Reklamı Kapat

Şartlara teslim olmayan gazete

Bismillahirrahmanirrahim 

Osmanlı sonrası toplumu diri ve dinamik tutan yapı taşları yerinden oynatıldı; kültürel bir kısırlık dönemine girdik. Sözde aydınlar bizi yıkmak isteyen düşmanlarımıza özendiler. Yabancılara taklit hastalığı başladı. Süreç, başta eğitim olmak üzere her alanda çürümenin yollarını açtı.

Erbakan Hoca, 1969’da Millî Görüş hareketinin müjdecisi olan Bağımsızlar Hareketi’ni başlattı ve Konya’dan milletvekili seçildi. Siyasî mücadele başlayınca, basında çöreklenmiş bir avuç taklitçi, Erbakan Hoca ve Millî Görüşçülere karşı amansız bir muhalefet başlattı. Siyasî rakipler de öyle!

Millî ve yerli düşüncenin sözcüsü Erbakan Hoca’nın fikirleri basında yer almadığı gibi, onu bir kaşık suda boğmaya çalıştılar. Bu manzara “millî medya” ihtiyacını zorunlu hale getirdi.

Erbakan Hoca’nın büyük gayretleriyle, 12 Ocak 1972’de Millî Gazete yayın hayatına başladı. 45 senelik serüveninde, logosundaki “Hak geldi; batıl zail oldu” sözü hiç değişmedi. Logosuna sadık kalarak hep mağdur ve mazlumların sesi oldu. İnsanlığın huzur ve barışını savundu. İfsadı engelleyen; ıslahı önceleyen bir yayın çizgisini benimsedi. Müspet medyanın öncüsü oldu. Doğru ve güvenilir bir yayın siyaseti ortaya koydu.

Millî Gazete’nin yayın hayatına başlaması inkılâp çapında bir olaydı. Milletimizin dinine, inancına, tarihine sahip çıkıyor; olaylara değerlerimiz perspektifiyle yaklaşıyordu. Yarım asırlık Millî Görüş çizgisinden sapmadı. Millî Gazete İmtiyaz Sahibi ve Genel Müdürü Ömer Yüksel Özek şu ifadeyi kullanır: “Millî Gazete Erbakan Hocamızın en büyük eseridir.”

BASININ GENEL DURUMU

TÜRKİYE basını şanlı 5. kuvvet olmak yerine, 5. kol faaliyetine özendi. Darbelerin hazırlanması, Adnan Menderes’in idamı gibi menfur olayların tezgâhlanmasının içinde oldu

Millî Gazete’nin hangi şartlarda onurlu bir mücadeleye giriştiğini anlatmak için, alanın önde gelenlerinin kaleminden Türkiye’deki basın anlayışını yansıtacağım:

Bekir Coşkun’a göre basınımızın manzarası şöyle: “Türk medyasını anlamak zordur. Burada dürüst olunmaz... Mertlik, açık sözlülük suçtur... İki yüzlülük, herkese şirin görünmek, döneklik para eder. Yalakaları başlarına taç ederler.” (Hürriyet, 12.06.2009)

Taha Kıvanç basının genlerini anlatır: “Basın olayları tepe taklak eder, bozar. Bozukluk basının genlerinde mevcuttur.” (Yeni Şafak, 08.07.2009)

Prof. Nazif Gürdoğan, basının Türkiye aleyhtarlığını açıklar: “Türkiye’nin yakın tarihinde hiçbir dış güç, Türk toplumuna medya kadar zarar verememiştir. Türkiye’de bütün darbelerin tetikçiliğini medya yapmıştır. Anadolu insanı son 50 yılını medyanın haksız ve insafsız saldırıları altında geçirmiştir. Medya yalan haber başta olmak üzere her yola başvurmuştur… Yabancılaşmanın silâhşörlüğünü, dış güçlerin yapamadığını yapmıştır.” (Yeni Şafak, 31.03.2010)

Genelkurmay eski Başkanı Org. İlker Başbuğ, Tunceli’deki karakol saldırısına, basının dış güçler mantığıyla yaklaşmasından yakınmıştı: “Türkiye’de basının bir bölümü İstiklâl Savaşı’ndaki mütareke basınını aratacak seviyede. Mütareke basını bile bu kadar hain, bu kadar önyargılı değildi.” (Millî Gazete, 03.05.2010) 

ZORLUKLAR AŞMAK İÇİNDİR

MİLLÎ Gazete, elverişsiz atmosferde mütevazi bir sermayeyle yayınına başladı. Başkasının matbaasında basılıyor; nice sıkıntılar yaşanıyordu. Teknik donanım çok zayıftı. Kâğıt satın almakta zorlanıyor; kıt personelle çalışılıyordu. Personelinin hastalanması gazetenin çıkışını aksatabilirdi.

İnançlı, fedakâr, kararlı kadrolar engelleri aşarak gazetenin yayınını sürdürmesini sağladılar. Dağıtım engeli, iktidarların baskısı ayrı bir dertti.

Samimiyetle, fedakârlıkla çalışmalar bereketlendi. Millî Gazete camiasına güven geldi. Necip Fazıl, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Prof. Osman Turan, Şûle Yüksel, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Rasim Özdenören, Osman Yüksel Serdengeçti benzeri seçkin yazarlar Millî Gazete’de yazdı. Birlikte düşünülen zengin bir platform oluştu.

Siyasî boyutun, teşkilâtçılığın etkisiyle düşünceler sistematik, ekol oluşturan, kurumsal boyut kazandı. Millî Gazete; kardeşlik, diriliş merkezi; ümmetin gazetesi oldu. Siyasî, ticarî kaygılarla duruşunu bozmadı. Fırtınalı günler, değişimler yaşandı; ama şartlara teslim olmadı.

Yarım asır hak davada sadakatle, vefakârlıkla yürümek babayiğitlik ister. Bir tiyo vereyim: Şartlara teslim olmamak, Akşemsettin’in, fetih öncesi Fatih’e çizdiği yol haritasıdır: “Şartlara teslim olma!  Şartlara teslim olmazsan, bir gün şartlar değişir, sana teslim olur. Unutma ki, dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üstünden geçer.”

Erbakan Hoca’nın, “...Ve zafer yakındır”; Adnan Demirtürk’ün, “Saatlerinizi zafere ayarlayın” söylemi sebepsiz değildi.

46. yayın dönemine girerken Millî Gazete çalışanlarını, okuyucularını tebrik ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?