Çeliği, çimçeği, çocuğu çalmak…

Arka sıralarda oturduğumdan sesini duyup da yüzünü görmediğim kişi anlatmakta.

Herkesin suskunluğunda sesi, sabah ödevini dikte eden bir muallim gibiydi.

Talebeler gibi sessiz dursalar da minibüs yolcuları; alabilmişler miydi acep dersi.

“Gelip demirimi, çeliğimi, kumu, çimentoyu, inşaat malzemelerimi çalmış depomdan.

Kim.

Kim olacak ortağım.

Beni dünya kadar zarara soktu.

Sen götür onları hurdacıya sat.

Aaa.

Evet, hurdacı hacı, oldu mu sana hırsız; polis onun işyerinde buldu malzemeleri.

Ee.

Eesi ben dünya kadar para ziyanına uğradım, hacı da itibar kaybetti, kim dinler ortağım ona satmış, adama; polis, hırsızlıktan işlem yaptı.”

Deremgüzin gibi demir tüccarı mı, müteahhit mi karar veremediğim sabah dersini veren muallim.

Deremlerinin, altınının, parasının derdine düşmüş bir sarraf gibi hayatta her şeyin insan başına geleceğini, ya mal kaybı ya itibar kaybı yaşayacağını anlatmakta.

Şoför fazla da ilgilenmiyor bu konuyla muallimi susturmak için kendisi de sevdiğinden değil bir Çigan müziği açıyor.

Çiğlik, çilehaneden içeri girmiş midir acep.

Küçük serçe cinsi çimçek, çiğde ile karnını doyurmuş mudur?

Fakat çocuklarının hayatından çalan anne babalar.

Birbirlerini, çocuk deyip önemsemedikleri o yaralı çimçeklerin yanında örselediklerinde.

Hayatlarından sevgiyi, muhabbeti, hoşça geçirilecek zamanları çaldıklarında.

Ayakta nasıl kalabileceklerini düşünüp hesap edebilmişler midir acaba.

Etraflarında döneni derhâtır ettiklerinde.

Çaresiz, karışık, düzensiz, derbeder, perişan, üzgün, ıstıraplı, derhem bırakıldıklarında.

Bir yanları ana, bir yanları baba iken yüreklerinin.

Atar damarları anne, toplardamarları baba diye akarken.

İki göz pınarlarından akan yaş, asla diğerinden ne az ne çok birikirken yürek göllerine.

Ebeveynin ekinoksunda.

Derrak ailenin ışıltılı, inci gibi parlayan, çok anlayışlı, çok kaynaştırıcı, altın gibi değerli müjdesi ile hayat yeni başlamaktadır ki; 26 yaşındaki ilim erbabı kızın ömrüne ömür katılmıştır.

Kederler sonlanmış, ekdâr dağılmıştır.

Kerem sahibi, sevgi cömerdi, merhamet mensubu ekârim anne baba sonunda yıllardır yaşanan soğuğu ısıtmış, kışı bahara çevirmiştir.

Evde çok kıymetli bir aş kaynamaktadır.

Anne baba barışmıştır, kutlama yemeği yenecektir, elmas madeni bulmuşçasına sevinçle heyecanla izin ister, doktora yaptığı danışmanından genç kız;

 “Bugün benim en mutlu günüm hocam, babam terk ettiği evine döndü, dersten erken çıkabilir miyim?”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?