Dar gelirli cebinin dolmasını değil insanca yaşamak istiyor

Ülke ekonomisi bir takım dış saldırılarla bir belirsizliğe sürüklenmiş olabilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda da elbette bu ülkenin her ferdi üzerine düşen fedakârlığı yapar, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak, yapılacak fedakârlığın toplumun her kesiminden imkânları nispetinde istenmesi gerekir. Bir taraf patlayıncaya kadar yiyip içerken bir taraf çocuğuna süt alamamanın sıkıntısını yaşıyorsa ortada ciddi bir dengesizlik var demektir. Buna gelir dağılımındaki dengesizlik de denebilir. Ülkenin içinde bulunduğu iyi olmayan durum sebebiyle dar ve sabit gelirlilerin beklentisinin ceplerinin dolması/doldurulması değildir. İstekleri kimseye muhtaç olmadan insanca yaşayabilecekleri bir gelire kavuşmaktır. Aslında bu konuyu birkaç gün önce bazı gazetelerde emekli aylıklarında tabanın bin lira olacağına dair haberlerin müjde olarak verilmesi sebebiyle temas etmiş, açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının yanında emekli aylığının alt sınırın bin lira olarak belirleneceği haberini bir müjde olarak vermenin yanlışlığına vurgu yapmıştım.

Hükümetin Meclis’e gönderdiği bir torba yasada bazı düzenlemeler var. Bu düzenlemeye göre emekli, yaşlı, engelli ve evde bakım ücretlerinde artış öngörülüyor. Bu arada asgari ücret komisyonu toplanmış ve yeni asgari ücreti belirleyecek. Tüm bunlar çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmemek anlamına geliyor. Ancak, yıllardan beri yapılan bu düzenlemelerin dar ve sabit gelirlileri enflasyona ezdirmediğini söylemek mümkün değil. Netice itibariyle yapılacak düzenlemeler ile ortaya çıkacak artışlarda olağanüstü bir durum söz konusu değil.

Yapılacak artışa karşı çıkmak söz konusu değil ama dar ve sabit gelirlerin içinde bulunduğu sıkıntıları göre göre emekli aylıklarının alt sınırının bin liraya çıkartılması, enflasyon oranında bazı ödemelerin artırılmasın, “Cepler dolacak, yüzler gülecek” başlığı altında verilmesi eğer dar ve sabit gelirlilerle alay etmek değilse, sağlıklı bulmak da mümkün değil. Çünkü ortada ceplerin doldurulmasını öngören bir iyileştirme yok. Olay, “Yeni yılla birlikte emekliden memura, engelliden yaşlıya, esnaftan işçiye ve işsize 81 milyon vatandaşın geliri artacak”. Artış oranları da üç aşağı beş yukarı öyle kesinlikle ceplerin dolmasını sağlayacak ölçüde değil. Çünkü hâlâ kemer sıkma devri devam ediyor.

Bu noktada dünkü bazı gazetelerde yer alan asgari ücret komisyonuna katılan bir asgari ücretlinin sözlerini aktarmak istiyorum:

“Elime bin 903 lira geçiyor. 850’si kiraya, büyük bölümü kart ve kredi borcuna gidiliyor.”

Yine bir başka gazetede, “Emekli olacak kadın endişeli, erkek düşünceli” başlığı altında yer alan haberde özetle şöyle deniyordu:

“Türkiye’de çalışma çağındaki kadınların yüzde 47’si, erkeklerin yüzde 41’i emekli ollunca sağlık masraflarını karşılamaya yetecek parası olamayacağından endişeli.”

Derdim felaket tellallığı yapmak değil ama insanımızın aklını hafife almak anlamına gelecek bir takım manşetlerin dar ve sabit gelirlilerin yaşadığı sıkıntıları gidermeye yetmediğini görmek gerekiyor. Yıl sonuna az kaldı, yapılacak zamların arkasından kaç asgari ücretlinin sevincinden zil takıp oynayacağını hep birlikte göreceğiz. Hemen belirteyim ki, insanımızın büyük beklentileri de yok. Çünkü insanımız işsiz kalmaktansa asgari ücretle bir iş bulabilmesini şans sayıyor. Asgari ücretin de her ay ilan edilen yoksulluk ve açlık sınırı rakamlarının altında olduğu bir ülkede küçük artışları ‘cep doldurmak’ ya da ‘müjde’ olarak takdim etmek abartmada sınırı geçmekten öte bir anlam ifade etmez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?