Dünyevileşme içinde debelenen Müslümanlara da bir tokat oldu aslında.

            Şunu da tarihe şahit kalsın diye dile getirmek zorundayız. Bu dört meziyet çerçevesinde katil ile kesilmeyen diplomatik, siyasi, ekonomi ve kültürel ilişkileri nasıl değerlendirilebilinir? Ekran karşısında “Kahrol İsrail” derken ticareti devam edenleri hangi amel defterlerine hangi sınıfa kaydedilir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler