Söz/Egemenlik servette olunca... - 2

Günümüzde de dünyanın manzarası tam bir zulüm manzarası değil mi? Süper devletin/ABD’nin başında baş döndürücü servetiyle bir Firavun-Karun var. Siyasi ve servet gücü birleşmiş, tağutlaşmış... Habire zulmediyor. Kendisi Siyonizm’e/şeytana/nefsine köle ve dünyaya da “efendilik” satıyor?! Onun işbirlikçileri de genellikle Müslümanların başlarındaki krallar... Bunlar büyük krala uşak iken, halkların da efendileri krallar! Onların da büyük servetleri ve küçük koltukları var, hatta tahtlarını koruyacak orduları... Tahtları sallanırsa o zaman demokrasiyi kurtarmak için müdahale de yapılır. Zaten servet de kuklacının kasasında, yönetiminde değil mi? Ülke kaynakları ele geçirilmiştir. Şantaja da açıktır. İşte manzara...

Uyarı görevindekiler/âlimler de kralların yanında halkın tepesindekinin zulmüne ortak oluyor, onları İslam’ı da alet ederek meşrulaştırmaya çalışırlar. İşte Kâbe imamı(?) örneği... İmam, kralın emrinde. Kral büyük kralın emrinde... Kral halkın tepesinde... Müslümanların kıblesi Kâbe; Kâbe imamının kıblesi ABD! Allah namazlarımızı kabul eylesin...

Servetin tahakkümünden, işbirlikçi yöneticilerden kurtulmadıkça, tüm dünyada Müslümanlar olarak izzete kavuşmamız iflah olmamız zor gözüküyor. Yoksa “Selman”ların, “Sisi”lerin zulümleri/fesatları, ümmetin de zilleti sürüp gider...

Rabbimiz, “adaleti ve emanetleri ehline vermemizi” emrediyor, zulmü de yasaklıyor. Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: “Ahir zamanda emanetler ehil olmayanların eline geçer...” “Hak ettiğinizle yönetilirsiniz.” “İki sınıf vardır ki, onlar düzelirse halk düzelir, bozulursa halk bozulur: Ulema, umera” buyurmuşlardır. Hele bu sınıflar İslam adına zulüm ediyorsa, o zaman durum daha da vahimleşir. Halk İslam’dan uzaklaşır.

Efendimize (s.a.v.) peygamberlik geldiğinde Mekke’deki kodamanlar: “Bu görev Mekke’de veya Taif’de bizim gibilerden birine gelmesi gerekirdi” diyerek, O’nun (s.a.v.) ise bir yetim olduğunu ileri sürerek itiraz ediyorlardı. Beni İsrail de kodamanlardan olmadığı için Talut’a itiraz/muhalefet etmemişler miydi? Şimdilerde/günümüzde de “demokratik ülkelerde bile seçilebilmek için/siyaset için benzeri anlayışlar, uygulamalar yok mu? “Paran varsa düdüğün çalar” sözün geçer, seçilebilirsin... İtibar/söz servetin... İlim, ehliyet, fazilet, ahlak mı? Olmasa da olur. Kimi zaman bu özellikte olanlar belirleyici güç (servet) tarafından bir süre kullanılıp, sonra da üstü çizilerek, atılır kenara... Aslında böyleleri “yem”dirler, süstürler. Kimi zaman da perde olurlar... Din, çoğu zaman halkı sömürmek, uyutmak, uyuşturmak için siyasete alet de edilebilir.

Özetle servetin, siyaseti, hukuku, yargıyı, hayatın her alanını hatta dini bile belirleyebildiği düzenler, köle düzeni değil de nedir? Bu küresel liberal emperyalist düzen ne zamana kadar?

Hayır! Biz bu zulüm düzeninin bir parçası olamayız/olmamalıyız. Bunu adaletle değiştirmek derdimiz, davamız var.

Çözüm mü? Her şeyi en mükemmel düzenleyen, herkesi bağlayan “Üstün Hukuk”ta... Hukukun (ilahi) üstünlüğünde/Hakk’ın egemenliğindedir. Vesselam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?