Gelen (İsmet) Paşam, Giden Kemal Mi?

CHP kurultay yaptı. Değişimciler kazandı. Ne değişti?

Devletten geleni indirdiler; genel başkanlık koltuğuna dernekten geleni oturttular.

Bir anekdot ve bir demeci yeni genel başkanın, kendini anlatmaya yetiyor.

Eylül ayında bir TV programına katılan, CHP’de milletvekilliği de yapmış gazetecilerden Barış Yarkadaş diyor ki; Kasım başında yapılacak kurultayı değerlendirirken: “ Özgür Özel seçimi kazanırsa ben mesleği bırakırım.”

Kimsenin neden, niçin diye sormadığı; seçimi kazanacak adayın dahi aramadığı –ki bir iletişim, bir münasebet olsaydı yansımaları duyulurdu– gazeteci Yarkadaş’ın, yorumları yahut hayatına nasıl devam edeceği merakı değildir üzerinde yazacağımız konu.

Kurultayı kazanan Sayın Özgür Özel’in 7 Kasım tarihli twit açıklamasından anlamaya çalışacağız kendisini.

“Benim bir başarımın (çok başarılarımdan bir tanesinin) bir gazetecinin (kim olması önemli değil) meslek yaşantısına mal olmasını (etkileme değil, yok olmasını) doğru bulmam.”

“Önceki dönemde parlamentoda birlikte görev yaptığım bir arkadaşımdır.”

“Geçmiş dönemde karşımda yer almışsa...”

“Gazetecilik sınırlarını aşan yorumlarda bulunmuşsa...”

Partisinde, karşısı neresidir ve gazetecilik sınırlarını ne zaman, nasıl tespit etmiştir sorularını Sayın Özgür Özel’e kim soracak, biz bilmiyoruz. Lakin “Kırgınlık taşımayacağıma dair delegelerimize ve kamuoyuna söz verdim” izahının da ayrı bir izaha muhtaç olduğunu görüyoruz.

Bir kırgınlık var, unutmayacak fakat taşımayacak; çünkü delege hesabı var.

Barış Yarkadaş’a gazeteciliği bıraktıracak karamsarlığa iten Sayın Özgür Özel kazanımı, CHP’nin kazanmasını ya da kazanacağını değil, “Değişim” iddiasının gereği, CHP’nin farklılaşacağını gösteriyor galiba.

TİP gibi olacak da diyebiliriz.

Anekdot böyle. Gelelim Sayın Özgür Özel’in hassas konu vurgulu demecine.

“CHP’nin laiklik konusunda çekingen, edilgen bir tutumda bulunmasını asla kabul edemeyeceğimizi...”

Selefi Sayın Kılıçdaroğlu’nu suçlamaya yönelik olduğunu sandığımız Sayın Özel’in bu cümlesindeki “Çekingenlik” ve “Edilgenlik”in misallendirilmesi ve açılması da gerekir. Çünkü nerede, kime ve nasıl laiklik hücumlarını yapacağı CHP’nin, bilinmelidir.

Bir Mesut Yılmaz örneği vardır, konu ile alakalı ve canlandırılabilecekleri.

Bir Ramazan akşamında, kameraların karşısındaki bir siyasi toplantıda, katılımcılar sessizce ezanı beklerken, su bardağına uzanan Mesut Yılmaz, iftara beş kala bardağı tepesine dikerek oruçlu olmadığını ve laiklik ilkesini böyle koruduğunu cümle aleme ispat etmişti.

Acaba diyoruz. Sayın Özgür Özel “Ekonomist” olmadığına göre, laiklik konusundaki düşünceleri midir, CHP’li gazeteci Barış Yarkadaş’ı korkutan özelliği.

Sayın Kılıçdaroğlu, en çok buralardan mı kendine güveniyor ve Sayın Özgür Özel’i çok da ciddiye almıyordu?

Acabalar çoğalıyor!

LAKAP ÜRETMEYİ MARİFET BİLMEK

Bir “sağcı” kalemşordan faydalanacağız CHP’yi ve Sayın Kılıçdaroğlu’nu yine de yazarken. Zira onlar hiç küme düşmeyen ve hatta küme düşmeleri dahi düşünülmeyen “İktidar gücü” takımının demirbaş elemanlarıdır. Akıllarına çok taş düşürülmüştür onların; müsait olduklarından.

“Hangi Kemal” diye sormuş ve saymaya başlamış; iktidar mahallesinden ona takılan müstehzi sıfatları, lakapları.

İlk paragrafında sekiz tanım var. Demirel’in her oy artırma ihtiyacında göğsünü gere gere söylediği, “Benim halkım, benim memurum, benim işçim” sahiplenmeleri dahi gurur yüklü bir istihzayla yazılmış; Halkçı Kemal, Memur Kemal İşçi Kemal.

“Bitmedi” diyor, ikinci paragrafında saymaya devam ederken. Sağdan soldan, Küba’dan ve Tanrı dağlarından etiketli yedi “Takı” da burada var.

Listesi uzunmuş adını birazdan açıklayacağımız kalemşor gazetecinin. “Lakap” “çok” dediklerinden yedi tanesini daha bu üçüncü paragrafına dizmiş. “Uzatmayalım” deyip soruyor; galiba tahammülü kaçtığından.

“Türk siyaset tarihinde bu kadar çok lakap takılan bir başka lider duydunuz mu?”

Gelen (İsmet) Paşam, Giden Kemal Mi?

Sorusunu biz de kendisine çevirelim sayın yazarın: “Türk siyaset tarihinde”, ana muhalefet partisi başkanına “Bu kadar çok lakap” takan iktidar mensupları ve iktidar medyası görüldü mü, duyuldu mu?

Listesine almadığı ve fakat yazısına başlık yaptığı “Bay Bay Kemal” tanımını ilk kim kullandı nutkunda; hem de çeyrek asrı bulan yıllarda iktidar olmuş iken?

‘’Hükumetin Başı’’ hitabını merhum Demirel bir kere kullanmıştı ama muhalefette iken kullanmıştı. Bu yaşanmışlığı hatırlatmak sayın yazar beye, gereksizdir. Zira “Üslubu beyan”demiş atalarımız.

Sabah Gazetesi’nin ünlü yazarı Yavuz Donat’ın 06 kasım 2023 tarihli ve “Bay Bay Kemal” başlıklı yazısından istifade etmeye devam edelim.

AKP’nin her kazandığı seçimi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun kayıp listesi olarak yazdıktan sonra, trafik memurluğunu tescillendirmiş.

“‘Kasetle’ geldi... ‘Hançerle’ gitti.”

Bu nasıl bir kabuldür ki, içinde arlanma olmamasını bırakın, gizli bir övünç ve sahiplenme ilanı barındırıyor.

“Kaset” ve “Hançer” siyasetimize ne zaman ve nasıl girdi, olmazsa olmazlardan mı oldu?

Çocukluğumun bir delisinin “Biz adamı münasip olmayan bir yerinden ağaca asarız. Gölgesinde de yatarız” tekerlemesini getirdi aklıma sayın yazar.

FETÖ kumpası bir kasetle geldi.”

“Ve seneler sonra”

“Sırtından hançerlendi.”

Sayın Kılıçdaroğlu’nu Jül Sezar olamamışlıkla da suçlayan Sayın Donat, sorusunu umumileştiriyor; sanki cevabını bilmiyormuş gibi; sanki bir gün Akşener, Şener diye saymaya başlamayacakmış gibi.

“Bay Kemal’i kim / Kimler hançerledi?”

Bu yazımız bir Kılıçdaroğlu savunması değildir. Başlığından son kelimesine kadar bir yazar, iktidar partisinin propagandasını nasıl yapar? Sorusuna cevaptır.

Dikkatimiz çeken bir cümlesini daha alarak Sayın Donat’ın, bitirelim yazımızı.

“Muhafazakar seçmen... Milliyetçi seçmen... ‘Hakikisi’ varken, ‘Çakmalığa’ özenen CHP’ye ne diye oy versin?”

Say desek sayın yazara, “Hakiki” dediğin AP’den, ANAP’tan, DYP’den, DTP’den, MDP’den vesairelerden bugün ne kaldı?

“Çakma”lığı mı gizliydi yoksa sonradan mı “Çakma”laştı bilmiyoruz; sakın yanlış anlaşılmasın, şimdi biz bir yazardan bahsettik.

“ANIT-KABİR

Dün, bir gazetede okudum: Atatürk’ün, henüz bitmeyen Anıt-kabri için yirmi milyon lira sarf edilmiş.

Atatürkümüz için ne kadar az... Fakir yurdumuz için ne kadar çok!.. O, yumruğu dipçik, tırnağı süngü, taşı gülle yapan adamdır. Mustafa Kemal, bize toprak değil, vatan verdi! Ne altın, ne mermer, ne tunç... Atatürk’e borcumuzu hiç bir şey ödeyemez.

 Fakat, onun maddi varlığı üstüne yığılacak yirmi milyonun altında manevi varlığının bunalmayacağını kim iddia edebilir?

İnanınız bana: Yirmi milyon liranın ışığa kavuşturacağı yirmi Türk köyü, anıt kabrin kubbesinde yanacak avizelerden çok onun aziz ruhunu aydınlatacaktı. Suya kavuşturacağı yirmi Türk köyü, Anıt-kabrin bahçesindeki fıskiyelerden çok onun aziz ruhunu serinletecekti...

Bizim Atatürk’e yapabileceğimiz bir tek anıt vardı: Türk ordularını zafere yürüttüğü Kocatepe’den koparıp getireceğimiz bir kaya!..

Ufka dikilen bu çıplak heykelde, biz, bir mimarın eserini değil, onun yalın ruhunu seyredecektik.

Yazık!..

NOT: Bu başyazı Yusuf Ziya Ortaç tarafından CHP milletvekili iken yazılmış ve 22 Mayıs 1952 tarihli Akbaba’da yayımlanmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Emekli - Lakap takmayı siz daha iyi biliyorsunuz, foto montaj yaparak seçim kazanmayı, fetullah gülenle kendi askerine sahte dijital belgelerle kumpas kurmayı sizden iyi bilen çıkmaz. Deniz baykal'ada sizin yol arkadaşınız kaset kumpasını kurmuştu.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Kasım 14:06


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler