Egemenlik Ulusundur Diye Diye

Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur diye diye neler yapmadılar?

Egemenlik ulusun olsaydı, Ayasofya camiini kapatıp müze yapabilirler miydi?

Ezan-ı Muhammediyi yasaklayıp yerine Türkçesini mecburî kılıp, gerçek Ezan okuyanları zindanlara atabilirler miydi?

İslam medreselerini kapatabilirler miydi?

Tarikatları zikrullahı yasak edebilirler miydi?

Türkçenin canına okuyabilirler miydi? (G. Lewis’in “Trajik bir Başarı: Türk Dil Devrimi” kitabını okuyunuz.)

Bir referandum yapılmış olsaydı, İsviçre Medenî Kanunu tercümesini Türk Medenî Kanunu yapabilirler miydi?

Muhadderat-ı islamiyenin ar, namus, iffet perdelerini parçalayabilirler miydi?

İmamet-i Kübra-yı islamiyeyi ilga edebilirler miydi?

Yakın tarihimizdeki bütün zararlı değişimler Türkiye halkının rızası alınmadan, ona sorulmadan, ona rağmen, halkoylamasına baş vurulmadan yapılmıştır.

Nasıl yapılmıştır?.. Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur diye diye...

(Birilerine: Bana kolayca vicdansızca gerici diyebilirsiniz ama haksız olduğumu, yanlış şeyler söylediğimi iddia bile edemezseniz.)

***

Taksim GEZİ kalkışması iyi miydi, kötü mü? Başarılı olsaydı devletimize, yurdumuza, halkımıza faydalı mı olurdu, zararlı mı? Bu hareket meşru mu idi, gayr-i meşru muydu? Bu kalkışma dıştan, birtakım derin kuruluşlar tarafından planlanmış, desteklenmiş midir, yoksa böyle bir şey yok mudur? Bu kalkışma demokrasiye, insan haklarına uygun mudur, değil midir? GEZİ, parktaki birkaç ağacın kesilmesini önlemek için mi yapılmıştır, yoksa seçimle gelmiş iktidarın darbe ile yıkılması için mi? Bu soruların ve benzerlerinin doğru cevapları çok kısa, çok açık, çok seçik bir üslupla, delilleriyle, gerekçeleriyle halka açıklanmalıdır. Bu işi büyük düşünürler, büyük uzmanlar, büyük akademisyenler, büyük analizciler yapabilir? Nasıl yapılabilir? Son derece âdil, objektif, bitaraf olmak şartıyla. Bu dediğim niçin yapılmıyor?

***

Cezaevlerinde taciz ve tecavüz suçlularının sayısı çok fazla imiş. Tacizler, tecavüzler sebep değil, neticedir. Bunların sebepleri nedir? Kaç sebep olduğunu kesinlikle söyleyemem ama birinci sebep medyadaki tahrik edici, kışkırtıcı müstehcen yayınlardır. Bunlar önlenmeden tacizlerin ve tecavüzlerin önüne geçilemez. Çok ağır cezalar veriliyor ama önlenemiyor. Çünkü azdırıcı müstehcen yayınlar devam ediyor. Bunun medya özgürlüğü ile hiçbir alakası yoktur. Medya haber ve fikir sahasında alabildiğine hür olsun ama müstehcen yayın yapılmasın. Bir kısım gazete ve tv’ler bu konuda düzelir mi? Hiç sanmıyorum. Bu bir ahlak, fazilet, vatanseverlik, bilgelik, sağduyu konusudur.

***

Görme özürlü hanım öğretmen adayına resmen bildirilmiş: Müjde tayininiz çıktı. Zavallının sevinci fazla uzun sürmemiş. İkinci resmî beyan gelmiş: Kusura bakmayın pardon, tayininiz sehven (yanlışlıkla) yapılmıştır... Böyle şeyler devlete yakışmaz. Yakışır, olabilir diyen varsa doğrusu çok teessüf ederim. Hanım öğretmen adayından özür dilenmeli ve yapılan gönül kırıcı hatayı telafi için gerçekten tayin edilmelidir.

***

Kapitalist, emperyalist, sömürgeci, materyalist Batı medeniyeti yok olma tehlikesi karşısındaymış. Kendi aşırılıkları, zulümleri yüzünden. Batı’yı tehdit eden tehlikeler nelerdir? Nikâhı, aileyi yıktılar, aşağıladılar, yeterli sayıda çocuk yapıp çoğalmıyorlar, bitiyorlar. Üçüncü dünya ülkeleri ve bilhassa Müslümanlar onlardan fazla çoğalıyor... Yeryüzünün dengelerini altüst ettiler. Ahlak konusunda, başına azap inen Sodom Gomore’nin sapık yolundan gittiler.

***

Bendeniz bu satırları yazarken yurdun her yerindeki defineciler, topraklarımızı çılgın köstebekler gibi kazarak define arıyor ve bu esnada her türlü tahribatı yapıyor. Bu kötülüğün baş sorumlusu devlettir.

***

İslam’ın insanlara yaptığı temel öğütlerden biri perhiz, az yemektir. Buna dikkat etmeden, bunun aksini yaparak sağlıklı olmak mümkün değildir. Gerekenden, ihtiyacından fazla yemek uzun vadeli bir intihar ve bir sürü hastalığa çıkartılmış davetiyedir. Müslüman, yemek için değil, yaşamak için yiyen kimsedir. Yenilmesi meşru ve mübah olan gıdalar alınabilir, yemekler yenilebilir ama mutlaka ölçülü yenmelidir. Beslenme konusunda doğaya, bilgeliğe, sağduyuya en aykırı şey, kepeği tamamen elenmiş bembeyaz undan yapılan francala ekmeklerdir. Devamlı beyaz ekmek yemek bir intihardır. Perhiz yapmayan, gerekenden ve ihtiyacından fazla yiyen, yemek için yaşayan, sağlığa zarar veren gıdalar ve meşrubat tüketen bir toplum hastalıklar içinde kıvranmaya, sürünmeye mahkûmdur. Koruyucu hekimlik, tedavi hekimliğinden üstündür. Devlet keşke bu konudaki vazifelerini yapsa.

***

On dokuzuncu asrın ikinci yarısında, okumak için Avrupa ülkelerine ve Amerika’ya gönderilen Japon gençlerinden birkaçının, bütün çabalarına rağmen başarılı olamadıkları takdirde intihar ettikleri söyleniyor. Ya bizimkiler...

***

Bizim beş ahbap çavuş, uçakla meşhur bir ilimize gezmeye gitmişler. Çantalarını otele koymuşlar, bir de alelacele duş almışlar. Sonra tam gaz, o şehrin meşhur altın tandır kebabı lokantasına koşmuşlar. Birer buçuk porsiyon kebabın üzerine kaymaklı tatlı yemişler. Keşke, kebapçıdan önce şehir müzesini gezmiş olsalardı.

***

İktidarı deliler gibi tutuyor, destekliyor... İktidara karşı son derece olumsuz, yıkıcı bir muhalefet yapıyor... Bu iki zıt kutup Türkiye’ye büyük zarar veriyor.

***

(Kusura bakmayın kaba konuşacağım) Ulan senin büyüğün göklerde uçuyorsa bundan bana ne?

***

Fâsık-ı mütecâhirden (yani büyük günahları açıkça açıkta küstahça işleyen azgından) İslam büyüğü olmaz.

***

Londra’dan İskoçya’ya terenle giderken yol kenarındaki otlaklarda sayısız koyun sürüleri görebilirsiniz. İngiltere hayvancılıkta çok başarılı bir ülke. Bizde, trenle İstanbul’dan Ankara’ya giderken niçin sayısız koyun sürüleri görülmüyor?

***

Namaz kılmayan bir İslamcıya: Önce namaza başla, dosdoğru kıl, sonra (yapmasan daha iyi ama) biraz İslamcılık gevezeliği yapabilirsin.

***

İlim Yayma yurdunda kalan Müslüman bir gence: Hiç ekmek, yemek ziyan etme. Pilav tabağında bir tek pirinç tanesi bile bırakma. Yurt idarecileri ve sen bu konuda sorumlusunuz. Bu küçük paragrafı yazmasaydım, bu fakir de sorumlu olacak, vebal altında kalacaktı.

***

Parktaki aç kuşlara, yarım avuç bulgur saçarak bile olsa mutlaka hayır yapınız, sadaka veriniz. Az sadaka çok belayı def’ eder. Sarhoş sersem vicdansız sürücülerin otobüs duraklarına dalıp zavallı bekleyenleri ezdiği bir devirde yaşıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi



Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?