Öfke Galerisi

Diyor ki gel dostum gel. Gel bakalım bir bardak çay içelim. Meşgaleleri yana al da şöyle bir nefeslenelim. Biraz deşelim içimizdeki uzak yakın dağları. Diyor ki gel yâren gel bir hasbıhal edelim bütün geçmiş ve gelecek zamanlara doğru. Gidelim gidelim varalım ta geçmiş zamanlara… Ee senin ecinniler (Dostoyevski’ye gönderme yapıyor) ne durumda, nasıl taşlar havada çarpışıyor mu yine! Bir de tütün sardık mı tamamdır ha! Hadi bakalım anlat?

O ortaokula çok gitmek istiyordum. Yatıp kalkıp hayalini kuruyordum. Şehirde bir ortaokul. Çok gitmek istiyordum; gidersem nasıl bir öğrenci olacağıma dair bir sürü plan proje vardı kafamda. Ortaokula kayıt için ne evrak gerekiyorsa hepsini tek tek bizzat hallettim. Ağabeyim aldı götürdü, yok. Kaydetmiyorlar. Neymiş okula yakın adreste oturuyor olmak gerekiyormuş. Yani şehirde oturuyor olmak. Yurtla olmaz mı, olmazmış. O yıllarda öyle. Şimdi olsa nasıl olmaz ulan der çıkışırsın. Gerekirse adli mercilere başvurursun. Ama yok, olmadı işte. O ortaokula kaydolamadım. Ağabeyim bir yere çalışmaya gitti. Beni okula yazdıracak kimse yok. Mezun olduğum ortaokula gidip yazıldım. Üstelik yazıldığım okulun bir üst sınıf öğrencisi olan arkadaşımla birlikte gittik. Velim aynı okulun öğrencisi olacak yani. Tabi müdür, bu olmaz bu bizim öğrencimiz dedi. Okur yazarlığı olmayan annemin adını velim olarak yazdı beni okula kaydetti. O zamanın parasıyla yirmi lira kayıt parası istedi, hiçbir şey değildi ama nerede o para bizde ağa, yarın getirsem olmaz mı dedim, olur dedi müdür. Öylece ortaokula kaydoldum. Sonraki gün tek başıma yirmi lirayı beş kilometre yolu yürüyerek götürdüm. Okulun bahçesinde, daha sonra nice günler yaşayacağımız o güzel bahçede, merdivenlerin indiği betonun ucuna oturup müdürü beklemeye başladım. Müdür geldi selam verdi, ilk defa bir okul müdürü bana selam veriyor nasıl şaşırdım nasıl! Sonuç olarak istediğim ortaokula gidemedim. İstediğim olmadı!

Ortaokuldan sonra liseye, o liseye gitmek istiyordum. Sınavsız bir şekilde gidilen bir lise. Ortaokul son sınıf öğrencisiyken başka bir lisenin sınavına girdim. Kazandım. Hatta kazandı belgesini kasabanın belediye başkanı bizzat getirip vermişti bana. Beni kutlamıştı. Belediye başkanının bir kızı vardı, ama neyse o konuya girmeyelim, anlat anlat, yo yo girmeyelim bana... Meslek lisesiydi kazandığım lise. İstemedim ama gittim bitirdim. Hatta o kadar istemedim ki bir defasında tam liseyi değiştireceğim bir büyüğüm ikna etti değiştirmedim. Lisede de istediğim olmadı!

Liseyi bitirdim üniversiteye gideceğim. Son sınıfta dershaneye gittim. Canhıraş bir şekilde ders çalışıyorum. Hayatımda hiçbir yere koşarak gitmediğim halde dershaneye sabahları geç kaldığımda koşarak gidiyordum. Oysa okula geç kaldığımda hiç acele etmiyordum. Lise son sınıftayken 28 Şubat süreci başladı. Dönemin siyasi iktidarı imam hatipleri kapatma uğruna bütün meslek liselerine katsayı zulmü getirdi. Edebiyat fakültesine gitmek istiyordum. Sınavdan neredeyse il birincisi olacak kadar yüksek puan aldığım halde katsayı zulmü nedeniyle birinci sıradaki üniversiteye gidecekken son sıradaki üniversitenin bile edebiyat fakültesine gidemedim. Daha sonra kamu yönetimi bitirdim. Üniversitede de istediğim olmadı!

Üniversiteyi bitirdikten sonra hep sınava girdim. Yüksek puan olsa da alçak puan olsa da olmuyor. Bir türlü bir yer gelmedi. Ülke sınırları içinde olsun da cehennemin dibi olsun isterse dedik yine yok. Üniversiteden sonra da istediğim olmadı! Şimdi bir temel işim daha var. O da olmadı! Bütün bu ‘olmasını istediğim olmayan isteklerim’ uçuk kaçık istekler değil. Olmasını istediklerimin olması için ne gerekiyorsa harfiyen yerine getirdiğim halde hiçbiri olmadı. Yani şurada oturup olsun diye beklemedim olması için ne gerekiyorsa yaptım yine olmadı, olmuyor. Neden öfkeliyim sanıyorsun seyda! 

Ne dersin birer bardak daha çay içer miyiz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?