Reklamı Kapat

Şerre Kilitlenmiş Karanlık Mekanizma!

Terör devleti İsrail’e hiçbir zaman güven olmaz!

* Terör devleti İsrail’in ipi ile hiçbir zaman kuyuya inilmez! Kuyunun ortasına geldiğinizde ipi bırakır, düşer boğulursunuz!

* Terör devleti İsrail’le normalleşme olmaz, olamaz! Çünkü İsrail normal bir ülke değil!

* Terör devleti İsrail gece demeden gündüz demeden bir Müslüman coğrafyayı, İslam topraklarını, Filistin’i bombalıyor!

* Terör devleti İsrail, çocuk demeden, yaşlı demeden, genç demeden, kadın demeden tüm Filistinlileri şehit ediyor.

***

Şerre kilitlenmiş bir karanlık mekanizmayı anlatmak istiyorum, esasen! Nasıl mı? Okuyalım;

* İslam dünyası kan ve gözyaşında boğulmak isteniyor, adeta!

* Afganistan’ın, Yemen’in durumu ortada!

* Libya darmadağınık edildi… Hâlâ ne olacağı belli değil bu ülkenin!

* Irak işgal edildi. Bir ülke neredeyse haritadan silinmek istendi. Uyduruk, taşeron, payanda örgütlerle ülkenin altı üstüne getirildi. Tüm değerleri ve kıymetleri yağmalandı. Yüzbinlerce kadının ırzına geçildi, çocuklar yetim ve öksüz kaldı.

* Suriye’de taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmadı. Milyonlarca Müslüman perişan edildi. Milyonlarca Suriyeli memleketinden, evinden, vatanından -ülkemiz başta olmak üzere- başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Kadim bir medeniyet yok edildi.

* Ortadoğu’nun göbeğine malum şer odaklarınca getirilip yerleştirilen İsrail’le son dönemde atılmak istenen ‘normalleşme’ adımları… Şaşırtıcı bir şekilde kanun, hukuk, nizam, düzen tanımayan terör devleti İsrail’le aynı safta yer alan bazı Arap ülkeleri…

* Tüm bunların yanında Amerika’nın yıllardır güney sınırlarımızı da içine alan bir terör devleti kurdurma çabaları… Böl, parçala ve yut taktiği… Bölgede işletilmek istenen ‘devletçikler’ planı… Plan hâlen yürürlükte…

* Ve de terör devleti İsrail’in, hiçbir dönem rafa kaldırmadığı Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) Planı. 1990 yılında İskoçya'da yapılan NATO toplantısında Sovyetler’in dağılmasından sonra yeni düşman olarak İslam'ın ilan edilmesi, Büyük İsrail'i kurma gayesinin tek engeli olarak görüldüğü içindir.

* ABD önderliğinde yürütülen siyasi, askeri, iktisadi bütün operasyonlar dünyaya Mesih inanışı istikametinde Siyonizm adına bir ayar çekme operasyonundan başka bir şey değildir.

* Vaat edilmiş topraklar üzerinde Büyük İsrail'in kurulması, bunun emniyeti için Afganistan'dan Yemen'e, Endonezya'dan Fas'a kadar bütün İslam coğrafyasının hizaya getirilmesi kutsal bir görevdir(!) Çünkü bu görevin tanrı tarafından verildiğine inanılmaktadır. Thomas Jefferson'un şu beyanı bu inanışın bir delilidir: “Tanrı, İsrail oğullarına tarih boyunca nasıl rehberlik ettiyse, Amerika'nın kurucularına da öyle rehberlik etmiştir.”

Hiç kuşkunuz olmasın; ABD'yi yöneten ister Bush olsun, ister Hüseyin Obama, ister Trump, ister Biden olsun bu görev asla ve kat’a değişmeyecektir!

OYUN AÇIK VE NET!

Bütün bu çerçeveden baktığımız zaman “Doğu Akdeniz” kapsamında çevrilmeye çalışılan tüm fırıldakların, katakullilerin, oyunların, planların, pusuların, tuzakların temelinde Ortadoğu’nun çıbanbaşı durumunda olan terör devleti İsrail’in olduğu kesin.

Her şey bir bakıma İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlamaya yöneliktir…

Her şey, “Vadedilmiş Topraklar- Arz-ı Mev’ud-” üzerinde Büyük İsrail Projesi’ni (BİP) kurmak içindir.

Oyun gayet açıktır ve nettir…

TERSTEN İŞLEYEN BİR SİSTEM; TİCARİ TAKSİ ŞÖFÖRLERİ DERTLİ Mİ DERTLİ!

Bir fabrika ya da işyeri düşünün…

Çalışanlar kazançlarını direkt patrona yani işverene götürüp avucuna sayıyorlar.

Bu kadar da değil; bu fabrika ya da işyeri çalışanları sigortalarını her ay kendi ceplerinden ödüyorlar! “Kendi kendine emekli ol!” deniliyor!

Bitmedi; bu işyerinde ya da fabrikada olur ya bir iş kazası olduğunda bu kazaya ilişkin masrafları, ödemeleri de yine çalışanın cebinden çıkıyor! İşverenin, patronundan cebinden, kesesinden tek kuruş çıkmıyor!

“Bu kadar da olmaz! Nerede bu beleş ortam! Yok böyle bir dünya! Öyle şey mi olur? Böyle bir çalışma ortamı var mıdır? Varsa hangi ülkededir, söyler misiniz Adnan Bey!” cümlelerinizi ve itirazınızı duyar gibiyim.

Ey okur!

Böyle bir ülke var! Çok fazla uzağa gitmenize de gerek yok! Yukarıda saydığım gayri insani şartlarda çalışan insanlar bizim kendi ülkemizde! Anlatayım;

* An itibariyle, binlerce, on binlerce ticari taksi çalışanı, günün, mesainin sonunda kazançlarını direkt patrona yani işverene götürüp avucuna sayıyorlar!

* An itibariyle, binlerce ticari taksi çalışanı, emekli olabilmeleri ve de diğer haklardan istifade etmek için sigortalarını her ay kendi ceplerinden ödüyorlar!

* Binlerce, on binlerce ticari taksi çalışanına, “Kendi kendine emekli ol!” deniliyor!

* An itibariyle binlerce, on binlerce ticari taksi çalışanı, bir iş kazası olduğunda, trafik kazası yaptıklarında, arabaya bir zarar gelmesi durumunda, bu kazaya ilişkin masrafları, ödemeleri de yine ceplerinden ödüyorlar! İşverenin, patronun, ticari taksi sahibinin cebinden, kesesinden tek kuruş çıkmıyor!

Böyle tersinden işleyen bir mekanizma olabilir mi? Duydunuz mu, işittiniz mi böyle tersten işleyen bir sistem; çalış, çalış, çalış… Ve günün sonunda kazancını git işverene ver! Çalış, çalış, çalış… Sigortanı işveren değil de kendin öde!

Tuhaf, tuhaf olduğu kadar da yanlış ve hatalı bir mekanizma!

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ifade ettiği gibi; “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;/Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul./Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;/ Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

PEKİ AMA ÇÖZÜM NE?

Peki bu sistemin düzeltilmesi mümkün değil midir?

Yani ters işleyen sistemle ticari taksi şoförlerinin kazançlarını direkt patrona yani işverene götürüp avucuna saymaları ve sigortalarını her ay kendi ceplerinden ödemeleri mekanizmasının daha insani noktaya getirilmesi mümkün değil midir?

Neden mümkün olmasın!

Çözüm şudur; ticari taksi şoförleri işveren tarafından maaşa bağlanır, işveren çalışanının sigortasını da ödediği zaman iş hal yoluna kısmen de olsa girmiş olur!

Ama bunun üst düzeyde ele alınması gerekir; ya Türkiye Büyük Millet Meclisi ( TBMM) bir yasa marifetiyle bu haksızlığı gidermeli ya da Beştepe bir düzenleme yoluna gitmelidir.

Sadece yönetmelik marifetiyle de olur mu olmaz mı ona da bakmak, araştırmak lazım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler