Reklamı Kapat

Gençliğim eyvah romanının çağrıştırdıkları

Tarık Buğra’nın diğer romanlarında olduğu gibi “Gençliğim Eyvah” romanı da Türkiye’nin yakın tarihinde geçirdiği dönemsel kırılmaları konu edinir. ‘Gençliğim Eyvah’ romanını diğerlerinden ayıran en belirgin özellik geçmişte olup bitenle gelecekte olan ya da olabilecek vakaların bir kara ütopya şeklinde işlenmiş olmasıdır. Anlatılan prototip ve olay örgüsü negatif öngörüleri de içinde barındırmaktadır. Bu durumu tarih-tekerrür ilişkisi içerisinde anlayabileceğimiz gibi sinema ve roman gibi sanat dallarının karanlık yapılar için bir esin kaynağı olabileceği ihtimalini de akla getirmektedir.  Roman’da ana karakter, yan karakterler, mekân ve de zaman yaşadığımız yakın olaylarla ilgili birtakım kodlar oluşturup şifreler vermektedir.

1977’de yazılıp bir sene sonra tefrika edilen roman ülkemizin ağır tahribatlar yaşadığı 1980’in meşum anarşi ve karmaşa dönemlerine denk gelmektedir. Roman kişileri Meşrutiyetten Cumhuriyete geçiş sürecinin içerisinde tahlil edilirken bir taraftan da toplumun yaralı bilinci ve de eğreti karakteri de dikkatten kaçırılmamaktadır. Yazarın negatif baş karakter ihtiyar’dan bahsederken ‘yüz, yüz elli yıl zarfında Türkiye’nin gidişatına etkili olmuş bütün yanılgıların, kasıtların ve idraksizliklerin sembolü” ifadesini kullanması zihinleri somut bir şebekeye taşıması açısından önemlidir. ‘Devleti devlet eliyle yıpratmak, çürütmek ve çökertmek!’  ‘Artık bu ilkeye bir de paralel bulmuştu: Muhalefeti muhalefet eliyle yıpratmak, çürütmek ve çökertmek!..’ şeklindeki tespitler yazarın bu topraklara ait kumpas geleneğini ve onun muhtemel aktörlerinin kullanabilecekleri enstrümanları çok iyi öngörüp resmettiğini göstermektedir.

‘Eğitimi eğitim eliyle yıkmak’ Milli Eğitim mekanizmasını dinamitlemek makam-mevki ve başarı üçgeninde dünyayı tek boyutun dışında kavrayamayan bir kuşak oluşturma hedefi bu ihtiyar düşüncenin tezahürlerini nerdeyse birebir yansıtmaktadır. Roman her ne kadar 12 Eylül öncesi kaotik ortamı konu alsa da yazar bu ortamın ve bu ortamı hazırlayanların görünmeyen taraflarını ortaya çıkarmaya çalışır. Bunu yaparken de geri dönüş tekniğine baş vurur. Bu son oyunun fark edilip müntesiplerinin ihtiyardan kopup çözülüşleri sahnesidir. Böyle bir yöntemle yazar okuyucu tasavvur ve muhayyilesini bir dizi olaylar silsilesinden geçirerek sonun başı denilen noktaya götürür. Roman kişisi olan ihtiyar bir şeyhin oğlu olma elbisesine sığınarak bu gizemlilik etrafında çevresine yaydığı tartışmasız güven hissiyle devletin en stratejik kurumlarına varıncaya dek adamlarını yerleştirmiş, halkı manipüle ederek elde ettiği paralarla sayısız kurum ve kuruluşun düzenini bozup işleyişine engel olmuştur. Bab-ı Ali baskınının ve İzmir suikastının gerçek düzenleyicisi olduğu halde hepsinin içerisinden sıyrılmasını bilmiş, devlet içerisine yerleştirdiği adamlarıyla kendisini saklamayı başarmıştır.

Romanda roman kişilerinin isimleri yerine delikanlı, ihtiyar ve elma çiçeği gibi özellikleriyle yer alması pek rastlanır olmayan bir durum olmakla birlikte okuyucunun tasavvurunu şahıslara takılıp kalmadan zaman ve mekân açısından geniş tutabilmeye matuf olsa gerektir. Zira ‘Gençliğim Eyvah’ romanı zaman-mekân ve insan noktasında tarihsel roman örgüsünün çok üzerinde seyreden bir romandır. Diğer romanlarında sıklıkla rastlanan hayat ve insan karşısında umduğunu bulamayan bireylerin yaşadığı çıkmaz burada da belirgindir.

Vatan ve millet sevgisinden uzak kimliksiz bir devlet yapısını oluşturmaya çalışan bu kozmopolit örgütün cemaat kisvesi altında kendini güncellemiş bir şekli olan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) de birebir aynı heves ve reflekslere dayanmaktadır. Devleti bir menfaat kapısı haline getirerek ciddiyetini kundaklayıp varlığını tartışılır hale getiren bu örgüt bugün de çok uluslu bir şer ağının taşeronluğunu yapmaktadır. Bürokratlar, gazeteciler, senato üyeleri ve daha başka devlet birimlerinde çalışan kişiler hep bu güruhun içerisindedir.

Doktora tezini Tarık Buğra’nın Romancılığı üzerine hazırlayan Yıldıray Bulut’un ifadesiyle Tarık Buğra nezdinde ihtiyar mozaik bir tiptir: “Onun benliğine, kişiliğine ve fikir yapısına bakıldığında Türkiye’nin kaderiyle oynamış, son yüz- yüz elli yılın bütün politikacıları, aydınları ve bilim adamlarının özeti görülebilir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?