İran’a ambargo, Arap NATO’su ve ABD’nin terörist seviciliği!..

Artık açıkça görülüyor ki, ABD’nin terörist seviciliği değişmeyecek. Sadece, terör örgütlerinin isimleri değişecek. Kısacası, ABD bölgeye vermek istediği şekli terör örgütlerini maşa olarak kullanarak halletmek istiyor. Bu bakımdan öncelikli olarak Türkiye’nin artık ABD’den dost ya da müttefik gibi sıfatlarla bahsetmemesi gerekiyor. Özellikle de terör örgütlerine verdiği desteği kesmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Tüm bunları iki gün önce PKK terör örgütünün sözde üç yöneticisinin yakalanmasına yardımcı olanlara ödül verileceğinin açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’ın, “PYD’ye destek, PKK terörüne destektir” değerlendirmesinin ardından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’in yaptığı açıklama adeta, “Siz nasıl düşünürseniz düşünün bizim bakışımız değişmeyecektir” anlamına geliyordu.

Jeffrey’in, “PKK elebaşlarına ödül kararı YPG’ye verilen destekle çelişkili değil mi?” sorusuna verdiği, “PKK’ya ilişkin pozisyonumuz net. PKK’nın aksine YPG’yi terör örgütü olarak tanımıyoruz. Bunu hiçbir zaman yapmamıştık” sözlerinin ne anlama geldiğini sanıyorum izaha bile gerek yok. Bu değerlendirmede gösteriyor ki, ABD terör sevicilikten vazgeçmeyecektir.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey daha sonra sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Türkiye’nin güvenlik endişelerini anlıyoruz. YPG ve PKK arasındaki bağlantılara ilişkin endişeleri var. Bu yüzden dikkatli davranıyoruz. Öncelikle ne yaptığımız neden yaptığımız konusunda bilgilendiriyoruz.”

Görünen o ki, Türkiye’nin güvenlik endişelerini bilmelerine rağmen bildiklerinden şaşmıyorlar, şaşmayacaklar. Neleri, niçin yaptıkları konusunda Türkiye’ye bilgi vermekle Türkiye’nin endişeleri ortadan kalkmıyorsa bu bilgilendirmenin anlamı olabilir mi? Kaldı ki, Türkiye sadece güvenlik endişelerini dile getirmekle yetinmiyor, ısrarlı bir şekilde YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu vurguluyor ve bu konuda Türkiye’nin sahip olduğu her türlü bilgiye ABD’de sahip. Buna rağmen Türkiye’ye yönelik, “Siz YPG’yi terör örgütü olarak değerlendiriyorsunuz ama biz o görüşte değiliz” demenin ciddiyetle bir izahı olabilir mi?

Kaldı ki, bölgemizi karıştıran, bir terör bataklığına çeviren ABD’nin İran’a yönelik uygulamaya koyduğu ambargo da düşünüldüğünde bölgemizi sadece terör örgütleri ile dizayn etmekle yetinmeyip bölgemizde devletler arasında bir çatışmayı ateşlemenin peşinde olduğunu söylemek de yanlış olmaz.

Diyelim ki İran’a yönelik ambargo konusunda böyle bir tehlike söz konusu olmayabilir, peki İran’a yönelik oluşturulmakta olduğu ileri sürülen Arap NATO’su bölgede ne yapacak? Hani ülke hangisine karşı harekete geçecek/geçirilecek? Bunun da ötesinde İran’a karşı oluşturulduğu söylenen Arap NATO’su ne iş yapacak? Eğer İran’a karşı terbiye silahı olarak kullanılacaksa bu bölgemizin tam bir kaosa sürüklenmesi anlamına gelmeyecek mi? Tüm bu gelişmeler ABD’nin bölgemizde sorunların çözümüne katkıda bulunması değil, gerginliği körüklemek için adımlar attığını göstermeye yetmez mi? Kaldı ki, Irak’ın işgalinin ardından oluşturulan Kürt bölesi yetmiyormuş gibi bu ülkede ABD’nin oluşturduğu üslerde on binlerle ifade edilen askerlerinin bulunduğu, Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ondan fazla üs kurduğu da bilinirken bu üsler ne yapacak? Doğrudan çatışmalara girmese bile terör örgütlerinin eğitimi ve silahlandırılması için kullanılmayacak mı, kullanılmıyor mu?

Sonuç olarak bölgemiz ve özellikle ülkemiz ABD tehdidi altında. Bu bakımdan kendi içimizde tam birlik oluşturma mecburiyeti vardır. Bir takım oy hesapları ile toplumu ayrıştırıcı üslup kullanmaktan vazgeçilmesi gerekiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?