Ne bitmez ülkeye hizmet azmidir bu!

Bismillahirrahmanirrahim;

Bu ne bitmez azim ve gayret Yarabbi! 4 partileri kapatıldı. Nice badirelerden geçtiler. İhtilaller, darbeler onları sindiremedi. Zorluklardan yılmadılar. Her düşüşten sonra yeniden ayağa kalkmayı bildiler. Onlar “dünyalığa” aldanmadılar. “Fani bedene kefen gerektir” diyerek yollarına devam ettiler. Bir serdengeçti misali. Bu iman ve azmi kimse yenemez!

Manevi sorumluğunu bilen bir insan, mazlumların ahı göklere yükselirken buna seyirci kalabilir mi? İnsanlığın sigortası İslam âlemi parçalanırken, kişisel hesapların peşine düşülebilir mi? Irkçı emperyalizm temiz ve masum insanları yutmayı planlarken, insan vicdanı bu zulmü onaylar mı? Siyonistler dünyayı yangın yerine çevirirken; eli, kolu, dili bağlı beklenebilir mi?

Dünya hangi büyük sıkıntıyı yaşarsa yaşasın; çıkış yolunu bilerek insanlık için fedakârlık yapanlar varsa; kurtuluş ümidi sonuna kadar açık demektir. Erbakan Hoca kurtuluş meşalesini yaktı. İnsanlığın saadet ve huzurunu amaçlayan Milli Görüş davasını başlattı. Bir ömür çalıştı. Plan ve programını çizdi. Nasıl uygulanacağını göstererek öğretti ve dünyadan göçtü.

Sokrat’ın idama giderken son sözü şuydu: “Bu iş ne benimle başladı; ne de benimle sona erecek!” Hak ve adaletin temsilcisi Milli Görüş hareketi de Erbakan’la başlamadığı gibi; Erbakan’ın vefatıyla sona ermez. Erbakan Hoca, hakkın üstün gelmesi için insanları uyardı; cihat etti; önemli ölçüde kapıları araladı. Milli Görüş’ü dava arkadaşlarına emanet etti. Milli Görüşçülerin bitmeyen azim ve gayretleri bu yüzden!

SAADET MÜJDELERİ

Milli Görüşçüler zor ve sıkıntılı dönemlerde bile çalışmayı bırakmadılar. Geçtiğimiz hafta sonu Ankara ve Konya çok önemli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Saadet Partisi Ankara’da İl Başkanları ve Genel İdare Kurulu (GİK) toplantılarını icra etti. Konya’da Milli Görüşçü Kuruluşlar’ın (MİLKO) şube başkanları bir araya geldi; çalışmaları birlikte müzakere ettiler. 17 MİLKO kuruluşu aylık toplantılarını gerçekleştirdi. Büyük bir salonda, halkın da katıldığı, MİLKO genel başkanlarının konuşmacı olduğu “Hak ve Adalet Konferansı”nı yaptılar.

Saadet Partisi yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Şehircilik ve yerel hizmetlerde “marka” olmuş efsanevi Milli Görüş belediyeciliğini yeniden halkın hizmetine sunmayı amaçlıyorlar. Rüşvetin, yolsuzluğun, israfın olmadığı bir belediyecilik anlayışını. “Rüşvet alan da veren de mel’undur” sözünü belediyelerin girişine asmayı azmetmişler.

Saadet Partisi ibadet aşkıyla halka hizmet etme heyecanını yaşıyor. Titiz bir çalışmanın içindeler. Adaylarda aradıkları ilk şart “ehliyet ve liyakat”. “Kazanacak aday” üzerinde ısrarlılar.

Genel Başkan Temel Karamollaoğlu belediye başkan adaylarında aradıkları şartları açıkladı: “İllerinde, ilçelerinde sevilen, sayılan, dinamik, doğruyu söylemekten çekinmeyen, adaletten yana olan, kendi çıkarı yerine mazlumlara hizmeti düşünen isimler üzerinde çalışıyoruz.”

Saadet Partisi 50 kadar uzmanla birlikte “Sorun ve Çözümleriyle Şehircilik Çalıştayı”nı gerçekleştirdi. Çıkan sonuçları kitaplaştırdı. Şehir ve beldelerin “yaşanabilir” hale getirilmesinde kararlılar.

MİLLİ GÖRÜŞÇÜ VAZGEÇMEZ

Saadet Partililer, karşılarına çıkarılan bunca engellere rağmen bu heyecan ve azmi nereden alıyorlar? Önce, inancımız “adaletli yönetici”yi yüceltiyor. “İnsanların hayırlısı insanlara hizmet edendir” anlayışına sahipler. Hz. Peygamberin (s.a.v.) on binlerce sahabesi içinde derecesi en yüksek olan ilk dördü yönetici!

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan yılmayan, vazgeçmeyen, hedefe kilitlenen kararlı bir çalışma temposu ortaya koydu. Şu anekdot bu heyecanı anlatmaya yetiyor:

Erbakan Hoca’nın siyasi çalışmalarının ilk yıllarıydı. Konya’daki bir programa yetişmek için birkaç arkadaşıyla Ankara’dan helikopterle yola çıktılar. Yolda şiddetli fırtına yüzünden helikopter zorunlu iniş yaptı. Yanındakiler, “Hocam, geri dönelim!” dediler. “Hayır!” dedi Hoca; “Ana yola çıkacak, yola devam edeceğiz.”

Karşıdan gelen bir aracı durdurdular. Şahin arabasıyla Ankara’dan gelen bir kişi. Aracını yeni almış, Konya’ya götürüyor. Koltuklarının naylonları bile sökülmemiş. Araç sahibi, “Siz kimsiniz?” dediğinde, “Erbakan Hoca’nın helikopteri fırtınaya tutuldu; iniş yaptı; bundan sonrasını sizinle gitmek istiyoruz” dediler.

“Bir şartla” dedi, adam! “Aracımda sizin fotoğrafınızı çekeceğim.” “Bu kolay!” dediler ve “Niçin bunu istediğini” sordular. Adam dedi ki: “Konya’ya vardığımda, Erbakan Hoca gökten indi, benim arabama bindi, diyeceğim. Resim olmazsa inanmazlar!”

İşte, Milli Görüş hareketi bu kararlılık ve fedakârlılıkla bugünlere geldi. Böyle bir dava kararlılığı sürdürenlerin emekleri boşa gitmez; bir gün mutlaka hedefine ulaşır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?