Reklamı Kapat

Yeni Başlayanlar için İşgalci İsrail Sorunu

            Aksa Tufanı sonrası bazıları sanki ilk defa bazı konularla karşılaşıyormuş gibi yapıyor. Mesela bazı siyasi iktidarlar bile sanki mesele 7 Ekim Aksa Tufanı sebepmiş gibi konuşuyor. Oysa dünyada herkes biliyor. Son günlerde tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen katliamları işgalci İsrail ilk defa gerçekleştirmiyor. Sanki son yaşanan olayların sebebi sadece Netanyahu gibi açıklamalar gerçeğin üzerinin örtülmesinden başka bir şey değil.

            Özellikle işgalcinin hastaneyi vurması ile herkes sokaklara döküldü; İsrail konsolosluklarının önlerine gidildi; hastanenin vurulmasından sonra büyük mitingler, gösteriler başladı. Birbirimizi kandırmayı bir kenara bırakalım artık!

            İşgalci, bu topraklarda Birleşmiş Milletler’in onu devlet olarak tanımasından itibaren sistematik bir şekilde Filistin topraklarında soykırım uyguluyor. -Yine hatırlatacağım. Ortada savaş yok, işgalcinin uyguladığı bir soykırım var.- 1947-1948 uluslararası sistemde devlet olarak kabul edilmeden önce de 1917 Balfour Deklerasyonu ile İngiltere savaş kabinesi Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, ulusal bir Yahudi ülkesi kurmayı vaat etti. Osmanlı’nın Filistin’den geri çekilmesi ile Filistin’de kurulan İngiliz mandater yönetimin aldığı önemli kararlardan biri de “İngiltere ülkenin siyasi, ekonomik, idari işlerinde ve Yahudilere ait bir devletin kurulmasından sorumludur” kararıdır. Bu kararın sonradan nasıl tezahür ettiğine de tüm dünya şahit.

            İngiliz mandater yönetiminin (1917’den sonra İsrail işgal örgütü kurulana kadar) yaptıklarından bazıları da şunlardır: Kudüs’te Yahudi nüfusunun artışı, Yahudi kolonilerin kurulmasının kolaylaştırılması, Müslümanların silah bulundurulması yasaklanırken  hatta elinde silah bulunan Filistinlileri idam ederken Yahudilere silah temininde kolaylıklar sağlaması, Müslümanlara ve Araplara ait toprakların müsadere edilmesi, Yahudilerin ekonomik açından da güçlü olmasını sağlayacak ekonomik tedbirler ve hükümette Yahudilere görev verilmesi.

            İngiliz mandater yönetiminin yaptıklarından anlaşıldığı üzere İngilizler Arz-ı Mev’ud’un gerçekleşmesi için Siyon liderlerle anlaştığı ortaya çıkıyor. Ortadoğu’nun kucağına bir çıban gibi olan Siyonist işgalciler İngiltere’nin himayesinde neşet etmişlerdir. Daha sonra II. Dünya Savaşı sonrası Nazi zulmünden kaçırılan Yahudiler Filistinlilerin yerlerine zorbalıkla yerleştirilmişlerdir. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler’in ilk işi işgalciyi devlet ilan etmek olmuştur.

            Dünyadaki insanlar ilk defa işgalcinin katliamlarına şahit oluyormuş gibi davranıyorlar. Ama herkes biliyor ki, işgalcinin ilk katliamları, Müslümanlara ilk defa “hayvan” demeleri değil. Uluslararası sistemde devlet payesi verilince daha sistematik bir şekilde işgallerine devam ettiler. Bunu yaparken de günümüzde yaptıklarından farklı işler yapmadılar. Almanya’dan kaçıp geldiklerinde, onlara kucak açan Filistinlilere Almanların onlara yapmadığı zulmü yaptılar.

            Siyonist plan için Mescid-i Aksa’yı kundaklamaktan tut, peygamber kabirlerinde dans etmelere, çocukları gasbetmekten tut, organları için çocuk kaçırmalarına. 1948’den sonra katliamlar, Filistin köylerini yakıp yıkmaları, insanları göçe zorlamaları, -ki hepimiz Filistinlilerin boyunlarında taşıdığı anahtarları biliriz; Filistinliler kaç nesildir evlerine dönme umudu ile üç nesildir o anahtarları taşıyorlar- Müslümanların mallarını gasbetmeleri, portakal ve zeytin ağaçlarını yakmaları, su kuyularına beton dökmeleri, başta Kudüs olmak üzere şehirlerde Müslümanlara ait izleri silmeleri, İslam’ın işareti olacak her şeyi ortadan kaldırmaları.

            Dünyayı dehşete düşüren hastaneyi vurması da işgalcinin ilk vurduğu hastane değil. 1985’te Hosbice Hastanesini, tüberküloz savaş merkezini, sağlık ofislerini vurmuşlardı. İnsanların hem hastalıktan hem de saldırılardan korunmak için sığındığı hastaneleri, okulları ibadethaneleri vurmak işgalcinin rutin işlerindendir.

            Müslümanlar hafızalarını kuvvetlendirmek zorundadır. Irkçı emperyalizmin zihinleri işgalinin önüne böyle geçilir. Bu yaşanan soykırım ve katliamların unutulması yüzünden şimdilerde daha beterini yaşıyoruz. Sonra önümüze sürülen isimlerle oyalanıyoruz, sanki Netanyahu iktidarı bırakınca ırkçı emperyalizm hedefinden ve yaptıklarından vazgeçecekmiş gibi yaşamaya devam ediyoruz.

            Sorunu doğru tespit etmek çözümün bir parçasıdır. Ortada “ HAMAS ya da Filistin sorunu” yoktur. Ortada “işgalci İsrail sorunu” vardır. Ortada sapkınca “Arz-ı Mev'ud için her türlü katliam yapılır” diye yetiştirilen hastalıklı bir kitle sorunu vardır. Doğru teşhisi koyunca ortaya çıkan çözüm de şüphesiz Selahaddin Eyyubi’nin de kurduğu İslam Birliği olduğu görülecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler