Emanetleri korumak ve hıyanet etmemek

Kur’an-ı Kerim’de A’raf Suresi 172’inci ayetinde Allah-ü Teâlâ’nın, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna insanoğlunun, “Evet, sen bizim Rabbimizsin” cevabını verdiği ve karşılıklı ahitleşmeden bahsedilir. İnsanoğlu, Allah-ü Teâlâ’nın yegâne güç ve hüküm sahibi olduğunu kendi razısıyla kabul etmiş ve “Emanet”i yüklenmiştir. Bundan dolayıdır ki emanet kavramı, genel olarak, “Allah-ü Teâlâ’nın tekliflerinin tamamını” içine alır. Usûl-i Fıkıh’ta “Allah’ın insanlara yüklediği bütün mükellefiyetlere emanet” denilmiştir. Dar anlamda ise bir kimseye korunması için bırakılan herhangi bir şeye emanet denir. Kur’an-ı Kerim’de “… Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kişi, emaneti sahibine versin ve Allah’tan korksun” (Bakara 283) ayetinde bunu açıklamaktadır.

İnsanoğlu, ruhlar âleminde Allah-ü Teâlâ’ya verdiği söze riayet etmekle mükelleftir. Allah-ü Teâlâ’nın emrettiği, bizim de “Kâlû belâ” diyerek kabul ettiğimiz Kur’an ve sünnet emanetini sahiplenmek Müslümanların görevidir.

Peygamberlerin özelliklerden birisi de “Emanet” sıfatıdır. Onlar, Allah’ın (c.c.) emanetini hakkıyla temsil eden güvenilir ve mükemmel kullardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “el-emin” sıfatıyla bilinmekteydi. Zira hicretten önce uhdesinde bulunan emanetleri sahiplerine iade etmiştir. Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde, “Emanete hiyanet etmenin münafıklık alametlerinden olduğunu” (Buhari) bildirmiştir. Emanete hıyanet nasıl münafıklık alâmeti ise, emanete riayet de müminlerin özelliklerindendir. Kur’an-ı Kerim’de, “Onlar (müminler) ki emanetlerine ve sözlerine riayet ederler” (Mü’minun, 8) buyrulmaktadır.

Müslüman, önce Allah’a ve Resulü’ne karşı emindir (güvenilir). Sonra kendine, sonra da diğer insanlara karşı emindir (güvenilir). İslâm’daki önemli farzlardan birisi, “Emanete riayet”tir. Veda Hutbesi’nde Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Size öyle bir emanet bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldıkça yanlış yola sapmazsınız. O da Allah’ın kitabı ve Resulü’nün sünnetidir” buyurmuştur.

Devlet başkanlığı, belediye başkanlığı, valilik, hâkimlik, müsteşarlık, memurluk gibi her türlü kamu görevi bize emanettir. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size size öğüt veriyor. Şüphesiz Allah hakıyla işitendir, hakkıyla görendir” (Nisa, 58) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de devlet görevi için, “O, bir emanettir; o, kıyamet gününde döğünmeye sebep olacak bir pişmanlıktır. Sadece onu hakkıyla yerine getirenler müstesna” (Nesai) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bize verilen sırrın (Tirmizi), kadınların (Veda Hutbesi), ömrün, nimetlerin, ilmin, bedenin, imkânların (Tirmizi) ve çocuklarımızın birer emanet olduğunu bildirmiştir. Hatta faydalanmak için tahsis edilen hayvanlar da bize emanettir. Yine canımız, malımız ve makamımız bize emanettir.

Gerek devlet malı, gerekse şahsi malımız bize amenettir. Devlet malını gereksiz yere kullanmak vebal; devlet malına tasallutta bulunmak haramdır. Kendi malımızı israf etmek ve cimrilik yapıp fakir fukaranın hakkını vermemek de haramdır. Canımız da bize emanettir. Haksız yere canımıza kastetmek yasak olduğu gibi başkasının canına da kastetmek haramdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Emanet kalmadığı zaman -yani işler ehline verilmediği zaman- kıyameti bekleyiniz” (Buhari) buyurmaktadır.

Müslüman, emanete sahip çıkarak hem ahdini yerine getirmiş olur hem de cenneti (Nisa, 13) kazanır. Ahdini unutup emanete hıyanet eden ise “belhumadal” (A’raf, 179, Furkan, 44) yani hayvanlardan da aşağı olarak cehennemle (Maide, 10) cezalandırılır.

Emanete riayet, peygamberlerin sıfatlarındandır. Emanete hıyanet etmek ise münafıklık alâmetidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Anket Soğan fiyatlarının yükselmesindeki sebep sizce nedir?