Uyanıklık mı, vicdan çoraklaşması mı?

Ülkemize yönelik operasyon birdenbire dolarda yüzde 40’tan fazla artışa yol açtı. Bunun anlamı paramızın o oranda değer kaybetmesi, dış borçlarımızın da TL cinsinden durduk yerde artışı idi. Bereket belli bir süre sonra dolarda gerileme başladı. Gelinen noktada dolar makul seviyelere inmiş olmasına rağmen, dolardaki yükseliş bahane edilerek fiyatlara yapılan zamanlar nedense yerinde sayıyor. Bir başka ifadeyle, “Dolar indi, zamlar kaldı”. Birdenbire yüzde 50, hatta yüzde yüz ürünlere yapılan zamlar eğer dolardaki yükseliş ile ilgiliydi ise doların gerilemesi ile birlikte yapılan zamların geri çekilmesi gerekirdi. Bunun için devletin çağrı falan yapmasına da gerek yoktu, olmamalıydı. Çünkü zamları biraz frenlemek, piyasayı sakinleştirmek için hükümetin başlattığı, “Enflasyonla topyekûn mücadele” de istenen sonucu vermedi. Eğer, dolardaki yükselişe paralel bir fiyat artışı yapılmış olsaydı, yani bazı tipler sattıkları malın yerine yenisini koyamama endişesinden dolayı fiyatları artırmış olsalardı, doların gerilemesi ile birlikte nasıl ki, fiyatları kendiliklerinden artırdılar ise birlikte geri çekmeleri gerekirdi. Bunlar olmadı. Yani dolar indi ama zamlar kaldı.

Ortaya çıkan bu manzara medyada, “Enflasyonla topyekûn mücadele uyanıkları” başlığı altında yer aldı. Bu konuya köşemde günler öncesinden dikkat çekmiş, yüzde on indirim ya da enflasyonla topyekûn mücadele kampanyasına yer alan bazılarının önce yüzde 50 hatta yüzde 100 zam yaptıklarını, ondan sonrada fiyatlarında yüzde 10 indirime gittiklerini belirtmiş, olayın örneklerini vermiştim. Yani, hükümetin başlattığı enflasyonla mücadeleye destek vermekten çok, kazancı artırmak söz konusuydu. Meseleye bu açıdan bakıldığında ortaya çıkan samimiyetten uzak tutum bazı gazetelerde belirtildiği gibi uyanıklık olarak nitelendirilse de, aslında ortada uyanıklıktan çok köşe dönücülük, vicdan kararması vardır. İnsanları aldatmak söz konusudur.

Bu bakımdan köşe dönücülüğü uyanıklık olarak nitelendirerek bu tip fırsat düşkünlerini aklamamak gerekir. Bunun sebepleri üzerinde durmak, insanları bu tür yollara iten saikleri tespit etmek gerekiyor. Aslında bunun için fazla araştırmaya gerek yok. Düşünme yetisini kaybetmemiş herkes bilir ki paranın putlaştırıldığı, materyalist anlayışın hâkim olduğu ülkelerde ister istemez tek ölçü para, insanı saygın kılan tek vasıtada para haline getirilince ister istemez manevi değerler zayıflıyor. Manevi değerlerin zayıflaması beraberinde vicdan kararması, Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle vicdan çoraklaşmasını getiriyor. Öyle ise bu vicdan kararmasını önleyecek adımların atılması, insanımızın manevi değerlerle donatılması gerekiyor. Yani öncelikli olarak manevi kalkınmanın sağlanması şart. Sadece daha çok kazanmak için milyonlarca dar ve sabit gelirliyi sıkıntıya sokmanın manevi sorumluluğunu yüreğinde hisseden fertlere ihtiyaç var. Bu sağlanamadığı sürece her ferdin peşine bir polis taksanız bile yasalara uygun davranmalarını sağlayamazsınız.

Hatırlanacağı gibi, fiyatlardaki hızlı artışın önüne geçmek için devlet topyekûn harekete geçerek piyasada yoğun bir denetim başlattı. Başlattı da ne oldu? Dolar inerken fiyatların inmesi sağlanabildi mi? Aynı zamana denk gelen bir başka husus da trafik denetimlerinin hızlandırılması, özellikle büyükşehirlerde dolmuşların ayakta yolcu almalarını engellemeye dönük kontroller başlatılmıştı. Ama onunda heyecanı biranda sönüp gitti. Yine dolmuşlar istedikleri yerde duruyor, yine 14 kişilik arabalara 25-30 kişi almayı sürdürüyorlar. Kısacası, zabıtaların esnafa yönelik kontrolleri, polislerin trafik kontrolleri zayıflamaya başladı.

Anlık heyecanlarla bir takım yasaların varlığının hatırlanması ve yasalara uymanın sağlanması çabaları bir süre sonra unutuluyor. Bu bakımdan öncelikli olarak insanımızın yüreğinde oluşacak kendi kendini kontrol mekanizması, bir baka ifadeyle vicdanların çoraklaşmasını engellemek gerekiyor. Bu olmadığı sürece polisin görmediği yerde her türlü usulsüzlüğü yapmak açıkgözlük olarak nitelendirilmeye devam edilecektir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?