Cumhuriyet dönemi batılılaşma çabaları

Devlet-i Aliyye-i Osmâniye’nin yıkılması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulma süreci çok sancılı ve bir o kadar da Batı’ya karşı kompleksin zirve yaptığı, Batılılaşma çabalarının hızlandığı, siyasi ve fikri kriz yaşandığı bir dönemdir.

Cumhuriyet sonrası, sözde aydınların Batı’daki siyasal ve ekonomik gelişmelerle bağlantılı kalkınmayı, dini ve sosyal hayattaki reformlarla yakalayabileceği vehmine kapıldığı, Batı taklitçiliği ve Batı kompleksini içselleştirdiği bir dönemdir.

Osmanlı’da Batılılaşma hareketlerinin mimarlarından Abdülmecit dönemi sadrazamı Mustafa Reşit Paşa’nın Londra elçiliğinden sonra atandığı sadrazamlık görevinde Batı yanlısı politikası, 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı’yla temayüz etmiş, ardından Islahat Fermanı’yla Müslüman tebayla gayr-i Müslim (Yahudi, Hıristiyan) teba eşit sayılmıştır. İşte Batıcılık çabalarındaki kırılma burasıdır.

Osmanlı’da Batılılaşma hareketleri Sultan Abdülhamid-i Sâni zamanına kadar devam etmiştir. Sultan Abdülhamid, tahta çıktığı ilk yıllarda gerek iç ve gerekse dış dengeleri gözeterek “Meşrutiyet’i ilan etti, sonra 1877-78 Osmanlı-Rus savaşını bahane ederek kapattı. Abdülhamid-i Sâni’nin “Meclis-i Mebûsan”ı kapatmasını hazmedemeyen çevreler “istibdat” suçlamasıyla algı yönetimi yaptı. Aslında Sultan Abdülhamid, “istibdat” yönetimi olan meclisi kapatmıştı. Çünkü padişaha baskı yaparak bu meclisi açtıran harici ve dâhili düşmanlar, Meclis-i Mebûsan’daki dağılımı iyi kurgulamıştı. 115 üyelik Meclis-i Mebûsan’da 46 gayr-i Müslim’e rağmen sadece 69 Müslüman vekil bulunuyordu. Yani Müslümanlar tarafından kurulan, İlây-ı Kelimetullah gayesiyle fetihler yapan, devletin büyümesi için can verilen devleti, bir avuç gayr-i Müslim’in yönetim ve tahakkümüne bırakmak isteyenlerin bu planları, Sultan Abdülhamid-i Sâni tarafından engellenmiştir.

Cumhuriyet döneminde ise Batılılaşma hareketleri en üst düzeye ulaşmış, Türkiye âdeta Batı’nın arka bahçesi haline gelmiştir. Yüzyıllardır süregelen dini ve milli değerler, Batılıların bile tahayyül edemeyeceği şekilde tahrip edilmiştir.

1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 2. maddesindeki “Türkiye Devleti’nin dini din-i İslâm”dır…” maddesi 1928’de yapılan değişiklikle çıkartılmıştır. Eğitimdeki “Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması”, “Medreselerin Kapatılması”, “Harf İnkılâbı” ve “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” da Batı’ya karşı kompleksin sonucudur. “Şapka ve Kıyafet İnkılâbı” ile “Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik” de bu kompleksin dışa vurumudur.

“Harf İnkılâbı” ile yüzlerce yıllık tarihimiz bir günde yok edilerek Yunan/Latin alfabesi kabul edilmiştir. Geri kalmışlığımız Arap harflerini kullanmamızdan kaynaklanıyor vehmine kapılan sözde aydın ve yöneticiler, el birliğiyle Yunan/Latin alfabesini dikte etmiştir. Sonraki yıllarda “Harf İnkılâbı”na tepkilerin yükselmesi üzerine “Arap harflerin zor ve anlaşılmaz olduğu” edebiyatı yapılmış, sanki Harf İnkılâbı’yla Arap harflerinin terk edilip, yerine Türk alfabesinin tercih edildiği algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu algı öyle bir hal almıştır ki sanırsınız ki Arap alfabesi yerine Göktürk alfabesi kabul edilmiş!.. “Arap alfabesi” söylemi de algı yönetimidir. Çünkü bu alfabe İslâm ve Kur’an harfleridir, evrenseldir.

Bu da yetmiyormuş gibi, sanki daha önceki kanunlarımız medeni değilmiş gibi adına “Medeni Kanun” denilerek, “İslam Hukuku” devre dışı bırakılmış, yerine Batı’dan ithal edilen kanunlar monte edilmiştir. 22 Nisan 1926’da kabul edilen Borçlar Kanunu İsviçre’den, 1 Mart 1926’da kabul edilen Ceza Kanunu İtalyan’dan, 1927’de yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu İsviçre’den, 4 Nisan 1929’da Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu da Almanya’dan alınmıştır. Deyim yerindeyse Batı’dan devşirme karma bir anayasa oluşturulmuştur.

Cumhuriyet döneminde, Batı taklitçiliği ve Batı kompleksinin bir tezâhürü olarak tepeden tırnağa her şeyimiz değiştirilmiş ve Batı’ya uyarlanmıştır. Sözde Cumhuriyet aydın ve yöneticileri, bu necip milletin geçmişle olan rabıtasını tamamen kesmek ve Batı’nın parçası haline getirmek için her türlü gayreti göstermiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?