Reklamı Kapat

Peygamber efendimizin öğüdünü dinleyin

Peygamber Efendimiz buyuruyor, “Allah tarafından ilhama uğramı, ilhama mazhar olmuş kişileri, benim ümmetimde bırakınız, onlara bir şey söylemeyiniz.” Allah’ın emirlerini yeryüzünde uygulayan melekler var. Allah emirleri veriyor o melekler de uyguluyor. Rüzgâr meleği var, yağmur meleği var, zelzele meleği var, diğer afetler için melekler var yani her konuyla ilgili birçok melek var. Allah’a çok yakın bazı melekler vardır. ‘Melek-i Ala’ diye bir melek var, bu melek bizim sınırlandırılmış zihnimizde asla olmayacak bazı fikirleri bize ilham ederler.  Normal kulların asla vakıf olamayacağı durumlardan haber verirler ilham ederler. Allah hazretleri emreder o melekler de bizim için çalışırlar. İşte bazı kullar var ilham edilen, siz bunların bazılarına meczup diyorsunuz. Ağzından başka başka kelimeler, cümleler çıkıyor.  Bazen de pek sınırlara uymayan kelimeler ediyorlar. İşte Resulullah Efendimiz de bu insanlardan bahsediyor. İşte bu kullar için Peygamberimiz, “Allah tarafından ilhama uğramış, ilhama mazhar olmuş kişileri, benim ümmetimde bırakınız, onlara bir şey söylemeyiniz. Ama onlara söyledikleri laftan dolayı kesin cennetlik veya kesin cehennemlik demeyiniz. Onları cennete de, cehenneme de kondurmayın. Onlara bu konuda hüküm vermeyiniz. Allah kıyamet günü onlar hakkında karar verene kadar onların sözlerine bakıp kızmayın, onları kendi hallerine bırakın” buyuruyor.

“DİLİNİZİ TUTUN”

Gerçekten de Peygamber Efendimizin bahsettiği meczuplar var. Zaten bunların sözlerine de kimse aldırmaz. Fakat bazen bakıyorsun bu meczupların hiç ilmi ve bilim tahsilleri olmasa da Allah bazı kullarına ilham ediyor. Hatta onları kainatın içerisinde görevlendiriyor. Bazen siz onlara ‘Aptallar’ diyorsunuz ama aslı ‘Abdal.’ Bunların dışında kutuplar var, yediler var, kırklar var, gibi birçok benzeri mertebe dinimizde var. Bunlar ilim sebebiyle, çok ibadet sebebiyle makam almış kimseler değildirler. Bu insanların kalplerinin tertemiz olmasından dolayı Allah bu kullarını görevlendirilmiştir. Peygamber Efendimizin öğüdünü dinleyin. Bu kimselere dil uzatmayın ama kesin doğru söylediğini de şahitlik etmeyin. Bırakın kıyamet günü Allah onların hakkında karar verecek zaten. O zamana kadar o kimseler için dilinizi tutun, onlar hakkında konuşmayın…

“MEYVE TAŞIYAN BİR KOMUTAN”

Ben bunlardan bir tanesiyle görüştüm. Kendisi okuma yazma bilmez. Arap alfabesinden ‘Elif’ harfini göstersen bilmez. Öyle bilgisiz biriydi. Ama makamı, mertebesi çok büyüktür. Ben hissettim. Vakti zamanında bana birinin yurt dışına kaçacağını söylemişti, hakikaten de o kişi yurt dışına kaçtı ve sonrasında ülkemizde büyük bir yıkıma sebep oldu. O zatı muhterem kutuplarının da Adana’da hamal olduğu söylemişti. Meyve taşıyan bir komutan. Hatta Rusların Afganistan’a girdiği dönemde bir gece vakti oraya gitmiş. Gece vakti savaşırken bir yamaçtan kaymış eli taşa sürtmüş kanamış. O gün bana elini gösterdi, elindeki izin o günden kaldığını söyledi. Tabii onun söylediklerine kimse inanmıyor. Meczup diyerek geçiştiriliyor.

“UTANMAK GÜZEL BİR HASLETTİR”

Peygamber Efendimiz bir sahabenin oğluna kızdığını görmüştü. Sahabe oğluna, “Sen beceriksizsin, pısırıksın, iki lafı bir araya getiremiyorsun, bir yerde konuşamıyorsun, utangaçsın” dediğini gören Hazreti Peygamber,  “Dur, dur. Ona böyle davranma! Utanmak güzel bir haslettir. Hayâ imandandır” buyurmuştur. Utanmayan insan her kötülüğü işleyebilir. Utanmak insanın şerre bulaşmasını engeller. Bu hadisten de anlaşıldığı üzere iman ehli haya edenlerdir…

“KORK ALLAH’TAN KORKMAYANDAN”

“İnsan utanmadığı zaman dilediğini yapabilir” hadisi şerifi okunduğunda cemaat, “Hocam, her istediğini yapmak serbest mi yani ” diye soruyor. Hayır, bu söz çeşitli manalar içeriyor. Bunlardan birisi, “Başkalarının kınamayacağı işleri yap, bunlar iyidir”  diye açıklanabilir. Utanılacak duruma düşmedikten sonra ne yaparsan yap. Fakat burada bir tehdit de var. Halk arasında, “Kork Allah’tan korkmazdan” denilir. Yine Anadolu’da, “Utanmazdan sakın” derler. Bu bir tehdittir. Çünkü Allah’tan korkmamak ona karşı gelmekle aynı yola çıkar.  Allah’tan korkmayan her türlü fenalığı işleyebilecek potansiyeldedir. Ancak Müslüman, Allah’ın her şeyden haberdar olduğunun farkında olmalıdır.

“ALLAH SİZLERİ HER YERDE GÖRÜR”

Fussilet Suresi’nin 40. ayetinde, “Dilediğinizi yapınız. Ne yaparsanız yapın, nerede yaparsanız yapın Allah sizleri görüyor” buyurulmuştur. Ne yaparsak yapalım hesabını Allah’a vereceğiz. Bu ayeti celile de bir tehdittir. Tarihte sürekli olduğu gibi günümüzde de Kur’an-ı Kerim’i kendi menfaati doğrultusunda yorumlayanlar var. İşte Allah, bu ayeti kerime ile onları tehdit ediyor; “İstediğinizi yapın. Sizleri görüyorum. Zamanı geldiğinde yaptıklarınızın hesabını soracağım” diyerek ilahi kelamı değiştirmeye kalkanları tehdit ediyor. Allah’ı bilen Mü’min Allah’tan korkar. Onun rızasının dışına çıkmaktan korkar. İslam’da kaynak 4’tür; Kur’an, Hadis, İcma-i Ümmet, Kıyası Fukaha… Bu hükümler tamamen Kur’an’dan çıkarılmıştır. İslam’ın ilk dönemlerinden beri temel akaidi bozmak isteyen küffar taifesi, misyonerler ve oryantalistler, hadislere saldırmışlardır. Hiç telaş etmeye gerek yoktur. Çünkü bu dinin sahibi Allah’tır. Fakat her Müslüman üzerine düşeni yapmalıdır.  Bu fitnecilere karşı ulema usul ilmini çıkarmıştır. Bu ilim sayesinde bir söz Peygamberin sözü müdür, değil midir bunları gayet açık şekilde tespit edebiliyoruz. Müslüman âlimler tarih boyunca fitnecilerin pisliklerini ortaya çıkarmıştır. Bu fitneciler Allah’tan korkmayan, utanmayan adamlardır. Allah bizleri onların fitnesinden uzak etsin. Rabbimiz bizleri zatından hakkıyla korkanlardan ve hayâ sahibi insanlardan eylesin…

“YALAN YERE YEMİN BELDELERİ HARAP EDER”

Bir Hadisi Şerifte, “Yalan yere yemin etmek beldeleri, bitkileri harap eder ve akraba ilişkilerini yok eder” buyuruluyor. Peki, yemin ne demek. Yemin bir şeyi kuvvetlendirmek için kullanılan söz demektir. Aynı zamanda sağ demektir. Bir manası da budur. Müslüman bütün hayırlı işlerde sağı tercih etmelidir. İyi yerlere sağ ayakla girmeli sol ayakla çıkılmalıdır. Mesela camiye girerken sağ ayakla girecek, sol ayakla çıkacak. Dışarısı kötü değil ama cami kadar iyi de değil. İslam insan dinidir.  İnsanın dünya hayatını da düzenler, ahiret hayatını da…  İnsanlar birini kandırmak istediği zaman, onun değer verdiği birinin adını kullanırlar.   Müslüman için değerli olan nedir. Tabi ki Allah! Adam Allah’ın adını verince Müslüman hemen inanıyor. Ama böyle demesine rağmen yapmıyor, yapacağı da yok zaten. Yalan yere yemin etmiş oluyor. İşte böyle adamlar, akrabalık bağlarını koparırlar, beldelerini harap ederler. Onların belası sebebiyle memleketler harap olur. Yağmur yağmaz, kıtlık olur. Kazanılan paralarda bereket olmaz. Eğer bir de yaygınlaşmışsa, memleketler tamamen helak olur. Kur’an’da Allah da yemin etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de, “Asra yemin olsun ki…” buyruluyor. Yine Hazreti Peygamber de, “Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki…” diyerek yemin etmiştir. Ayrıca vallahi, billahi, tallahi diyerek yemin etmek, Allah’ı şahit tutmaktır. Allah’ı şahit tutarak yemin etmek ve üstüne de o yemini tutmamak ise büyük bela sebebidir.  Allah bizleri yalancıların ve yalan yere yemin edenlerin şerrinden emin eylesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?