Cargill’le iki gün!

Geçtiğimiz hafta iki günümüz Cargill’in iki üst düzey yöneticisiyle birlikte geçti. Ankara, İstanbul ve Bursa’dan gelen gazeteci arkadaşlarla birlikte Cargill’in Bursa Orhangazi’deki fabrikasını da görme imkânımız oldu. Şeker pancarı tarafında Özelleştirme İdaresi’nin ‘hileli fabrika devri’ ve bazı fabrikalara geçilen ‘özel kıyakları’ tartışırken, bu program sayesinde nişasta bazlı şekerler tarafında da neler olup bittiğiyle ilgili bilgilerimizi güncelleme fırsatı bulduk.

Özellikle şeker fabrikalarının özelleştirme sürecinde Milli Gazete tarafından ortaya çıkarılan ‘Cargill Raporu’ haberlerimiz NBŞ tarafında ciddi görüş ayrılıklarını gündeme getirmiş. Burada bir parantez açmak istiyorum. Malumunuz o dönem bu haberlerimizden dolayı fabrikaların özelleştirmesine karşı kamuoyunda ciddi bir tepki oluşmuştu. Hükümet de bu tepkiyi kırmak için beklenmedik bir anda nişasta bazlı şekerlerin yüzde 10 kotasını yüzde 5’e düşürmüştü.

Yani o dönem yaptığımız haberler, fabrikaların yanlış bir özelleştirme ile satılmasını engelleyemedi ancak NBŞ kotasının düşürülmesinde önemli rol oynamıştı. Buradaki kota indirimi de söylendiği gibi halkın sağlığı veya pancar üretimine yönelik değil tamamen ‘fabrikaların satışını kolaylaştırmak’ için yapılmıştı. Parantezi kapatarak konumuza dönelim.

Özelleştirme sürecinde ‘Cargill Raporu’ üzerinden yapılan haberler, Cargill ile diğer Amylum, Pendik Nişasta, Tat Nişasta ve Sunar ile bu şirketlerin üyesi oldukları Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD)’de derin görüş ayrılıklarına neden olmuş. NÜD ve 4 firma kendilerine sorulmadan böyle bir rapor hazırlanmasına tepki gösterirken, Cargill ise NBŞ’ye karşı yapılan tartışmalara NÜD ve 4 firmanın sessiz kalmasına tepki göstermiş.

Bu görüş ayrılıklarından dolayı Ülker’in Cargill ile ortak olduğu Pendik Nişasta NÜD’den ayrılmış. Hatta Ülker’in Pendik Nişasta’taki hisselerini satarak Cargill ile ortaklığını tamamen bitireceği konuşuluyor. Diğer yandan uzun yıllar NÜD’ün Başkanlığını yapan Rint Akyüz hem bu görevinden hem de Amylum’daki görevinden ayrılmış. NÜD’ün Başkanlığına Amylum’dan İsmail Başaran getirilirken, sıkıntıların bitmediği yakında sektördeki iki yerli firmanın da (Tat Nişasta ile Sunar) dernek üyeliğinden ayrılacağı kaydediliyor. Bu iki şirketinde ayrılması durumunda NÜD’de sadece iki Amerikan firması, Cargill ile Amylum kalmış olacak.

Mevcut NBŞ kota dağılımında da pastanın büyük bölümü bu iki firmasının elinde bulunuyor. Cargill’in Pendik Nişasta’daki ortaklıktaki payı ile birlikte düşünüldüğünde bu iki Amerikan şirketi, NBŞ kotasının yüzde 82’sini elinde bulunduruyor. Sektördeki yerli firmalardan Tat Nişasta’nın yüzde 6, Sunar’ın ise yüzde 4 gibi düşük bir kota hakkı bulunuyor.

Cargill ile diğer firmalar arasında yaşanan görüş ayrılıkların altında pek dillendirilmese de bu kota dağılımı da yatıyor. Özellikle yerli firmalar burada adil bir dağılımın olmadığını düşünerek NBŞ’deki kota tahsisinin yeniden düzenlenmesini istiyor.

NBŞ’de kotalı üretim yapan firmalar ile üyesi oldukları NÜD tarafında bunlar yaşanırken, bir de kota hakkı bulunmayan yani tamamen ihraç amaçlı üretim yapan firmalar var. O tarafta da ciddi bir hareketlilik söz konusu. Kotasız NBŞ üretimi yapan; Ak Nişasta, Beşan Nişasta, GSF Nişasta ve Omnia Nişasta Anadolu Nişastacılar ve Glikoz Sanayicileri Derneği (ANGSAD) çatısı altında örgütlenmiş durumda. NÜD’ün karşılığı olarak kurulan bu dernek, bütün NBŞ üreten firmaları tek çatı altına toplamayı amaçlıyor. Ancak Cargill’in karşı duruşu buna müsaade etmiyor. Fakat NÜD’deki iki üyenin; Tat Nişasta ile Sunar’ın geçtiğimiz aylarda ANGSAD’a da üye olması, NBŞ sektöründeki görüş ayrılıkların hangi boyutlara geldiğini net bir şekilde gösteriyor.

ANGSAD üyesi firmalar, mevcut kotadan hak talep etmezken, glikozun NBŞ kotasından çıkarılmasını talep ediyorlar.

NBŞ sektöründeki firmalar ve üyesi oldukları derneklerde yaşananlarla ilgili anlattığım tablo bize neyi gösteriyor?

İki Amerikan firması Cargill ile Amylum NÜD tarafında kalırken, yerli firmalar ise ANGSAD tarafında birleşmiş olacaklar. Mevcut NBŞ kotasının neredeyse tamamına yakınının iki Amerikan şirketinde olması kotaya yönelik tepkileri daha belirgin hale getirecek. Ve burada çözüm olarak mevcut kotanın yeniden paylaşımını yapmaktan ziyade glikozun kota kapsamına çıkarılması görülüyor. Bunun da zemini yavaş yavaş hazırlanıyor.

Bunun için şekerdeki tartışmaların biraz küllenmesi bekleniyor. Fakat Özelleştirme İdaresi’nin şeker fabrikalarının özelleştirmesini eline yüzüne bulaştırması ve Bor Şeker Fabrikasının devrinde ortaya çıkan ‘şaibe skandalı’ şekerdeki tartışmaların gündemden düşmesine fırsat vermiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Sadettin İnan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?