Reklamı Kapat

ABD ve Almanya PKK’ya güvenli bölge peşinde, biz Fazıl Say konserini tartışıyoruz

Cumhurbaşkanı’nın Fazıl Say’ın konserini izlemeye gitmesini birileri ısrarla gündemde tutuyor. Buna karşılık Cumhurbaşkanı da bu lüzumsuz polemiğe sarılarak, “Fazıl Say’a gittim diye linç başlattılar” diyerek meseleyi günlük politika malzemesi haline getiriyor. Elimizden geldiğince medyayı takip etmeye çalışıyoruz. Doğrusu ciddiye alınacak bir linç kampanyası söz konusu değildi. Kaldı ki, Cumhurbaşkanı’nın 16 yıldır gitmediği bir sanatçının konserine şu sıralarda gitmiş olmasına birilerinin lehte ve aleyhte yorum yapmasını linç kampanyası olarak nitelendirmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Kaldı ki, ortada bir linç kampanyası var ise bunun başını Sayın Bahçeli ile Cumhurbaşkanı çekmiyor mu? Sürekli olarak bir kesimi dışlamaya, kamplaştırmaya, hatta hain ilan etmeye varan nitelendirmeleri her fırsatta tekrarlayanların yaptığı iş linç kampanyası olmaz mı? Toplumun ayrışmaya değil kucaklaşmaya ihtiyacı olduğu hususunda kimsenin tereddüdü yok. Ancak, kucaklaşmanın sağlanmasında en büyük görev iktidar sahiplerine düşer. Bir yandan Fazıl Say’ın konserine gitmeyi Cumhurun kucaklaşması olarak nitelendirirken, öbür yanda kendileri ile birlikte seçimlere girme hakkı kazanmış diğer partilerin aralarında oluşturdukları ittifak ve temasları ‘şer cephesi’ olarak nitelendirmenin izahı mümkün olabilir mi? Olaya bu açıdan bakıldığında sürekli olarak şer cephesi olarak nitelendirilenlerin içinden bazılarının da Cumhurbaşkanı’nın Fazıl Say konserine gitmesinde bazı maksatlar aramalarını yadırgamamak gerekir. Bunun için bir takım eleştirilere aldırmadan sorumlu mevkilerde bulunanlar geçmişten gelen alışkanlıklarını bir kenara bırakarak kucaklaşmaya yönelik adımlarını sürdürürlerse bundan insanımız ve ülkemiz kazançlı çıkacaktır.

Seçim kampanyasını bir çatışma ve polemik ortamına dönüştürmekten vazgeçildiği takdirde bu ülkede kucaklaşmak kolaylaşır. Elbette kucaklaşmak için herkesin aynı düşünmesi gerekmiyor. Herkes bizim (benim) gibi düşünsün, aksini düşünenler hainlerdir anlamına gelecek üslup devam ettiği sürece gerçek anlamda bir kucaklaşma gerçekleşmez. Yeter ki,  toplumun bir kesimini dışlamaktan ve hain ilan etmekten vazgeçilsin. Çünkü sürekli olarak toplumun bir bölümü suçlu ilan edilerek bu kucaklama sağlanmaz/sağlanamaz. Kaldı ki,  insanları suçlu ilan etmek siyasilerin işi değildir. Yargı bir kimse ve grup hakkında suçlu olduğuna karar vermediği sürece herkes suçsuzdur. Bir takım birliktelikler hainlerin ittifakı ilan ediliyor ve bunlarla ilgili bir yargı kararı yoksa bu nitelendirmeyi yapanlar suç işliyorlar demektir ki, hiçbir kişi ve kesimin suç işleme imtiyazı olamaz.

Dikkat çekmeye çalıştığım, birkaç oy fazla alabilmek için uygulanan strateji toplum kesimlerini birbirine yaklaştırmak ve kucaklaşmalarını sağlamak yerine uzaklaştırıyorken özellikle ABD ve AB ülkelerinin tavrının dostça olmadığı, ülkemize yönelik tam bir düşman cephesinin oluşturulduğu bir ortamda her zamankinden daha fazla kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Artık hiç şüphe yok ki, başta ABD olmak üzere AB ülkeleri Irak’tan sonra Suriye’de de bir Kürt devleti oluşturmanın peşindedirler. Bunun sonu ise yüz yıllık plan gereği ülkemizin de parçalanmasıdır. Böyle bir noktada biraz daha fazla oy alabilmek için kamplaşmaların körüklenmesini izahta zorlanıyorum. Eğer bu gerçek biline biline içeride ortam gerginleştiriliyorsa çok ciddi ve tehlikeli bir noktada bulunuyoruz demektir. Çünkü çok açık bir şekilde ABD Başkanı Trump bir PKK elebaşına, “Güvenli bölgeyi sizin için oluşturacağım. Türklerin katliam yapmasına izin vermeyeceğim” diyerek hedeflerini net bir şekilde dile getiriyor. Bu arada Merkel hükumeti de bir soru önergesine verdiği cevapta,  Türkiye’nin YPG’li teröristleri vurmasını istemediklerini, bu konuda Türkiye’yi uyardıklarını belirtiyorlar. Sanırım fazla söze gerek yok.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Genc - Pkk, ypg ve isidi kuranda silah ve diger yardimlari yapanda programini yapanda.... abd.

O halde turkiye'nin teror azmettirici olarak abd ye karşi tavrini gozden geçirmesi için ne bekleniyor.

Duşman büyükse düşman denemiyormu.

Ne pahasina olursa olsun dosta dost düşmana düşman gibi muamele edilmeli. ....

Yanıtla . 1Beğen 01 Şubat 01:51

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?