94 Ruhu

Yerel yönetimlerle ilgili seçimlere iki aylık bir süre kaldı. Bugünlerde tüm medyada siyasi partilerin adayları ile ilgili haberler yapılıyor. Siyasi partiler, özellikle büyük kentlerdeki adaylarını belirledi. Tüm partilerin gönlündeki mekânlar ise Ankara, İstanbul ve İzmir. Türkiye’yi yaklaşık 17 yıldır yöneten AKP’nin MHP ile yaptığı Cumhur İttifakı’nın adaylarıyla ilgili haberler ön planda. Medya, Cumhur İttifakı’yla ilgili adayların haberlerini özellikle gündeme getirerek, diğer tüm siyasi partileri yok saymayı marifet biliyor.

Özellikle şunu gündeme getirmemiz gerekiyor: Medyanın, kamusal yayıncılık yapması gerekir, seçime giren tüm siyasi partilere eşit uzaklıkta olması gerekir. Ama son 17 yıldır Türkiye’de farklı bir medya anlayışı türediği için, kamusal yayıncılık, eşit ve özgürlükçü yayın yapması gereken medya, farklı bir kulvara kaymış durumda.

Önceki günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili partisinin manifestosunu açıkladı. Erdoğan’ın manifestosunda gündeme getirdiği şey, 94 ruhunu yeniden kuşanmak ve yerel yönetimlerde bu ruhla hareket etmek. Erdoğan’ın gündeme getirmeye çalıştığı şey, kendisinin İstanbul büyükşehir belediye başkanlığına seçildiği döneme atıf yapmak.

Oysa biz bu tanımlamaya kesinlikle karşıyız. Zira, Tayyip Erdoğan, 1994 yılında İstanbul büyükşehir belediyesine başkan seçildiği dönemde Milli Görüş saflarındaydı. Daha sonra, ne olduysa oldu, iktidar hırsı ve emperyal güçlerin itelemesiyle iktidara geldiği dönemde, Milli Görüş gömleğini çıkardığını, bundan sonra bu şekilde yoluna devam edeceğini açıkladı.

Tayyip Erdoğan, Milli Görüş gömleğini çıkardığını ifade ettiği andan itibaren, aslında Türkiye’de marka belediyecilik olan Milli Görüş belediyeciliğinden de vazgeçtiğini itiraf etmiş oluyordu.

Ne yaptılar 17 yıldır… Hiçbir şey… Taşa, betona, yola para gömmekten başka ne yaptılar?

Bir belediyenin görevi, çöp toplamak, kaldırım yapmak, asfalt yapmak, park yapmak mıdır?

Hayır… Bir belediyenin görevi, bir yerel yönetimin başındaki zatın işi, bunları yapmak yerine, bölgesinin marka olmasını sağlayacak hizmetlere imza  atmaktır.

Milli Görüş belediyeciliği, işbaşına gelmeden önce, İstanbul’un başında Nurettin Sözen vardı. Biz o dönemlerde üniversite öğrencisiydik. Musluklardan gelen tıs sesini çok iyi biliriz. İşte, o dönemde Milli Görüş belediyeciliğinin bereketiyle, İstanbul’un su problemi giderildi. Özellikle ilçe belediyelerinde yaşanan sıkıntılar sona  erdirildi.

Erdoğan, bugün bile 94 ruhuna atıf yapmaya çalışıyorsa, aslında Türkiye’de Milli Görüş belediyeciliğinin yerel yönetimlere vurduğu damgayı hatırlıyor ve itiraf ediyordur.

Zira, Milli Görüş belediyeciliği bir markadır. Hizmet markasıdır. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğunun bilincinde olanların, insana hizmetin en kutsal görev olduğunun bilincinde olanların markasıdır.

Ve hepsinden önemlisi, yemeyen, yedirmeyen, ihalelerine fesat bulaştırmayan, “Rüşvet alan da veren de melundur” hadis-i şerifinin düsturuna erenlerin adresidir. Bu hadis-i şerifin ruhuyla hareket eden Milli Görüş erlerinin iş başına gelip, halka hizmet etme sevdasıyla hareket edebilme gayretini taşıyanların yegane adresidir.

94 ruhu, bu ruhu kuşanmış ve halka hizmete sevdalı olan Saadet Partisi’nden başka hiçbir adreste aranmamalıdır.

Nokta!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?