Hak davada onurlu yürüyüş

Bismillâhirrahmânirrahîm;

KÖKÜ ezelde, dalı ebette bir sistemin temsili olan yarım asırlık Millî Görüş yürüyüşünü yakından izlemek nasip oldu. Erbakan Hoca “İslâm ve İlim” konferansları için Anadolu’yu dolaşıyordu. 1969 Şubat’ında, lise 1’de okurken, bugünkü Denizli Çarşısı’nın bulunduğu yerde faaliyet gösteren Cem Sineması’nda bu konferansını dinledim. Hoca’nın derinliği, ufkunun genişliği, iman, ilim, heyecan ve samimiyetine tanıklık ettim. Aynı yılın Ekim ayında genel seçimler yapıldı. Erbakan Hoca bağımsız Konya milletvekili seçildi.

Millî Görüş yürüyüşü başlamıştı. Hoca, millî kimliğimizi öne çıkardı. Öze dönüş hareketini başlattı. Öncelikli ihtiyacımız olan onurlu yürüyüşün kadrolarını yetiştirmeye girişti. Türkiye’nin kalkınmasında ayak bağı olan ayrık otları özelliğindeki Batı’ya özenmiş sözde aydınlar Millî Görüş yürüyüşünden rahatsız oldular. Davanın kurucu lideri, tırnaklarıyla kuyu kazarcasına yabancı fikirlerle mücadele etti.

Yerli ve millî olanı savundu. Problemlerin çözümünün Millî Görüş çalışma modelinde olduğunu anlattı. Bunu halka göstererek öğretti. Halk hızla uyanmaya, Türkiye ve dünyada oynanan oyunları görmeye başladı.

Millî Görüşçüler ne istiyorlardı? İslâm’ın hizmetkârı olan milletimizin inancına uygun yaşamasını. Yeryüzünün ıslah ve imarını. Zulümler sona ersin; insanların yüzü gülsün; huzur ve barış ortamı oluşsun istiyorlardı.

Bu yürüyüş, insanlara başkası için yaşamayı öğretti. Sorumluluk şuuru sebebiyle, insanların mutluluğu uğrunda, içinde volkanlar çalkalanan, saçı sakalı ağarmış nice Millî Görüşçüleri bilirim.

KERVAN YÜRÜYOR

MİLLÎ Görüş bir davadır. Liderinin 42 yıllık mücadeleden sonra vefatı ile bitmedi. Erbakan Hoca’nın yol arkadaşları aynı heyecanla davayı sürdürdüler. Ulu çınar nice fırtınalar, nice rüzgârlarla karşılaştı; ama dimdik ayakta kalmayı başardı. Allah-ü Tealâ en büyük sıkıntıları peygamberlere vermişti. Millî Görüşçülerin karşılaştığı engel ve sıkıntılar, onların hak yolda olduklarının göstergesi.

Millî Görüşçü Kuruluşlar (MİLKO), son 4 gün içinde önemli toplantılara imza attı. Saadet Partisi GİK’i, İl Başkanları ve Kadın Kolları’nı toplarken; diğer MİLKO’lar da aylık toplantılarını yaptılar. Pazar ve pazartesi günleri İstanbul’da 80 ülkeden 500 temsilcinin katıldığı Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği (MTB) Kongresi’ni gerçekleştirdiler. Faydalı etkinlikler oldu.

Önlerinde ciddi zorluklar dururken, Millî Görüşçülerin bu toplantılardaki psikolojilerini gözlemledim. İstisnasız hepsi ciddi bir şekilde görevlerini yapmaya çalışıyorlardı. Şahıslara takılmıyor; davanın kendisini esas alıyorlar; insanları da davaya olan nispeti ile ölçüyorlardı. Yanlışta ısrar edenlerle ilgili olarak, herkes yaptığını kendisi için yapar; “biz görevlerimizi hakkıyla yaparak sâlih ameller işleyelim” anlayışıyla hareket ediyorlardı.

Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’nin açış konuşmasını yapan ESAM Genel Başkanı ve Saadet Partisi YİK Üyesi Recai Kutan, “Batı’nın hedefi”ni açıkladı: “İslam’ın protestanlaştırılması; İslamî görüşlerin sekülerleştirilmesi.”

GİK’te konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu “adalet” vurgusu yaptı: “Hasmımız da olsa, biz adaletten ayrılmayız. Kul hakkından korkarız. İftirayı yer gök kaldıramaz.”

FAZİLET YARIŞI

MİLLÎ Görüşçüler davalarının hak olduğuna inanmışlar, problemlere teşhis koymuşlar; çözümü Millî Görüş’ün hayata geçmesinde görüyorlar. “Çare siyaseti”ni benimsiyorlar; “Çare var” formatı ile davayı anlatmaya çalışıyorlar.

Zorluklardan yılmıyorlar. Yeri geldiğinde Cüneyd-i Bağdadî’nin (k.s.) sözüne atıf yapıyorlar: “Kolaylık görürsem üzülürüm; rehavete kapılmaktan korkarım. Zorluk görürsem sevinirim; zorlukları aşmaya çalışır, derecemi yükseltirim.”

Millî Görüşçüler “Kurucu Lider”lerinin davayı sağlam temeller üzerine bina ettiğini biliyorlar. Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan bu gerçeği şöyle ifade eder: “Büyük liderlerin kılıçları, vefatlarından sonra daha keskin olur.”

“İnsan”ı merkeze alıyorlar. Müslümanların yeryüzünde 2 temel görevi var: “İnsanların ıslahı, beldelerin imarı.” Türkiye özelinde İslâm dünyası ve tüm mazlum ve mağdurların problemlerini dert ediniyorlar. Filistin’deki zulme duyarlılar. Yemen’deki açlığa çözüm arıyorlar. “İnsanın hayırlısı, insanlara faydalı olandır” düsturunu benimsemişler.

Millî Görüş, “sevgi ve kardeşliğin teminatı”; yeryüzündeki zayıf, garip, aciz, fakir ve miskinlerin ümit ışığıdır. Millî Görüş’e hizmet insanlığa hizmettir. Problemler çok ve büyük olsa da, onların çözümünü bilen fedakâr insanların varlığı kurtuluş kapısının açık olduğunun müjdecisidir.

Sayısız zorluk ve engellere rağmen, Millî Görüşçülerin durup dinlenmeden çalışması dünya huzur ve barışı adına büyük nimettir. Bu uğurda çalışanların artması kurtuluş vaktini hızlandıracaktır. İslâm Birliği’nin kurulması, insanlığın huzur ve barışa yelken açması anlamına gelir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?