Reklamı Kapat

Buyurun okuyun!

Seyit Telaşlı adlı vatandaşın bir yıl önce hanımı kanserden vefat ediyor.

Dört çocukla bir başına kalıyor Seyit Bey.

Üstelik babası kanser hastası ve annesi rahatsız.

Aksaray’ın Eskil ilçesinde uzun süre iş arıyor ve bulamıyor.

Bu sefer son çare olarak Konya’ya gidiyor iş aramaya.

Mecburen çok düşük bir ücretle bir işte çalışmaya başlıyor.

Geceleri işte çalışırken gündüzleri hastanede babasının tedavisi ile ilgileniyor.

Dört çocuğundan uzakta.

Üstelik dört çocuğundan ikisi de hasta.

Ne yapacağını bilemiyor; babasıyla mı, annesiyle mi yoksa hasta çocuklarıyla mı ilgilensin?

Hangisine yetebilir ki?

Hiç kimse “neyin var, ne durumdasın?” diye sormuyor.

Maddi imkânsızlık alabildiğine.

Kimse oralı değil!

Varlıklı, makam sahibi insanların hiçbiri görmüyor Seyit Telaşlı’yı.

Memleket meseleleriyle, mahalli seçimde aday olacak isimlerle, paranın değeri ve hava durumu ile ilgileniyor da herkes, biri kalkıp onun halini sormuyor.

Eğitimci Dursun Altay’ın Facebook hesabından paylaşımı da olmasa kimse bilmeyecekti bu dramın sonunu. Daha doğrusu sona doğru giden tarafını.

Dursun Altay’ın gözyaşı gibi klavyesinden dökülen satırlara kulak verelim: “Ezanlar okunuyordu, Eskil’deki 15 civarında camiden birbiri peşi sıra. Ama bu imamlardan biri de gelip, halin vaktin nasıldır diye sormuyordu. Biri de ben olmak üzere çocuklarını okutan öğretmenlerden biri de evini ziyaret edip, halini durumunu sormuyordu. Bir komşusu, bir hemşerisi, kısaca bir Allah’ın kulu halini sormuyordu. Gittikçe büyüyordu çaresizliği. Esnaf oturduğu kasanın başında kredi kartı post makinesi ile cırt cırt tahsilât yapıyordu. Siyasetçiler onu görmüyor, zengin çocuklarını işe alıyordu. Biz memurlar ise maşlarını alıp çoluk çocuğumuzla afiyetle yiyorduk, elbiseler alıyorduk. Biz mutluyduk, siyasetçi mutluydu, komşular mutluydu, esnaf mutluydu. Ama Seyit´in evinde çaresizlik her tarafı sarmıştı.”

Bu çaresizliğe daha fazla dayanamıyor Seyit Telaşlı hasta ana babasını ve dört çocuğunu geride bırakarak canına kıyıyor.

Sahi, bizi bir arada tutan şey nedir?

Vicdan mı, insanlık mı, din mi?

Şayet bunlardan biri olsaydı Seyit kardeşimizin sonu böyle mi olurdu?

O kadar çok ki rahmetli Seyit gibiler.

Onları görecek göz yok, paylaşacak el, çözüm üretecek dil başka yerlerde dolaşıyor.

Yakarışında ne kadar haklı Dursun Altay, ‘Keşke yapmasaydı, canına kıymasaydı, öbür dünyasını da mahvetti’ diyenlerin iki yüzlülüklerini nasıl da yüzlerine çarpıyor.

Gerçekte öbür dünyasını mahveden bu çaresiz adamın sıkıntısını görmeyen, görmezlikten gelen namazlı namazsız herkes değil midir?

Kimse başını masasına, kasasına ya da paltosuna gömmeye çalışmasın.

Şimdi biliyorum bazıları kalkıp bu vatandaşın içinde bulunduğu durumu onun özel hayatına hamledecek ve böylelikle vicdan azabını hafifletmeye çalışacaktır.

Sizin dindarlığınız insanlara -üzerinize hiç lazım olmadığı halde- namazını, abdestini, orucunu sormayı kendine mesuliyet bilen, ama karnı aç mı, evine ekmek getirebiliyor mu, işi var mı, sıkıntısı nedir? bütün bunları gündemine almayan bir dindarlık!

Gözlerinizin önünde bir insan eriyip giderken siz mezhepleri tartışıyor, Kur’an mı sünnet mi kavgasına tutuşuyor ya da abdesti bozan şeyleri konuşuyorsunuz.

Ah ki ne ah!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

mahmutcansiz - Müslüman bir kimse aynı zamanda iyi bir insandır.Yardımsever,erdemli,mazlumdan yana,zalime karşı bir insandır.İnsan sosyal bir varlıktır.Müslüman bir kimse de,toplumun sorunlarına karşı her zaman duyarlıdır.Peygamberimiz'in (s.a.v) buyurduğu gibi komşusu aç iken tok yatan bizden değildir,hadisi bizim için çok büyük örneklik teşkil eder.Biz müslümanlar olarak evimizden,bİnamızdan,sokağımızdan,mahallemizden sorumluyuz.Burada olup bitenlerden bana ne diyemeyiz,bunun hesabını vereceğiz. Yanı başımızda her geçen gün uyuşturucudan,bonzaiden dolayı ölen gençlerin hesabından da biz sorumluyuz.Dolayısıyla biz müslümanlar olarak ibadi yönlerimzde Rabbimize karşı sorumluluklarımız olduğu gibi,insanlığa karşı tüm insanlara,ezilenlere,yoksullara,mazlumlara,zavallılara karşı da sorumluluğumuz vardır.

Yalnız burada şunu da söylemek istiyorum.Bu tür yazıları yazmak,edebi olarak yazmak çok güzel.Nedense bu edebiyatçılar bu yazıları güzel,tesirli yazıyorlar.Zannedersin ki bu edebiyatçılar bu yazdıklarını yaşıyorlar.Kendi mahallerine yabancı olmuşlar,mahalle insanları ile hasbihal etmeyi bırakın selam vermeyi bile kendilerine sanki yakıştıramıyorlar.

Bunun edebiyatını dokunaklı cümlelerle okumak biz okuyanların vicdanlarına tesir ediyor.Biz istiyoruz ki bu yazılanlar ile bunu yazanlar arasında bir şahitlik olsun,doğrusal bir bağlantı olsun.Ben buradan şunu anlıyorum.Her insanın gerçek hayatı ile yazdıkları arasında doğrusal bir bağlantı var zannediyordum ama yanılmışım.

Edebiyatçı olmak,şiir,hikaye,roman yazmak ;edebiyatçı ile toplum arasında ,insanlar arasında mesafe koymamalı,mesafeyi yakınlaştırmalı.Hasbihal edebilmeyi kolaylaştırmalı.

Selam olsun kalemini ve eylemini İNSANLIK'tan yana kullanan,mesafeyi yakınlaştıran müslüman edebiyatçılara.

Yanıtla . 1Beğen 26 Aralık 23:38
02

Mahmut Esat - Ohh ne is yapar bu memleket insanı ile ne zaman ilgilenecekler

Yanıtla . 0Beğen 25 Aralık 18:18
01

Necati Saygılı - İslam’ın Kerim kitabı Kur’an’da yüzlerce yerde geçen Salat kavrmından sadece yani Farsça söylenişiyle namazı seçip onu Evrensel mesajı r olan yüce dinimizin direği yapan sofralar, salatın destekleşme/ dayanışma/ yardımlaşma anlamını unutturdular. Halbuki NamazıNamaz anlamında kullanıldığı yerler vakit bağlamlı olup 10’u geçmez; diğer yerlerde ise eylem gerektiren davranışlara yönlendirme vardır. Şükür de, eda edilen şeydir; mazhaolmakla memnuniyet duyduğun şeyi/nimeti başkalarına ulaştırarak eda edilir; yoksa elinle yüzünü sıvazlsmakla değil!.. Hz Peygamberin “Aranızda selamı yayın” tavsiyesini de selam vermekten ibaret sayıp iyilik dağıtma eylemini karartan bencil dincilere yazıklar olsun!..

Yanıtla . 1Beğen 25 Aralık 16:06

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?