Reklamı Kapat

Depolarda şeker aramamak için ne yapmalıyız?

Geçen hafta İngiltere’nin başkenti Londra’da şekerle ilgili olarak iki önemli uluslararası toplantı yapıldı. Birincisi, Dünya Şeker Pancarı ve Kamış Üreticileri Birliği’nin (WABCG), ikincisi de Uluslararası Şeker Organizasyonu’nun (ISO) toplantılarıydı. Üç gün boyunca şeker pancarı, şeker kamışı ve nişasta bazlı şekerlerle ilgili önemli sunumlar yapıldı. PANKOBİRLİK’in davetlisi olarak bir grup gazeteci arkadaşla birlikte bu toplantıları takip etme fırsatımız oldu. 

WABCG’nin ve ISO’nun toplantılarına Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya, Kuzey ve Güney Amerika kıtalarından gelen yüzlerce katılımcı; ‘üretim’, ‘verimlilik’, ‘karlılık’ ve ‘çiftçinin refahını’ artırmanın yollarını aradılar. Bu toplantıları da her yıl yapıyorlar. Yani adamlar günübirlik düşünmüyorlar, her yıl gelişmelere göre üretim stratejilerini belirliyorlar.

WABCG’ın ve ISO’nun ana gündem maddesini kamış veya nişasta bazlı şekerlerden ziyade şeker pancarı oluşturdu. Geçen yıl Avrupa’da şeker kotaları kaldırıldığı için pancar üretimi yüzde 25 artmış. Üretim artınca Avrupa’nın şeker ihracatı iki katına çıkmış, ithalatı da yarı yarıya azalmış. Normalde bu durum Avrupa’nın lehine gibi görünse de fiyatlar aşırı derecede düştüğü için çiftçi için pancarın bir cazibesi kalmamış.

İşte bundan dolayı Avrupa, pancarı kaybetmemek için pancar üretiminde daralmaya gidecek. İngiltere, bu durumdan pek etkilenmese de özellikle Almanya, Fransa ve Hollanda önümüzdeki yıllarda pancar üretimini düşürecek. Dikkatinizi çekerim, bunu ‘pancarı ve çiftçiyi’ korumak için yapacaklar.

Bizdeki gibi çiftçinin aleyhine olan plansız bir üretime kesinlikle izin vermiyorlar. Plansız üretimden dolayı biz bir taraftan soğan depolarında ‘stokçu’, bir taraftan da fazla ithalattan dolayı stoktaki etleri satacak ülke arıyoruz. Ama Avrupalı öyle yapmıyor!

WABCG’nin toplantısında öne çıkan bir konuda kamış ve şeker pancarının işlenmesinde ‘kooperatifçilik unsuru’ oldu. Dünyanın dört bir tarafından gelen pancar ve kamış şekeri üreticileri, (bunlar aynı zamanda fabrika sahipleri) ‘kooperatifçilik unsuru’ olmadan kamış ve pancarda üretimin sürdürülebilirliğinin mümkün olmadığının altını çizdiler. (Adamlar Türkiye’de şeker fabrikalarına yapılanları görseler herhalde kafayı yerdi!) Kooperatifçilik unsurunun da neden önemli olduğunu tane tane anlattılar.

Bir; Kamış ve pancar depolanamayacağı ve taşınması zor olduğu için işlenmesi için bir fabrikaya ihtiyaç var.

İki; Yetiştiriciler ve fabrikalar birlikte çalışma biçiminde karar vermeliler.

Üç; Üreticiler ve fabrikalar arasında sürdürülebilir bir uyum sağlamanın tek yolu, şeker, küspe, melas üretiminde elde edilen ürünlerin değerinin açık ve adil bir şekilde paylaşılması gerekiyor. Burada bir parantez açalım; Adil paylaşımı neden önemsiyorlar? Düşük şeker fiyatlarında bile üreticiler, kazanımlarını paylaşacaklarına ikna olacaklarından, paylaşım kayıplarını kabul ederek üretimden çekilmeyeceğini düşündükleri için de ondan.

Dört; Şeker endüstrisinde satılan ürünün kalitesini değerlendiren alıcıdır. Yani fabrika sahibidir. Burada da bir parantez açalım, fabrika sahibinin üreticiyle bir alakası olmazsa kendi şirketinin çıkarını düşünecektir. Bu durum ise çiftçinin aleyhine olacaktır.

Özetle dünyanın dört bir tarafından WABCG’nin toplantısına katılan üreticiler, şeker pancarı ve kamışın çiftçiden kopuk bir şekilde işlenemeyeceğini ve bu iki ürünün üretiminin özel sermayenin insafına terk edilemeyeceğinin altını çizdiler.

Dünya, pancarına bu şekilde sahip çıkıp işlerken biz ne yapıyoruz? Anlatmama gerek yok, özelleştirmelerden dolayı zaten çiftçinin perişanlığını hep birlikte görmeye başladık. Gelecek yıl da pancar üretimindeki kayıpları konuşuruz. Ondan sonrası da zaten malum!

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Hadi Tunç ile Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir de, şeker pancarıyla ilgili önemli dersler çıkarmamız gereken bu toplantıları takip etti. İnşallah Avrupalı, Asyalı, Amerikalı, Afrikalı üreticilerin hassasiyetlerinden gerekli dersler çıkarılır ve şeker fabrikalarıyla ilgili yanlıştan biran önce vazgeçilir.

Yoksa soğan depolarında ‘stokçu’ aradığımız gibi yarın da bu ‘depolarda şeker arayacağız’ ama onu da bulamayacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadettin İnan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?