Reklamı Kapat

Beş bin liraya hücum! 

İlme İrfana Kültüre Medeniyete Hizmet Vakfı şöyle bir ilan vermiş: İstidatlı ve zeki bir gence, İngilizce Osmanlıca Arapça mantık hikmet dersleri verdirilecek, hattatlık gibi bir sanat öğretilecek, marifet sahibi vasıflı bir insan olması sağlanacaktır. Bunun için hocalar tutulacak, ayda yirmi bin lira harcanacaktır. Öğrenciye para verilmeyecek, yirmi bin liranın tamamı eğitim işlerine harcanacaktır. Müracaat eden istekli gençler sınava tutulacak, birinci olan buna hak kazanacaktır.

Kimse müracaat etmemiş.

Vakıf başka bir ilan vermiş: İstidatlı yüz gence ayda beşer bin lira burs verilecektir.

On bin kişi müracaat etmiş. Vakıf binasının merdivenleri çökmüş, camları kırılmış, izdiham yüzünden kapılar kapanmış, kalabalık kapıyı koçbaşı ile kırmış, birinci kata pencereden merdiven dayayıp içeriye girmişler, müdürü tartaklamışlar ceketini yırtmışlar, ah ilim irfan marifet ah beş bin lira diye bağırmışlar... vs... vs...

***

Ben bir Türkiyeliyim, devletimi vatanımı halkımı seviyorum. Türkiye için çok iyi şeyler istiyorum. Bu isteklerimin listesi uzundur. İkisini zikr edeyim:

  1. Türkiye’nin eğitimde dünya birincisi olmasını istiyorum. İkinciliğe bile razı değilim. Bu konuda Singapur’u ve Finlandiya’yı geçmemizi istiyorum.
  2. Tarımda da, yüzölçümümüz ve nüfusumuz hesaba katılarak dünya birincisi olmamızı istiyorum.

Soruyorum: Bu isteklerimde abartı var mıdır? Bunları istemek bir suç ve kabahat midir? Bizden küçük iki ülke bunu yapabiliyor da biz niçin yapamayalım?

İdarecilerimiz, aydınlarımız bunları niçin şevkle hararetle istemiyor?

Bunların istekten, hayalden çıkıp realite olması için niçin planlı programlı şekilde var gücümüzle çalışmıyoruz?

Bu konuda dünya çapındaki uzmanlara niçin planlar, programlar, projeler hazırlatılmıyor?

Bendeniz ayrıntılara girmiyorum. Bir istek, bir temenni beyan ediyorum. Türkiye eğitim konusunda Singapur ve Finlandiya’yı geçsin, dünya birincisi olsun diyorum. İyi mi yapıyorum, kötü mü?

***

Cömert devletimizin fakirlere dağıttığı yardım kömürlerinin satışı yasak olduğu halde, birilerinin bunların bir kısmını (ne kadarını?) ellerine geçirip satışa arz etmesi son derece vahim bir hadisedir. Suçtur, ahlaksızlıktır. Mutlaka üzerine gidilmelidir.  Bunu yapan ahlaksızlar cezalarını çekmelidir.

***

Soyu koruma altına alınmış, birkaç adet kalmış yabani hayvanları vahşice, acımasızca vurup öldürenlere, çok ağır cezalar verilmeli ki, bu cinayetler bir daha işlenmesin. Küçük para cezalarıyla bunlar önlenemez.

***

Bedevî, türedi, sonradan görmüş hayırsız zengin, yemeye içmeğe şatafata servet harcar ama ayda bir kültür kitabı bile alıp okumaz. Medenî fakir, boğazından keser faydalı kitaplar alır okur.

***

Bir gecesi yüz bin lira imiş!..

***

Milyonlarca lise gencimizi nasıl kurtaracağız? Onları vasıflı Türkiyeliler haline nasıl getireceğiz? Onları nasıl bilgili ve kültürlü yapacağız? Nasıl faziletli, ahlaklı kılacağız? Onlara estetik, güzellik, sanat boyutunu nasıl kazandıracağız? Onları materyalizmden, pozitivizmden, Darvinizmden, Feminizmden, Altın Buzağı dininden nasıl koruyacağız? Türkiyeyi dünyevî bakımdan Japonya’nın üzerine çıkartacak vasıflı, güçlü, üstün, vatansever genç kadroları nasıl yetiştireceğiz?

***

Halka, İslamın ve hikmetin kanaat zihniyeti nasıl öğretilecek ve aşılanacaktır? Bu işi kimler, hangi müessese (kurum) yapacaktır? Diyanet mi? Özel Diyanet mahiyetindeki büyük cemaatler, vakıflar, tarikatlar, sivil toplum kuruluşları mı? Bu  hizmet ayrı ayrı yapılabilir mi, yoksa mutlaka ortak çalışma gerekir mi?

***

Enflasyon israf ekonomisi ile düşürülemez. Kanaat ile düşürülebilir.

***

Kandırılmak bir noksanlıktır. Kemal sıfatlarla sıfatlı, noksan sıfatlardan münezzeh Allahü Teala kandırılamaz. İslam’ı tahrif etmek isteyen insî şeytanlar, dall ve mudiller halkın bir kısmını kandırabilir ama O’nu (hâşâ) kandıramazlar.

***

Bendenizin serveti olsa, o hayır kurumlarına yardım etmem. Çünkü onlar ihlâsla Allah rızası niyetiyle, Şeriata ve İslam ahlakına uygun şekilde hizmet vermiyor.

***

Yatılı bir Kur’an kursunda, bir İmam-Hatip mektebinde öğrencilere verilen yemeklerin, ekmeklerin bir kısmı çöpe atılıp israf ediliyorsa, o kurumlar Kur’ana ve Sünnete aykırı büyük bir günah işliyorlar demektir. İsraf haramdır, dinî kurumların yemekhanelerinde, mutfaklarında bir lokma ekmek, bir kaşık yemek, pilav tabağındaki bir tek pirinç bile atılmamalı, israf edilmemelidir. Bendeniz bu satırları yazdığım için münafık olmam ama birtakım idareciler sorumlu olur, vebal altında kalır, günahkâr olur.

***

Diyanet İşleri Başkanlığına: Büyük bir resmî kuruluş olarak Başkanlığınızdaki personele yemek verilmektedir. Yemek sofralarında ekmek ve yemek ziyan edilmemesi gerektiğini söylemeye bile hacet yoktur. Bu hususa hürmetle dikkat çekerim.

***

Kur’an hamili hafız, başta beş vakit namaz olmak üzere Kur’anın emirlerini yapar, yasaklarından kaçınır, öğütlerini can kulağı ile dinler ve tutar, Kitabullah’taki kıssalardan ibret alır.

***

Diyanet’in, AB standartlarına kriterlerine normlarına göre hadîs ayıklama işinde Felix Körner isimli bir Cizvit papazının da ismi geçiyor. (Roma Gregoryen Katolik üniversitesinde profesörmüş.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi



Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?