İslâm’da misak ve emanet

Allah-ü Teâlâ, insanlar henüz ruhlar âleminde iken, kendisine itaat ve hâkimiyetini kabul için insanlardan “Misak” almıştır. Bunun için, “Ne zamandan beri Müslümansın?” sorusuna, “Kâlûbelâ’dan beri” deriz. Allah-ü Teâlâ’nın, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, “Evet, sen bizim Rabbimizsin” demek suretiyle söz verdiğimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğlullarınınsulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da, ‘Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)’ demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, ‘Biz bundan habersizdik’ dememeniz içindir” (A’raf, 172).

Kur’an-ı Kerim’de Allah-ü Teâlâ’nın insanı şerefli yarattığına işaret edilerek şöyle buyrulur: “Andolsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık” (İsra, 70).

Genel olarak insanoğlu şerefli yaratılmışken özel olarak da Müslümanlar daha faziletli ve hayırlıdır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de, “(Ey Muhammed ümmeti)! Siz beşeriyet (insanlık) için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkoyarsınız ve Allah’a imanınızda devam edersiniz…” (Al-i İmran, 110) buyrulmuştur.

Müslümanlar, insanlık içinden çıkartılmış en hayırlı ümmet olma vasfını, Allah’a iman etmek, otoritesini kabul etmek, nizamını yeryüzüne hâkim kılmak ve iyiliği emredip kötülükten alıkoyarak adaleti tesis etmekle elde ederler. Müslüman, bezm-i elestte yani ruhlar âleminde verdiği misaka (söze, antlaşmaya) uyarak faziletli olur.

Allah-ü Teâlâ, ruhlar âleminde insandan misak alırken, insanın kendi rızasıyla bu sözü verdiği ve emaneti yüklendiğini, “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir” (Ahzab, 72) ayetinde beyan etmektedir.

Üstad Necip Fazıl, “Çile” şiirinde insanın emaneti yüklenişinden bahsederek şöyle der:

“Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,

Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,

Bir zerreciğim ki, Arş’a gebeyim,

Dev sancılarımın budur kaynağı!”.

Kendi iradesiyle emaneti yüklenen ve ruhlar âleminde Rabbine söz veren insanın, misakına uyup emanete sahip çıkması halinde yaratılmışların en şereflisi (İsra, 70) olarak cennetle mükâfatlandırılacağı Kur’an-ı Kerim’de, “Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar…” (Nisa, 13) anlatılmaktadır. Misakını unutup emanete hıyanet edenlerin ise “belhumadal” yani hayvanlardan daha aşağı (A’raf, 179, Furkan, 44) olarak cehennemle cezalandırılacağı, “İnkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliktir” (Maide, 10) ayetinde açıkça belirtilmektedir. (Devam edecek.)

Duyuru: 01.12.2018 Cumartesi, Saat: 18:00’de İSLÂMÎ İLİMLER, KÜLTÜR VE EDEBİYAT VAKFI’nda (İSEV) Mustafa Kasadar Hocayı konuk edeceğiz. Adres: Fevzipaşa Cad. Feyzullah Efendi Sok. No: 4/3 Fatih-İstanbul (Ali Emiri Kütüphanesi’nin karşısı).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?