Karun'un rant düzeni

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selâmımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

İnsan; Cenab-ı Allah, Kur’an’ı Kerim, sünnet ve İslam ile arasına mesafe koyar, nefsini ilah edinir, zulüm ve fesat yoluna saparsa kaybedenlerden olur. Allah’ı, kitabı, peygamberi, İslam’ı yalanlayanlar; bu dünyada da, öbür dünyada da ilahi gazaba ve azaba uğrarlar. Bu değişmez bir kanundur. Cenab-ı Allah, bu durumu bize kadim kitabında, şöyle haber verir. ALİ İMRAN 137: “Sizden önce nice (zalim milletler ve medeniyetler hakkında) sünnetler (ilahi kanunlar) gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezinip dolaşın da, (Allah’ın ayetlerini) yalanlayanların sonu nasıl oldu bir görün!” Bu ayette, bütün insanlık için ciddi bir uyarı vardır. Zaten, kadim kitabımız Kur’an; bütün insanlığa bir açıklama, hükümlerine itibar eden takva sahibi müminlere de “iman ve adil bir düzen ile” yaşamanın yolunu gösteren bir öğüt ve hidayettir. İnsanları helak olmaya götüren; faiz, kumar, içki, zina, hırsızlık, gasp, rüşvet, haksız vergiler, israf, yolsuzluk, ihale komisyonculuğu, yanlı yargılama, materyalist eğitim gibi yaygın günahlar, çağın zulüm düzeni “faizci kapitalizmin” dayanağı durumundadırlar. Bu “yaygın günahlar” üzerine bina edilen sosyal ve ekonomik politikalar, toplumsal bunalım ve krizlerin ana sebebidir. Yaşanan sosyal ve ekonomik krizlerin nedenlerini başka yerlerde aramak, ya bilerek saptırmaktır veya derin bir cehalet ve gaflettir.

RANTİYECİ KARUN

Karun, Musa'nın kavminden bir rantiyeci idi. Kavmi ona “şımarma, çünkü Allah şımaranları sevmez” dediğinde, sahip olduğu mal ve iktidarı ile şımardı ve azgınlaştı.

“Karun kadar malın olsa ne fayda” sözü; kötü malın, kötü adamın elinde hiçbir işe yaramayacağını ifade için kullanılır. Firavun, Karun ve Haman üçlüsü; zulüm düzeninin, fitnenin, yanlı yargılamanın, soy¬gunun, köşe dönmenin, fesadın sembolleşmiş isimleridir. Çete ve zulüm düzeninde, milliyetin hiç önemi yoktur. Firavun Kıbti’dir. Karun ise, İsrail oğullarındandır. İktidarı elinde tutan Firavun, ekonomiyi elinde tutan Karun, eğitimi elinde tutan Haman, Allah’a ve peygambere başkaldırdılar ama başları denizin derinlik¬lerindeki çamura gömüldü ve helak olup gittiler. Karun, Musa’nın kavminden olmasına rağmen, servet yapmak adına Müslümanlara karşı Firavun’u stratejik ortak edinecek kadar alçalabilen bir işbirlikçidir. Günümüzde Firavun ve Haman; ABD, İsrail ve AB tarafından temsil edilmektedir. İşbirlikçi Karun’u ise, iktidar ve rant için ABD ve İsrail’i stratejik ortak edinen kim varsa onlar temsil etmektedir. Şuursuz yığınların, Karun tipli insanlara imrendiğini, ancak aynı şuursuz yığınların Karun gibilerin uğradığı kötü akıbete şahit olanca da “iyi ki biz Karun gibi olmadık” dediğini Kur’an bize haber veriyor. KASAS 79-83: “Derken Karun, ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını (servet ve ihtişamını) isteyenler: ‘Keşke Karun'a verilen servet ve ihtişamın bir benzeri bizim de olsaydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibi imiş’ dediler. Kendilerine ilim verilenler ise imrenenlere: ‘Yazıklar olsun size, iman edip iyi işler yapanlar için Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir. Nihayet biz, onu (Karun’u) da, sarayını da yerin dibine geçirdik.  Artık Allah'a karşı ona yardım edebilecek taraftarları da yoktu; o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi. Daha dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında: 'Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletip yaymakta ve kısıp daraltmaktadır. Eğer Allah, bize lütufta bulunmuş olmasaydı, şüphesiz bizi de yerin dibine batırırdı. Vay, demek gerçekten inkârcılar iflah olmazmış' demeye başladılar. İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenip büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz. (En güzel) akıbet, takva sahiplerinindir.” Kur’an, bu bilgileri bize iş olsun diye vermez. Kul için önemli olan; Firavun ve Haman’ın derin işbirlikçisi “Karun” gibi olmak değil zulme ve zalime karşı mücadele edip direnen, yeni bir saadet dünyası kurmak için mücadele eden “Musa ve Harun” gibi olabilmektir. Milli Görüşçü-Saadet Partili olmak, “Musa ve Harun” gibi olabilmeyi isteyebilmektir.

KRİZ

Kriz; doğal düzeni bozan, toplum için olumsuz sonuçlar doğuran fiziksel, sosyal, ekonomik ve siyasi olaylar sebebiyle meydana gelen bunalımdır. Türkiye; çok boyutlu derin bir kriz yaşamaktadır. Yaşanan krizin temel sebebi “AK Parti ve Erdoğan iktidarının” işlediği günahlardır. Türkiye; AB istedi diye çıkarılan “zina ve bina” yasaları yüzünden ahlaki ve manevi kriz yaşamaktadır. Bu krizin etkisiyle, aile yapımız çökmektedir. Türkiye; insanların yaratıldığı “İslam fıtratını” ifsat eden “materyalist eğitim” krizi yaşamaktadır. Türkiye; yanlı yargılamalar yüzünden “adalet” krizi yaşamaktadır. Türkiye; politik faizler, devlet eliyle oynatılan kumar, adil olmayan zulüm vergileri ve cezalar, domuz eti kararı, kısır tohumlar sebebiyle bozulan gıdalar, üretime dayanmayan tüketim, israf, rant yatırımları, yolsuzluk, öldürülen tarım ve hayvancılık, baltalanan sanayi ve yatırımsızlığı sebebiyle büyük bir ekonomik kriz yaşamaktadır. Türkiye; doğru “hak ve adalet” ölçüleriyle değil, çıkar ve menfaatler gözetilerek yönetildiği için, derin bir “yönetim” krizi yaşamaktadır. Türkiye; yürütülen günübirlik, işbirlikçi politikalar yüzünden “diş politika” krizi yaşamaktadır. Türkiye; yanlış, haram, nefsi ve zulüm politikaları yüzünden bütün bu krizleri yaşamaktadır.

Kimi zatların “AK Parti ve Erdoğan iktidarını” kurtarmak adına, yaşanan bütün krizlerin faturasını, görevi iktidarın dediğini yapmaktan ibaret “bürokratın” sırtına yüklemek, hain ilan etmek zavallılıktan başka bir şey değildir. Bu krizi; ABD’ye, AB’ye, dolara, dış güçlerin baskılarına bağlamak da hastalığa rıza göstermektir. Elbette “mikrop” görevini yapacaktır. Görevimiz kendimizi “mikroba” karşı korumak değil midir? Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Bir Yorumcu - Meclisteki konusmasiyla hissiyatimiza tercüman olan Cihangir Islam sosyal medya üzerinden hareketinize hiç bir faydası olmayacak söylemler geliştirmektedir. Selahattin Demirtasa, gezi olaylarına ve Ihsan Eliaçık gibi sapkin ve sözde ilahiyatçılara destek bunlardan bazılardır. Aksine bu destek insanları uzaklaştıracaktır. Mensubu olduğumuz toplumu iyi tanımalıyız. Hazır mecliste temsil imkanını bulmuşken, bunu iyi degerlendirmelisiniz. Yürüttüğünuz çalışma asla yeterli olmadığı gibi bu tarz yanlışlıklarla daha da eksiye düşüp halk nezdinde ciddiye alınmaz siyasi bir oluşum haline gelmemelisiniz.

Yanıtla . 0Beğen 05 Aralık 14:46

Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?