Reklamı Kapat

Hukuk, asgari ahlaktır

Ortalama bir insanın nazarında hukuk ile ahlak arasında, en azından bir bağın bulunduğu uzun boylu tartışma yapılmayacak kadar açıktır. Buna karşılık, bilim, doğal olarak sosyal bilimler alanına bakıldığında, çeşitli yönleriyle yoğun tartışmalara yer verilse de, hukuk ile ahlak arasında mutlaka kurulması gereken bir bağın bulunduğu kabul edilmiş genel bir görüştür. Sözgelimi, bilimlerin tasnifinde hukuk ile ahlakın bilim olarak normatif, yani kural içerir nitelikte oldukları, dolayısıyla Normatif Bilimler sınıfında yer aldıkları herhangi bir itiraza yer vermeyecek derecede açıktır. Sosyoloji, esas konu edindiği toplum ve toplumsal gerçekliği incelerken hukuk ve ahlaka özel vurgu yaparken, Siyaset Bilimi bu iki olgu ve değere bakmadan siyaset veya iktidar olgularını yerli yerine oturtamaz. Tarihi, bunları kendi kapsamı bağlamında ayrı birer alan şeklinde inceleme zorunluluğu duyar: Hukuk Tarihi, Ahlak Tarihi. Din Bilimleri, genel olarak hukuk ile ahlakı, ayırmak şöyle dursun, iç içe geçmiş bir halde görür ve bunları kendi adıyla tanımlamaya özen gösterir. Hıristiyan Hukuku (Canonique), Hıristiyan Ahlakı, İslam Hukuku (İlm-i Fıkh), İslam Ahlakı gibi.

Bütün bunların yanında hukuk ve ahlak olgularının belli bir sistematik içinde ele alınıp incelenmesini kendi mahiyet bütünlükleriyle tartışan felsefe ve Hukuk Felsefesi’dir. Felsefe kendi varlık bütünlüğünü sağlamak için bunları kendi alanları kapsamında kavrar ve özel adlandırmada bulunur. Etik, ahlakı felsefe bağlamında kavramanın ve tanımlamanın bir adlandırılmasıdır. Öyle ki, bazı filozoflar ahlaki ilke olarak adaleti tartışırken ahlak ile hukuku nerdeyse eş anlamda kavrarlar. Nitekim etik bağlamında adaleti açıklarlarken hukuku işaret etmişlerdir. “İus” hukuk anlamında kullanılmadan önce adaletti (justice). Aynı şekilde, mesela Aristoteles felsefenin etik alanına sadece ahlakı değil, siyaseti de dâhil eder. “Politika” (Çev. Mete Tuncay, Remzi Kitabevi, İstanbul 1975) adlı eseri böyledir.

Hukuku varlık bütünlüğü içinde temellendirmek isteyen Hukuk Felsefesi  hukuku ahlakı göz ardı ederek incelemenin mümkün bulunmadığı önermesi bağlamında kavrar. Hukuk ve ahlak, bilim açısından kural nitelikleriyle öne çıksalar da, değer’i temsil etmeleri veya içermeleri bakımından Hukuk Felsefesi’nin en kapsamlı, bir o kadar da en girift konusunu oluştururlar. Bu bakımdan, hukuk ile ahlak olgu ve değerinin ilişkisi Hukuk Felsefesi’nin, özel ve özgün bir sorunu olarak ortaya çıkar. (Bu konuda geniş açıklamalar için şu çalışmamıza bakılabilir: Ahlak-Hukuk İlişkisi, M.Ü. İFAV Yayınları, İstanbul 1988)

Özetle, insanlar ve toplumlar davranışlarını, hayatlarını, ilişkilerini, duygu ve düşüncelerini ifade etmede, anlamada, uzlaşmada vb. bir takım kurallara, değerlere ölçü olarak başvurmak durumundadırlar. Bu kurallar, aidiyet itibariyle dini, ahlaki, hukuki, estetik içerikli olabilir. Ancak alanları farklılık gösterir gibi olsa bile bu kuralların ve alanlarının kesinkes birbirinden ayrımını yapmak bizi yanılgıya düşürebilir. Sözgelimi, hukuk insanın dış dünyaya yansıyan ve belli bir değişiklik ve sonuç doğuran eylemiyle ilgilidir ve bunları düzenleyici kurallar öngörür. Ancak, bir eylem ya da davranış için ilgili görülen hukuk kuralı, aynı zamanda din veya ahlaki değeri ifade edebilir. Mesela öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, başkasının hakkına, özgürlüğüne, malına zarar vermeyeceksin, yeryüzünde bozgunculuk yapmayacaksın, aldatmayacaksın gibi emir ve yasaklar dini içerik taşıdığı kadar, ahlaki bir ilkenin ifadesi olabileceği gibi, hâlihazırda uygulanmakta olan bir hukuk kuralını da oluşturabilir. Kaldı ki, gerçek anlamda inançlı bir kimse, aynı zamanda o inancın önerdiği ilkeler çerçevesinde erdemli, ahlaklı bir kişiliğe sahip bir kimsedir denebilir. Böyle bir kimsenin hukukun tanımladığı hukuk öznesi olması, diğer insanların hakkına, özgürlüğüne riayet etmesi beklenen bir kimse olduğu söylenebilir. Aksine bunların görünüşünü esas alıp kendi bencilliğini ve onun yönlendirdiği çıkarı esas alan bir kimse için, dinin de, ahlakın da, hukukun da bir anlamı ve değeri yoktur. Bu ise, insanın karanlık yönünü işaret eder ancak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?