Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu

Geçtiğimiz hafta yazımızı yazamamıştık. Sebebine gelince, amcamız Hakk’ın rahmetine kavuştu. O sebepten ötürü Erzurum’da bulunuyorduk. Burada bir husus dikkatimizi çekti. Ülkemizin hemen her yöresinde aynıdır, fakat Erzurum’da özellikle düğünler, bayramlar ve bu tür cenaze defin organizasyonları, taziyeler toplumun çeşitli unsurlarını bir araya getirmeye, dostluk, kardeşlik havasının esmesine önemli ölçüde vesile oluyor. Çok şükür ki bu geleneklerimiz devam ediyor. Son yıllarda siyaset kurumunun toplumu kutuplaştırması, ayrıştırması, ötekileştirmesinin aksine olumlu bir tablo oluşturuyor. İnsanlar kendi aralarında özel meselelerini konuşurken, bir yandan da ülke meselelerini ve siyaseti konuşmadan da edemiyor.

Bu esnada gördüğümüz o ki, mevcut iktidarı canla başla, ateşli ve hararetle savunan fanatik particiler “artık yeter” demeye başlamışlar. Olumsuz tablodan ve bu gidişattan yakınıyor, hatta serzenişte bulunuyorlar. Bu duruma daha önceleri hiç rastlamazdık. Aksine fanatik bir taraftar topluluğu gibiydiler.

Yazılarımızda çoğu zaman söz ettiğimiz bir konu var: İttifaklar meselesi. Kanun çıkarıldı, ittifaklar kurulması için. Kurdular. Kursunlar da karşı ittifaka neden tahammül edemiyorlar? Bunu anlamak zor. “İllet, zillet, şer, falancı, filancı” gibi yaftaları halen yapmaya devam ediyorlar. Aslında sık sık yazılarımızda dile getirmekten de pek hoşnut olmuyoruz. Ama mecburen aynı tabloyu yaşamak, görmek bizi buna zorluyor. Bundan ne buluyorlar? diyeceğiz ama diyemiyoruz. Çünkü çok şey buluyorlar. Seçim kazanmak için asıl gündemi değiştirme, hatta poşet gündemi gibi suni gündemler oluşturma, asıl gündemi unutturma ve bunun üzerinden oy devşirmeyi şimdiye kadar büyük bir başarıyla becerdiler, her zaman vurguladığımız gibi... Lakin bundan sonra becerebileceklerini hiç sanmıyoruz. Çünkü kendi ittifakları çatlak veriyor. Belli ki pamuk ipliği ile bağlı. Ortaklar arasındaki söz düellosuna baktığımızda bu gayet iyi anlaşılıyor. “Jest ile rest arasında sadece bir harf farkı var” diyenler neyi ima ediyorlar acaba? Her şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonu gelecektir.

İktidar ittifakının tedirgin ve çelişkili açıklamalarına, tutum ve davranışlarına bakıldığında sanki bu mahalli seçimler bunun habercisi gibi duruyor. İktidar her ne kadar dış politikada “Trump’a geri adım attırdık, tezimizi kabul ettirdik” diye zafer çığlıkları atsa da toplum henüz buna inanmıyor, biz de inanmadık. “Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu” diye düşündük ve şimdiden çıkmaya başladı bile. Yani topluma verilmek istenen mesaj tutmadı.

Toplumu yakından ilgilendiren diğer bir husussa ekonomik meseleler... TÜİK’in Başkanını değiştirmekle enflasyon rakamları değişiyor. Ama enflasyon düşmüyor. Faiz oranları ise düşmek şöyle dursun, yukarı doğru tırmanıyor. Buna rağmen asgari ücrete, emekliye, işçiye, memura verilen zamlar hiçbir kesimi tatmin etmiş gözükmüyor.

Ülke insanının bir de inanç ölçeğindeki maneviyat tablosuna baktığımızda, “maneviyatçı gençlik yetiştireceğiz” söylemleri, muhafazakâr görünen, “başörtüsü yasağını kaldırdık” diye haklı olarak da övünen bir iktidarın son on yıllık döneminde ateistlik oranı üç misli artmış. Kadınlar arasında açılanların oranı önemli bir ölçüde artmış. Buna bakıldığında iktidar manevi alanda da başarısız gözüküyor. O zaman diyeceksiniz ki, bütün bunlara rağmen neden yine iktidar partisi kazanıyor? İşte onu da millete sormak lazım...

Yine dikkatimizi celbeden önemli bir konu da, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın, “2018 yılında, ihracatımız 168 milyar dolara yükseldi. Bu, Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracatı” demesiydi. Fakat aynı dönemde; ithalatımızın 222 milyar dolar, dış ticaret açığımızın ise 54 milyar dolar olduğunu “nedense” söylemeyi unuttu. Yine bir başka ihracat artışımız yetişkin insan sektöründe oldu. Varlıklı ve yetenekli insanımızın yurtdışına göçü %48 oranında arttı. İnsan ihracatında da rekor kırmışız. Bu hususta dış ticaret açığımız yok, ne yazık ki fazlamız var.

Ey millet, bu tabloya bak ve uyan artık! Fırsat sende, söz senin. Yarınımızın bugünümüzden daha güzel olması temennisiyle herkesi Allah’a emanet ediyoruz. Vesselam..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Abdurrahman Serdar - İSLAM baş örtüsü demek değildir. Şayet - KALMIŞSA - altındaki edep, haya, namus, iffettir.

Bunu idrak edemiyen ise, EŞŞEK gelmiş, eşşek gidecektir. Her gün karşılaştığımız, Tüyler ÜRPERTİCİ Manzara ise, bu Hakikatı göremiyen KÖR gözlere dürtülen birer Değnektir. İslamın kabuğunu delemiyen nefisperest Mürekkep Cahillere ise, ne söylesek boş. Kendilerini adam yerine koyduruyorlar ya, evlerine para ve şöhret kazandırıyorlar ya. Dinsiz, emperyalist, vicdansız düzende, hak arıyor, yer ! edinmiye çalışıyor, Allah rızasının rağmına, Allah (nefis) için. Oysa, eğri düzende doğruyu bulamazsın ahmak. Allah, İlim, amel, ihlas nasip eyliye. Bilmelisin ki, Allah - nefisperest - CAHİLİ dost EDİNMEZ , Kul olmak lazım, kul.

Yanıtla . 2Beğen 09 Ocak 09:12

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?