Ya Tarihten Ders Çıkarırız...

         “Eğer tarih, hayatın öğretmeni ise ki öyledir. Yaşadığımız zaman ve alanda hiçbir şey öğrenemeyenlerin sayısının çok fazla olduğu muhakkaktır.” böyle diyor Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç. Ve yaşadıklarımız gösteriyor ki, Müslümanlar olarak tarihten almamız gereken dersleri almıyoruz.

            Her on yılda bir büyük yıkımlar yaşıyoruz coğrafyamızda. 90’larda Bosna Hersek’te yaşadığımız soykırım. 11 Eylül 2001’den sonra başta Afganistan olmak üzere 2003’te Irak’ta yaşanan yıkımlar, Arap Baharı… Irkçı emperyalizmin şekillendirdiği dünyada Müslümanlara nefes alacak yer bırakılmıyor. Biz bunu öğrenebilmiş değiliz ki, işbirlikçileri hâlâ iktidara taşıyoruz. Hâlâ ırkçılık, mezhepçilik, bölgecilik, hizipçilik, cemaatçilik, tarikatçılık gibi ayrışmak için birinden paçayı kurtarıp başka bir bölücü harekete kapılıyoruz. Evet, plan kurucular çok iyi kurucu ama bu yapılan yıkım planların uygulanabilmesinde Müslümanların hiç mi payı yok? “En iyi tuzak kurucu Allah’tır” ayetine inanıp üzerine düşeni yapmayan Müslümanlar, şüphesiz yıkım planı yapanlardan daha sorumludur.

            Bilge Kral İzzetbegoviç şunları da söylüyor: "Eğer sıkıntılardan daha iyi ve daha güçlü çıkmıyorsak, o zaman bizim sıkıntılarımız boşuna olmuş demektir. Eğer iyilik ve memnuniyetten, hayat için daha yetenekli olarak çıkmıyorsak o zaman bu boşuna geçirilmiş bir vakittir.”

            2000’den sonra doğan nesil bile dünyanın en vahşi katliamlarına, savaşlarına, çatışmalarına tanıklık etti. Sözde yeni kurulan dünya insan hakları merkezli kurulmuştu. Daha ötesi Müslümanlar ülkelerinde birçok İslami hareket denilen oluşumlar ortaya çıkarmış; yüzyıla projeksiyon tutmuştu. Ülkemizde Millî Görüş, Hint alt kıtasında Cemaat-i İslamî, Bosna’da Mladi Müslümani, Cezayir’de İslamî Selamet Cephesi, Mısır ve Mısır’ın etki alanlarında İhvan-ı Müslimin gibi. Bu hareketler faizci kapitalizmin kurduğu sömürü dünyasının ne olduğunu ortaya koymuşlar ve Müslümanların bir araya gelmesi için çalışma yapmışlardı. Ve bu hareketler özellikle yirminci yüzyılın ortalarından sonra ciddi tecrübeler yaşamıştı. Bir tarih oluşturmuşlardı. Bu hareketlerin yaşadığı sıkıntılardan daha iyi bir sonuç ortaya çıktı mı? Eğer çıksaydı biz hâlâ Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’nın özgürlüğünü istiyor olur muyduk?

            Son yirmi küsur yıl içinde yaşadıklarımızın hiçbiri şaşırtıcı olaylar değildi. Herkes biliyor ki, başta Erbakan Hoca’mız olmak üzere bu coğrafyadaki ve dünyadaki Müslümanlar uyarıldı. Erbakan Hoca’mızın ve Millî Görüşçülerin ömrü ırkçı emperyalizmin kurduğu sömürü düzenini anlatmak, hedeflerine işaret etmek, bu hedefleri gerçekleştirmek için bizim coğrafyamızdan çıkarılan işbirlikçilerin eliyle işlerini kolaylaştıracaklarını anlatmakla geçti. Saadet Partisi’nin ve Erbakan Hoca’mızın anlattığı hangi olay gerçekleşmedi? Müslümanlar, yaşadıkları sıkıntılardan, yaşanan deneyimlerden ders çıkarmak yerine dünya nimetlerinden faydalanmayı seçenler Müslümanların birliğine ne kadar zarar verdiler, farkındalar mı? Ya ahiretlerine verdikleri zararın farkındalar mı?

            Hâlâ Müslümanlara, “Elimizden gelen bir şey yok? Ne yapılabilinir ki?” Umutsuzluğunu yaşatanlar, öncekilerin uyarılarını niye dikkate almıyorlar? Önceki neslin üretmiş olduğu çözümleri ele alıp yeni yollar açmıyorlar. İnsanları sadece insanî yardımdan başka yapılabilecek yok düşüncesini yerleştiriyor bizim iktidar ve kalemşorları? Birkaç kahve dükkânını, yönetmenleri, sanatçıları hedefe koyup boykot yaptırırken bazı şairler, yazarlar (bunlara İslamcı derler, kendilerini muhafazakâr mahallenin çocuğu diye tanıtırlar; belediyelerin kadroları şair ve yazarlarıdır), yirmi küsur senedir destek verdikleri iktidarı diplomatik ilişkileri kesmeye davet etmezler. Yaşananlardan hiç mi ders almazlar? Fenomen dindar abla yazarlarımız duygularımıza hitap edecek şekilde Filistin’deki olaylara dikkat çekerler ama kendi ülkelerinin hâlâ işgalci İsrail ile ticareti bitirme konusunda iktidara baskı uygulamazlar. Yaptıkları bu işlerle yani meselenin temel çözümüne işaret etmemekle ortaya çıkan zulüm sebebiyle zalimler sınıfına yazılmaktan korkmazlar mı bu kişiler? Ahirette çok hesaplı sosyal medya ağlardaki paylaşımların kendilerini kurtarmaya yeteceğini mi sanıyorlar? Tatlı su boykotlarının her gün daha fazla işgalci İsrail’in pervasızlaşmasına sebep olduğunu görmezler mi?

            Saflar netleşiyor, Müslümanlar hamaseti bırakıp tarihin getirdiği tecrübelerden dersler çıkararak yola devam etmek zorundalar. Aksi halde her gelen gün daha fazla zulüm artarak devam etme tehlikesi tüm dünyayı tehdit ediyor.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hilmi Kanpara - Tüm planlarını bu coğrafyada kolayca uygulayabilmeleri için içimizdeki işbirlikçilere hayal bile edemeyecekleri dünyalıkları verdiler. Katı laikçi anlayışı dahi safdışı yapan siyonizm hedefine ulaştığını zannederken Gazze’de Hamas ve mücahidler planları tek tek bozuyor. Elhamdülillah.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Kasım 15:23


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler