Ölümü düşünerek yaşamak

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selâmımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Ölümü düşünerek, hesap gününe gerçekten inanarak yaşayan her insan, Milli Görüşçü-Saadet Partili olur. Birileri yine Saadet Partisi’ni din olarak mı görüyorsun diye kızıp küplere binecektir. Araçların din olmayacağını herkes bilir. Saadet Partisi; Milli Görüş diye ifade edilen “hak davanın” din ve düzen olarak hayatın her alanına ikame edilebilmesi için verilecek mücadelede kullanılan bir araçtır. Sadece Saadet Partisi değil, diğer bütün partiler de araçtırlar. Mesela AK Parti ve bütün Batı taklitçisi partiler; “faizci kapitalizmi” yürütmenin aracıdırlar. Saadet Partisi ise; “Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi ve Yeni Bir Dünyayı” hedefleyerek bütün insanlığın saadet içinde yaşayabileceği “Adil Bir Düzeni”  kurup yürütmenin aracıdır. Dileyen dilediği tarafı tercih edebilir, ancak bindiği aracın kedisini saadete mi, felakete mi taşıyıp taşımadığını bilmesi gerekir. Düşünen hiçbir kimse, ölümü ve hesap gününü hesaba katmaksızın öylesine bir tercihte bulunmaz. Günah işlemeyen, kin ve düşmanlığı körükleyen bir zihniyet ile işbirliği ve dayanışma içerisinde olmaz. “Günah işlemek, zulüm yapmak, kin ve düşmanlığı yaymak için değil, iyilik, hak ve adalet, adil düzen, sevgi, şefkat ve kardeşlik ve takva için yardımlaşın” esası gereği insanlar hakta ittifak edip dayanışmak zorundadırlar. Batılda ve zulüm yolunda ittifak edip dayanışmanın insanlığa hiçbir faydası olmaz.

İNSAN TABİATI

İnsanın tabiatı, zaafları, zamanın değişmesiyle değişmiyor. Hangi çağda yaşamış olursa olsun, insanın “Adil Bir Düzen” karşısında takındığı tavır, genellikle aynı olmuştur. Dünyevileşmiş, liberalleşmiş çağdaş insanın dini ekonomi, imanı para, kitabı çek koçanı, mabedi bankadır. Dünyevileşmiş bir kimse, dindarsa dinini, ideolojisi varsa ideolojisini, davası varsa davasını her fırsatta paraya tahvil etmenin yollarını arar. Dünyevileşmiş, liberalleşmiş bu tipler;  muhafazakâr demokratlardanım dediğinde, “Allah rızası, hizmet, ihlâs, bereket” gibi kavramları kullanarak, yürüttükleri zulüm düzeni ile toplumu sömürürler. Marksistlerdenim dediğinde “halk, köylü, işçi, emekçi” gibi kavramları kullanarak toplumu sömürürler. Kemalistlerdenim dediğinde “çağdaşlık, uygarlık, laiklik, milliyetçilik” gibi kavramları kullanarak toplumu sömürürler. Fakat hepsinin de mantığı tektir. Hepsi de faizci kapitalizmi benimseyip tüketim ve israfı körükler. Hepsi de rantçıdır. Hepsi de çıkar ve menfaatlerini dinlerinden, imanlarından, ideolojilerinden önde tutarlar. Hepsi de cibilliyetleri gereği sadece yandaşa hizmet ederler. Hepsi de iktidar ve güç odaklarının etrafında pervane olurlar. Hepsi de zulüm ve haramda “istikrar” sahibi olmayı çok severler. Dünya hayatında yaşanan kriz ve belaların çoğu, ahiretteki cezaların tümü, dünya ve ahiret dengesini kuramamak, dünyayı ahiret için yaşamamak ve dünya hayatını gaye edinmekten kaynaklanır. Ancak imanında samimi olan, insanları hayra, hak ve adalet esaslarına uygun “adil bir düzene” çağıran ve adil olup hizmet üreten insanlar, kendilerini dünya hayatının aldatmasından koruyabilir. Dünya ve ahiret saadetini Milli Görüş ile elde etmeye çalışanlar, dünyada da, ahirette de güzel olana kavuşurlar. Çünkü insana verilen hilafet ve siyaset görevi, yeryüzünü imar edip nimetlerinden yararlanmayı gerektirir. Sadece dünya hayatını isteyenler, haram, zulüm ve sömürü düzenleriyle insanlığı doğru yoldan saptırdıkları gibi, Müslümanları ve insanlığı faizci kapitalizmin kölesi yapmak isterler. Hâlbuki maneviyatçılıktan kopuk bir dünya hayatı, oyun ve eğlenceden ibarettir. Bir Müslüman içinse dünya hayatı, din ve düzen olarak İslâm’ı yaşamak, adil düzeni hâkim kılmak, insanlara faydalı olmak için çalışma yeridir. 

ÖLÜMÜ ANLAMLANDIRMAK

İnsanlar ölümü anlamlandırdığı zaman, dünya hayatı onun için farklı bir anlam kazanacaktır. Ölüm, bir yok olma değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Ölümlü, fani ve sıkıntılarla dolu bir diyardan, ölümün olmadığı, ebedi, mükâfatlarla dolu zahmet ve sıkıntının bulunmadığı, sevdiğimiz her şeyin bulunduğu bir diyara yolculuktur. Onun için Müslüman, ölümden korkmaz ve sadece ona hazır olur. Hatta yeri geldiğinde Allah yolunda canını seve seve verir, dünyasını ahireti için bir tarlaya dönüştürür. “Ölüm yok olmak değil; bir diriliştir, yeni bir hayata geçiştir”  gerçeğinden hareketle, yaşadığımız hayatı sadece hak ve adalet için yaşayalım. Sadece bu dünyada yaşayacağımızı düşünerek yaşarsak ölü yaşamış oluruz. Ama öleceğimizi düşünerek yaşarsak diri yaşamış oluruz. Bizim örnek yaşayışımızdan ve telkinlerimizden etkilenecek çevremiz ve toplum, Milli Görüş şuuruyla yaşar. İşte o zaman hayat güzel ve anlamlı olur. Yeni bir saadet asrını yaşamış oluruz. Fakat biz, helali harama katarsak, hakkı batıla karıştırır, nefislerimizi ilah edinirsek, hayatı ve yeri sahte cennete çevirmek için her türlü rezilliği işlersek dünyada da ahrette de rezil ve perişan oluruz. İmam Gazali: “Mezardakilerin pişman oldukları şeyler yüzünden dünyadakiler birbirlerini kırıp geçiriyor” demiştir. Ölüm öncesi lüzumsuz kavga ve tefrikaların ölümden sonra pişmanlık getireceğini hissederek yaşayan insan, İslam’ca hayat için mücadele eder. 

GERÇEK ÖZGÜRLÜK

Gerçek özgürlük, Allah’ın rızasına, rahmetine, İslam’ca yaşamaya koşmaktır. İnsan, Allah’ın emir ve yasaklarına ne kadar uyarsa o kadar hür ve özgür olur. Hayatı Kitap ve sünnetten uzak yaşayan insanlar köle insanlardır. Mesela; mobilyalarının ve arabalarının çizilmesine hiç dayanamazlar. Çünkü o çizilen şeylerin kölesi olmuşlardır. Efendilerinin zarar görmesinden rahatsız olurlar. Ama her gün dinleri, imanları, şerefleri, namusları çizilir, hiç rahatsız olmazlar. Dine ve ahlaka zarar veren ele kızmaz, yeter ki o el, kendi çıkarına zarar vermesin. Böyle insanların özgürlükten bahsetmeleri, kölelerin özgürlük dersi vermesine benzer. İşin sonunu düşünecek olursak “çare vardır.” Çare Milli Görüş ve Adil Düzen’dir. Selam hidayete tabi olanlara… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?