Saflar Netleşirken!

         Bismillâhirrahmanirrahîm;

      KUDÜS, tarihte hep huzur ve barış barometresi oldu. Müslümanların elindeyken bölge huzur ve barış yurdu haline geldi; Hıristiyanların kontrolüne geçince de Kudüs ve etrafı ( Filistin) acı, kan ve gözyaşına boğuldu. Müslümanlar fetih anlayışını benimserken; Hıristiyanlar geçtikleri yerleri yakıyor, yıkıyor, işgalleri altına alıyordu. 75 yıldır Filistin’de işgal, saldırı, baskın, katliam ve soykırımın her çeşidinin yaşanmasının sebebi budur.

     1948’den beri, Haçlı-Siyonist ittifakının etkili olduğu Filistin toprakları işgali yaşıyor. Filistinli mücahitlerden Allah ebediyen razı olsun! Bu kadar uzun süredir direndiler, fedakârlık yaptılar, cihat ettiler, kutsal mekânlarımızı savundular. Sopa ve sapan taşlarıyla yapılan mücadeleden sonra, Aksa Tufanı Harekâtı ile bir kıyam hareketi başlattılar. İsrail’i dize getirdiler; darmadağın ettiler.

     İsrail, Kassam Tugayları ile değil de, bebek ve kadınlarla savaştıklarını örtebilmek için muazzam bir dezenformasyon uyguluyor. Ellerinde tuttukları ajans ve medya kuruluşlarına, kurgulanmış haberler servis ediyor; yalan ve iftiralarla cilâlanmış haberler yaymaktan geri durmuyorlar. Temiz insanların zihinlerine bile, “İlk saldırıyı HAMAS başlattı” yalanını pazarlıyorlar. 75 yıl önce Filistin’de ilk işgali başlatan” İsrail’dir. Zulüm ve katliam 7 Ekim’de başlamadı ki!

      7 Ekim, direnişin taarruza geçtiği tarih! Aksa Tufanı başlamasaydı, İsrail Gazze’ye yine saldıracaktı. Zaten 17 yıldır abluka altında tutuyordu. Bu süreçte, “Ne oluyoruz; bu çağda insan haklarını yok sayamazsınız” diyemeyenler, şimdi mazlumları suçluyorlar!

                                                DİRENİŞ SÜRMELİ

     ZULÜM sona erinceye, haklıya hakkı teslim edilinceye; barbar, terörist İsrail çetesi işgal ettiği toprakları terk edinceye kadar direniş kararlılıkla sürmelidir. Filistin, tam bir turnusol kâğıdı oldu. Herkesin rengi ortaya çıktı. İnsan hakları havarisi ABD ve AB ülkeleri, bebek ve çocuklarla savaşan Siyonizm’in yanında durdu. İslâm, zulmü ortadan kaldırmayı amaçlar. “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem” diyen Akif gibi, “şuurlu Müslümanlar” katliamcı ve soykırımcının yanında saf tutamaz.

     İslâm dünyasının sözde yöneticileri bu konuda kötü sınav verdiler. İşgalciye karşı tavır alamadılar. Siyonizm uzmanı Erbakan Hoca ne kadar isabetli konuşurdu: “Siyonizm timsaha benzer. Üst çenesi ABD, alt çenesi AB, beyni İsrail, gövdesi ise İslâm dünyasının işbirlikçi yöneticileridir.” Bu süreçte bu tesbit hiç değişmedi. Ah şuursuz güruh ah! Şunu bilin ki, bundan sonra hiçbir şey 7 Ekim öncesi gibi olmayacak. Değişecek Ortadoğu denkleminde kesinlikle İsrail bulunmayacaktır!      

     Manen ve maddeten gelişen dünyada bebek ve çocuklarla savaşan barbarlar yer edinemeyecektir. Dünya halkları mazlumun yanında saf tutmaktadır. Zalimler, döktükleri kanda boğulacaktır. HAMAS Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye, 350 yıllık zulüm dönemini kapatacaklarını söyleyerek, Müslüman ümmete seslendi: “Var gücüyle Gazze cihadına destek vermek, bütün Müslümanların öncelikli görevidir.”

     Saadet lideri Karamollaoğlu da, küresel kurumların kimliğini kaybettiğini, Batı’nın bilinen zalim karakterine döndüğünü anlattı. İyi silkeleyin, zalimler dökülüyor.

Saflar Netleşirken!

                             -ÖNEMLİ BİR UYARI-

      FİLİSTİN cihadının zafere doğru koştuğu, dünyanın dikkatinin barbarlara tepkiye çevrildiği bir atmosferde, bazıları acıyı fırsata çevirebilmek için sinsi oyunlara girişmekten çekinmiyorlar. Türkiye’nin en gözde hukukî kurumları olan AYM ve Yargıtay arasında ihtilaf varmış havası estiriyorlar. Bunca mazisi olan kurumlarda yetki kargaşası ve görev tanımı eksikliği bulunması mümkün değildir. Yanlış yürüyen işleri örtmek için dikkatleri farklı bir noktaya mı çekmek istiyorlar?

     Tapu Yasası’nda değişiklik yapılarak özel mülkiyete devletin dilediği gibi tasarruf edebileceği bir sistem getirileceği konuşuluyor. Fabrikalar bitti; şimdi boşaltılmış köylerin satışa çıkarılacağı; Büyükşehir Yasası’yla köye dönüştürülen yerlerdeki gelişim alanlarının sessiz sedasız TOKİ’ye devredileceği basına yansıdı. TBMM’nin konuyu özel takibe alıp kılı kırk yararcasına araştırmasını bekliyoruz. Dikkatlerin Gazze’ye çevrildiği bir noktada ülkemiz felâkete sürüklenmesin!

     Her seçim öncesi ısıtılıp önümüze getirilen anayasa değişikliği konusuna artık gına geldi. Niçin illâki seçim öncesi? Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, seçim yaklaşırken yeniden piyasaya sürülen anayasa değişikliği konusunun İsrail soykırımını örtmek için mi gündemde tutulduğunu sordu.

     Seçim Sistemi’nde 50+1 oy alma şartını getiren zorunluluk; dünyada benzeri olmayan, Türkiye’deki Başkanlık Sistemi’nin ayırt edici özelliğidir. Bu ucube sistem Türkiye’yi uçuşa geçireceği vaadiyle getirildi. Karşı çıkanlar tehdit edildi, suçlandı. Şimdi, sistemin sahipleri yanıldıklarını söylüyor; yanlışlıklarını sayıp döküyorlar. Milletvekilleri gelişmeleri ciddi bir takibe almak zorundadır.                           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler